israil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
israil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Nisan 2017 Çarşamba

Kardeş Suriye ordusundan, BOP'un patronu Siyonist İsrail'in istihbaratına darbe | Akademi Dergisi

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, Suriye, suriye ordusu, neşra haber ajansı, telul hamr, beyt cin, el-harmun, iyad muru, israil,


İsrail hesabına casusluk yapan 4 kişinin Suriye ordusu tarafından pusuya düşürülerek öldürüldüğü bildirildi. Neşra haber ajansının bildirdiğine göre, Suriye ordusuna mensup bir birlik, Kuneytra’ya bağlı Hıdır beldesindeki savunma komitelerinin desteği ile İsrail hesabına casusluk yapan 4 kişiyi ölü olarak ele geçirdi.

Haberde söz konusu kişilerin Telul Hamr, Beyt Cin hattında pusuya düşürülerek öldürüldüğü bildirildi.

Öldürülen 4 kişi arasında el-Harmun birliği adlı bir grubun komutanlığını da yapan İyad Muru adlı bir şahsın da bulunduğunun belirtildiği haberde İyad Muru’nun daha önce birçok defa İsrail sınır kontrol noktalarında görüldüğü bildirildi.

21 Nisan 2017 Cuma

İşte yine oldu: Suriye BOP hizmetkarı teröristleri sıkıştırdı, İsrail füzeleri ile Suriye ordusunu vurdu | Akademi Dergisi

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, haberözel.tv, Suriye, Projesi (BOP), büyük israil projesi, israil, füze saldırısı,


Suriyeli askeri kaynakların Sputnik'e verdiği bilgiye göre, İsrail uçakları Kuneytra'daki Suriye birliklerine füze saldırısı gerçekleştirdi.

Suriyeli askeri kaynak, "İsrail'e ait düşman uçakları, yerel saatle 18:45'de, işgal altındaki Golan tepelerine yakın bir bölgeden ordumuzun bulunduğu noktalara iki füze fırlatmıştır. Saldırı, maddi hasara neden oldu" dedi.

Kaynağa göre saldırı, Suriye ordusunun teröristleri Kuneytra'da püskürtmekte olduğu bir sırada gerçekleşti. Suriyeli askeri kaynak, "Bu eylemler, Silahlı Kuvvetleri'in İsrail'e yakın terörist gruplarla mücadelesini durdurmayacak" ifadelerini kullandı.

İsrail son olarak 17 Mart'ta bir saldırı gerçekleştirmiş ve bölgedeki tansiyon yükselmişti.

22 Nisan 2016 Cuma

Ruslar, Yahudilere ve Büyük İsrail Projesine karşı | Akademi Dergisi

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, israil, büyük israil projesi, vladimir putin, binyamin netenyahu, suriye, rusya, reuven rivlin,

ATEŞ ETTİLER

İsrail’in Yedioth Ahronoth gazetesi, Suriye’deki Rus askeri güçlerinin, İsrail savaş uçaklarına iki kez ateş ettiğini yazdı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Moskova’yı ziyaret edip Rusya ile askeri işbirliğini artırmaya çalıştığı bir dönemde Yedioth Ahronoth gazetesi önemli bir iddia ortaya attı. İsrail gazetesi, Suriye’deki Rus askeri güçlerinin iki kez Suriye üzerinde uçan İsrail savaş uçaklarına ateş açtığını yazdı.

Gazetenin iddiasına göre, İsrail Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin olayı 15 Mart’taki Moskova ziyareti sırasında Rusya’ya iletti ancak, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin bu durumdan haberi olmadığını söyledi.

Ülkenin önde gelen haber kanallarından Kanal 10 da, Rus savaş uçaklarının Akdeniz kıyısında uçan İsrail jetlerine yaklaştığı haberine yer verdi. 

Haberde uçaklar arasındaki yakınlaşma sırasında iki taraf arasında temasın gerçekleşmediği belirtildi.

Reuters’ın bu konudaki görüşünü sorduğu İsrail ordu sözcüsü ise yorum yapmayı reddetti. İsrail daha önce de Suriye’deki Hizbullah hedeflerini defalarca vurmuş ve Esed bahanesi ile Suriye'nin de BOP'a yani Büyük İsrail projesine hazırlanmasını, işgal edilmesini sağlamaya çalışmıştı. 

Geçtiğimiz yıllarda da dünyadaki pek çok basın organında, Rusların Suriye'yi Akdeniz'den korumaya aldığı ve İsrail'in Dolphin tipi nükleer denizaltılarını vurup Akdeniz sularına gömdüğü iddia edilmişti.

Moskova’yı ziyareti sırasında Binyamin Netanyahu da “Buraya tek bir amaçla geldim, gereksiz meydan okumalar ve yanlış anlaşmalardan kaçınmak için güvenlik koordinasyonu ve işbirliğini geliştirmek” açıklamasını yapmıştı. 

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de İsrail Başbakanı’nın ‘kaygıları’ için “Bunlar anlaşılabilir nedenler, bölgedeki durum çok karmaşık” yorumunu yapmıştı.

İsrail yaklaşık iki senedir, elindeki her kartı kullanarak Rusları, Büyük İsrail projesine mani olmamaları için ikna etmeye çalışıyor. Bu çerçevede sürekli olarak Putin'in ayağına gidiyorlar.

27 Ocak 2016 Çarşamba

İsrail Savunma Bakanı Ya'alon, Turkiye IŞİD'i finanse ediyor! | Akademi Dergisi

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, israil, moshe ya'alon, türkiye, ışid, petrol kaçakçılığı, terörist, Terör Örgütü, panayotis kammenos, atina, suriye sorunu, gizlenen gerçekler,

İsrail Savunma Bakanı Ya'alon:

➥ Türkiye IŞİD'i finanse ediyor İsrail Savunma Bakanı Moshe Ya'alon, Türkiye'nin uzun süre IŞİD'i gayri resmi yollardan petrol alımı yoluyla finanse ettiğini iddia etti. Ya'alon, "Türkiye, yasadışı petrol, silah, insan ve mülteci kaçakçılığı ile IŞİD teröristlerine izin veriyor" suçlamasında bulundu.

Atina'ya resmi bir ziyaret gerçekleştiren İsrail Savunma Bakanı Ya'alon, Türkiye'yi IŞİD'i desteklemekle suçladı. İsrailli Bakan,

➥ "IŞİD, uzun bir süre petrol karşılığında Türk parasının zevkini sürdü" dedi. 

Yunan Savunma Bakanı Panayotis Kammenos ile görüşmesinin ardından ortak basın toplantısında tepki çekecek açıklamalarda bulunan Ya'alon, Türkiye'nin İsrail ile ilişkilerinin normalleşmesi önünde engel teşkil edecek ifadeler kullandı. Ya'alon,

➥ "Türkiye, Türk hükümeti ve Türk liderleri, terörle mücadele konusunda işbirliği yapmak isteyip istemediğine karar vermeli. Şimdiye kadar böyle bir şey olmadı." ifadelerini kullandı. Savunma Bakanı;

➥ "Türkiye, yasadışı petrol, silah, insan, mülteci kaçakçılığı ile IŞİD teröristlerine izin veriyor." iddiasında bulundu.

"YETERLİ KANIT VAR"

Türkiye'yi IŞİD'e destek ve finansal olanak sağlamakla suçlamak için yeterli kanıt olduğunu öne süren Ya'alon, Türkiye'nin terörü desteklemeye son vermesini istedi. Ya'alon, 'terör örgütü' olarak nitelendirdiği Hamas yetkililerinin de İstanbul'da misafir edilmesini eleştirdi. İsrail Savunma Bakanı Moshe Ya'alon, Atina'da Yunan Savunma Bakanı Panayotis Kammenos ile bir görüşme yaptı. Görüşmede iki ülke arasındaki stratejik askeri işbirliğini daha da ileriye taşımayı öngören protokole imza konuldu. İki yıldan bu yana askeri ve ekonomik işbirliği konusunda bahar havası yaşayan Atina ve Tel Aviv, son ziyaret ile birlikte askeri işbirliğini eğitim, Akdeniz'de ortak tatbikatlar, terör konusunda bilgi paylaşımı, savunma sanayi alanında ortak projeler gibi alanlarda daha da ileri taşıma konusunda mutabakat sağladı. Taraflar yılda iki defa bir araya gelme konusunda da anlaştı. 

28 Mart 2014 Cuma

Suriye Türkiye’yi BM’ye şikayet etti. Gerekçe El Kaide terör örgütüne yardım ve yataklık

Suriye Türkiye’yi BM’ye şikayet etti. Gerekçe El Kaide terör örgütüne yardım ve yataklık
Suriye Türkiye’yi BM’ye şikayet etti. Gerekçe El Kaide terör örgütüne yardım ve yataklık
Suriye, Türkiye’yi El Nusra örgütü dahil olmak üzere ülkenin kuzeyindeki silahlı gruplara askerî destekle suçladı. Son birkaç gün içinde BM’ye Türkiye ve İsrail ile ilgili yedi resmî mektup iletildiği bildirildi.

Suriye'nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Beşar El Caferi, Türk ordusunun Lazkiye kırsalının kuzeyinde silahlı terör gruplarının eylemlerine askerî örtü sağladığı‘ iddiasında bulundu.
Suriye Arap Haber Ajansı SANA'da yer alan habere göre, El Caferi, BM’nin New York’taki merkezinde düzenlediği basın toplantısında İsrail’in de ateşkes bölgesi ve civarında ‚teröristlere‘ destek ve kolaylık sağladığını öne sürdü. El Caferi, son birkaç gün içinde BM Genel Sekreteri, Güvenlik Konseyi Başkanı ve üyelerine Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyinde ve İsrail'in de ateşkes bölgesi ve civarında bulundukları ihlâller konusunda yedi resmi mektupla dikkat çektiğini belirtti.
'İlk kez aleni destek'

27 Mart 2014 Perşembe

Ermenistan Meclis Başkanı, Suriye’deki Ermeniler için can güvenliği talep etti

Resim yazısı ekle


Ermenistan Meclis Başkanı Ovik Abramyan, Suriye’de muhalifler tarafından Ermenilerin yoğun olarak ikamet ettiği Kesap bölgesine yapılan saldırının, Türkiye topraklarından yönlendirildiğini ifade etti.

Perşembe günü NATO Parlamenter Meclisi Siyasi Komisyonu Başkanı Jose Lelo ile görüşen Ovik Abramyan, “Kesap’a yapılan saldırı bir NATO üyesi olan Türkiye’den yapıldı. Etnik azınlıkların haklarını korumak ve Kesap Ermenilerinin can güvenliğini sağlamak için uluslararası toplumun sesini yükseltmesi gerekir diye düşünüyorum” dedi.

NATO Parlamenter Meclisi heyetinin Ermenistan Dışişleri Bakanı Eduard Nalbandyan ile yaptığı görüşmede de Kesap olaylarını değerlendirildi.

Suriye: İsrail ve Türkiye, Suriye'yi savaşa kışkırtıyor

Suriye: İsrail ve Türkiye, Suriye'yi savaşa kışkırtıyor
Suriye: İsrail ve Türkiye, Suriye'yi savaşa kışkırtıyor


Suriye’nin Rusya Büyükelçisi Riad Haddad, İsrail ve Türkiye’nin Suriye’ye karşı gerçekleştirmekte oldukları faaliyetlerin, ülkenin toprak bütünlüğünü ve ulusal egemenliğini tehdit ettiğini, bu sebeple Şam Hükümeti’nin söz konusu eylemlere cevap verme hakkının bulunduğunu söyledi.

14 Aralık 2013 Cumartesi

ÖSO içinde MOSSAD ajanları - MOSSAD'ın kadın ajanı


Mossad’ın Türkiye’deki kadın ajanına üstün başarı ödülü verildi

İyi de:

MOSSAD’ın ödül verilen Türkiye’deki KADIN AJANI “üstün başarı”lı olmak için TÜRKİYE'DE neler yaptı ?

İsrail’de geçen hafta çok ilginç bir ödül töreni vardı. İsrail Cumhurbaşkanı Shimon Peres, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve MOSSAD Başkanı Tamir Pardo’nun (Kökenleri Osmanlı’da devlet memuru olarak görev yapan Sehor Pardo’ya kadar dayanır) katılımlarıyla düzenlenen törende MOSSAD’ın 12 kadın ajanına “üstün başarı ödülü” verildi. Ödül törenini ilginç kılan detay ise ödül alan kadın ajanlardan birinin Türkiye’de görev yapmasıydı.

11 Ekim 2013 Cuma

Sabetayist Adnan Oktar çetesi, Esad'a karşı Türk-İsrail ittifakı kurmak istiyor ve kedicikler konuşuyor.

aylin kocaman
aylin kocaman

[Köşeli parantez içindeki eklemeler Akademi Dergisi tarafından yapılmıştır.]
Adnan Hoca'nın "kedim" diye seslendiği Aylin Kocaman İsrail haber sitelerinden Jerusalem Online sitesine roportaj verdi.
Rachel Avraham tarafından yapılan röportaj "Esad'a karşı Türk-İsrail ittifakının kurulması gerekir" başlığı altında verildi.
Röportajda Aylin Kocaman, Türkiye-İsrail ittifakının Esad için çok büyük bir tehlike arzedeceğinden bahsederek, Suriye için alınması gereken ilk tedbirin, Türkiye liderliğinde oluşturulacak "İslam Barış Gücü" nün ABD ve diğer batılı ülkelerin desteğini de alarak Suriye'ye yardım amaçlı girmesi olduğunu ifade etti. [Asil kadrosunun tamamının Sabetayist Yahudiler ve diğer çift kimlikli kripto Yahudiler olduğunu isim isim ispat ettiğimiz ve nihayet uzunca inkar süresinden sonra, Lider Adnan Oktar'ın da gerçekte bir gizli Yahudi olduğunu itiraf etmek zorunda bıraktığımız bir çetenin... Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin "çete" dediği bir Adnan Oktar çetesinin, bir de İsrail basını ile böyle bir münasebete girmesi, bu kritik zamanda böyle bir gayret içine girmesi çok dikkat çekici değil mi? Bütün bunların yanına, bir de aynı çeteye mensup başka kadınların, mesela yine Sabetayist bir aileden gelen Ayşe Hüma Babuna'nın, başka birisi üzerine kayıtlı bir cep telefonu numarası kullanarak ABD büyükelçilikleri, İsrail numaraları, MİT, Terörle Mücadele Şubesi, İçişleri eski bakanı Abdülkadir Aksu'nun direkt cep numarası ve daha pek çok yerli yabancı kurum ile iletişim halinde bulunduğunun mahkeme kararı ile tespit edilmiş olduğunu göz önünde bulundurursak her halde neyin ne olduğu, kim saman altından nasıl su yürüttüğü daha net anlaşılabilir.]

Rachel Avraham'in Aylin Kocaman ile yaptığı röportaj üzerine hazırladığı analiz yazısındaki bazı bölümler şöyleydi: 

12 Eylül 2013 Perşembe

El Kaide İsrail’i korumak ve İslam dinini kötü göstermek amacı ile kuruldu

el kaide
el kaide


Barrett: El Kaide’nin Batılı gizli servisler tarafından kurulmasının daha önemli bir nedeni de İsrail’in ve Batı’nın tüm dünyadaki düşmanlarına saldırmak için bir Arap lejyonu olarak kullanılmak istenmesidir.


Kevin Barrett: El Kaide İsrail'i Korumak için Kuruldu

Bir politik analist “Batılı gizli servisler  El Kaide terörist grubunu İsrail çıkarlarını korumak ve diğer ülkelere askeri müdahalelerini meşru göstermek için yarattı” dedi.

Dr. Kevin Barrett Çarşamba günü Press TV'ye  verdiği röportajda “Teröre karşı savaşın gerçek öyküsü bize anlatıldığı gibi değil.  ABD'nin Suriye'yi El Kaide için bombalaması  gözüktüğü kadar tuhaf değildir” dedi.

Barrett bu açıklamaları Senatör Rand Paul'un “Obama'nın Amerikalılardan 11 Eylül saldırılarından 12 sene sonra El Kaide ile müttefik olmalarını istemesini” eleştirmesi üzerine yaptı.

Paul Salı günü yaptığı açıklamada Washington'un Suriye saldırı planını kastederek  “El Kaide tarafından saldırıya uğramamızın 12 sene sonrasında , 3000 Amerikalının El Kaide tarafından öldürülmesinin ardından Başkan Obama şimdi bizden El Kaide ile ittifak yapmamızı istiyor” demişti.

Usame bin Laden bir CIA ajanıydı. El Kaide, CIA ve MOSSAD tarafından kuruldu, kullanıldı, kullanılıyor.

usame bin ladin
usame bin ladin

11 Eylül sabahı, haber kanalı CNN tarafından Dünya Ticaret Merkezi'nin kulelerinden birinin alevler içindeki ilk görüntüleri yayınlanmıştı. Bunun kaza mı, yoksa bir saldırı mı olduğu henüz bilinmezken, CNN spikerleri, Üsame Bin Ladin'in bu olaydan sorumlu olabileceğin­den bahsetmişlerdi. Zamanla bu hipotez, insanî açıdan kabul edilebilir tek açıklama olarak benimsenmiştir. Böylesi barbarca saldırıların, yalnızca, medenî dünyaya tamamen yabancı olan, Batıya karşı akıl almaz bir nef­retle dolu ve elleri kanlı birisinin eseri olabilirdi.

Bu ca­navar çoktan belirlenmişti bile: ABD'nin bir numaralı düşmanı Üsame Bin Ladin. Söylenti, ilk önce "genelde iyi bilgilere sahip" veya "soruşturmaya yakın kaynaklar­ca" basına verilen gizli bilgilerle beslenmiş, Colin Powell kamuoyu karşısında Bin Ladin'i "zanlı" olarak nite­lediğinde resmileşmiş veGeorge W. Bush onu suçlu ola­rak gösterdiğinde de dogma haline gelmiştir.

Bugüne kadar bu suçlama kamuoyu önünde açıklanmamıştı. Amerikan otoriteleri, Üsame Bin Ladin'in kendilerince itiraf niteliğindeki video kasetini yayınladıklarında, bu­nun yeterli olduğunu düşünerek, ispatlama ihtiyacı duymamışlardı.

Usame Bin Ladin1, 1931'de Saudi Binladin Group'un (SBG) kurucusu olan şeyh Muhammed Bin Ladin'in elli dört çocuğundan birisidir. Suudi Arabistan'ın en büyük holdingi olan bu holding, cirosunun yarısını inşaat ve kamu işlerinde, diğer yarısını da mühendislik, gayri menkul, dağıtım, telekomünikasyon ve yayın alanların­dan elde ediyordu. Holding, İsviçre Yatırım Şirketi olan SİCO'yu (Saudi İnvestment Company) kurmuştur. Bu şir­ket de, Suudi National Commercial Bank'ın şubeleriyle birlikte birkaç şirket açmıştır. SBG, General Electric, Nortel Networks ve Cadbury Schvveppes'de önemli katı­lım paylarına sahiptir. ABD'deki sanayi faaliyetlerini, Muhammed el-Fayed'in eski kayınbiraderiAdnan Kaşık­çı temsil etmektedir. Holdingin parasal malvarlığı ise Cariyle Group tarafından idare edilmektedir.

Dr. Goebbels'in vasiyeti uygulama görevlisi, terörist Carlos'un koruyucusu ve Binladin Group'un danışmanı Nazi ban­kacı François Genoud, 1996'ya kadar Holding'in şubele­rini kurma işlerini gerçekleştirmişti. Binladin Group, Suud-Vehhabi rejiminin ayrılmaz bir parçasıdır; öyle ki çok uzun bir süre Mekke ve Medine gibi kutsal mekanların onarımının tek ve resmi müteahhidi olmuştur. Aynı şe­kilde Suudi Arabistan'daki ABD askeri üslerinin yapımı­nı ve Körfez Savaşı’ndan sonra Kuveyt'in inşaatını üst­lenmiş, Bağımsız Devletler Topluluğu pazarının büyük bir kısmını o almıştır. Şeyh Muhammed Bin Ladin'in 1968'de kaza sonucu vefatından sonra büyük oğlu Salem işlerin başına geçmiştir. Salem Bin Ladin de, 1988'de Teksas'ta vuku bulan bir uçak kazası sonucu vefat et­miştir. Artık Binladin Group, kurucusunun ikinci oğlu Bekr tarafından yönetilmektedir.


1957'de doğan Üsame, Kral Abdulaziz Üniversitesi İk­tisadi ve İdari Bilimler mezunudur. Zeki bir işadamı ola­rak bilinmektedir. Üsame Bin Ladin, Aralık 1979'da vasi­si Prens Türki el-Faysal el-Suud (1977’den 2001'e kadar Suud gizli servisleri müdürü) tarafından CIA'nın Afganis­tan'daki gizli harekatını, parasal olarak yönetmek için çağrılmıştır. On yıl içinde CIA, Sovyetler Birliği'ni başarı­sız kılmak için Afganistan'a 2 milyar dolar para yatırmış­tır; bu harekat, CIA'nın bugüne kadar gerçekleştirdiği en pahalı harekat olmuştur. Suud ve ABD servisleri, mili­tanları toplamış, bunları eğitmiş, silahlandırmış, Sovyetler'e karşı verilen savaşı bir cihad adı altında manipüle edip kullanmıştır.2Üsame Bin Ladin, bu kural dışı dün­yanın ihtiyaçlarını "el-Kaide" (tam anlamıyla "üs") siste­mi üzerinden idare etmiştir.

Rusya'nın yenilgisinden sonra ABD, Kızıl Ordu'ya kar­şı savaşmak için Arap-İslam aleminin her bölgesinden topladıkları savaş liderlerinin ve mücahidlerin eline bı­raktıkları Afganistan'a karşı tamamen ilgisiz kalmıştır. Üsame Bin Ladin, o andan itibaren CIA için çalışmayı bı­rakmış ve bu savaşçıları kendi çıkarları için bir araya toplamıştır. 1990'da Suud Krallığı'na, laik Saddam Hüse­yin mürtedini, Kuveyt'ten çıkarmak için el-Kaide'yi kullan­mayı teklif etmiştir. Suudi Arabistan'ın, Baba BushDick Cheney (o zamanlar Savunma Bakanı) ve Colin Powell (o zamanlar Genel Kurmay Başkanı) tarafından yönetilen ko­alisyonu tercih etmesinden hiç hoşlanmamıştır.

10 Eylül 2013 Salı

Bu filim Amerikan İstihbaratının yapımı; Suriye'de Guta kimyasal saldırısı



Voltairenet.org'dan Thieerry Meyssan bu analizinde Suriye'deki kimyasal saldırı hakkındaki resmi anlatıyı sorguluyor...


Batı Rasyonalitesi

Voltairenet.org

Thierry Meyssan

Sizler Tonkin Körfezi hadisesini ve Vietnam Savaşını, Kuveyt kuluçka makinelerini ve Birinci Körfez Savaşını, Racak katliamını ve Kosova Savaşını, Irak'ın kitle imha silahlarını ve İkinci Körfez Savaşını, Bingazi'ye yapılan tehditleri ve Libya savaşını sevdiniz mi? Öyleyse Guta'da sivillerin gazla öldürülmesine ve Suriye'nin bombalanmasına bayılacaksınız...

Beyaz Saray tarafından yayınlanan bir bildiride, ABD Ulusal İstihbarat Direktörü James Clapper, 21 Ağustos 2013 tarihinde Şam'ın banliyölerinde bir düzine yere düzenlenen büyük bir kimyasal silah saldırıda 1429 kişinin öldüğünü söyledi.

Fransız istihbarat servisleri, istihbarat koordinatörü Alain Zebulun'ın gizli notlarına göre, olay mahallinde araştırma yapıp kurban sayısını teşhis imkânı bulamadılar. Bununla birlikte videolarda yaklaşık 281 kurban gördüler, Fransız “sivil toplum” organizasyonu Sınır Tanımayan Doktorlar ise hastanelerde 355 kişi saymışlar.

Müttefik servislerin tümü videolara atıf yapıyor. Amerikalılar YouTube'da 100 video toplamışken Fransızların elinde sadece 47 tane var. Washington ve Paris bu videoların hepsini gerçek kabul ediyor. Bununla birlikte, bunların bir kısmı Şam saatiyle sabah saat 7'de yayınlanmış (bu durum videoların, merkezi Kaliforniya'da olan YouTube'da niçin 20 Ağustos şeklinde tarihlendirildiklerini gösteriyor), fakat neredeyse gün ortası güneşi, görüntülerin çok önceden kameraya alındığını gösteriyor.

Bütün gözlemciler kurbanlar arasındaki çocukların sayısının yüksekliğine dikkat çektiler. ABD 426 çocuk saymış, yani kurbanların üçte birinden fazlası. Fakat ne Amerikalı ne de Fransız meslektaşlarından olan başka gözlemciler, kurbanların neredeyse tamamının aynı yaşta olduğunu ve başlarında kendilerine ağlayan ailelerinden kimsenin olmayışını keşfederek oyunbozanlık yapmış oldular. Ve garip olan şey gazın çocuklarla birlikte yetişkinleri de öldürmesi gerekirken, kadınların hepsinin kurtulmuş olması.

Uydu kanallarının kurbanların resimlerini yaygın bir şekilde göstermesi Lazkiye yakınlarındaki Alevi ailelerin iki hafta önce “isyancılar” tarafından kaçıırlmış çocuklarını tanımalarına imkân sağlamış. Bunların tanınması çok uzun sürdü zira ABD, Birleşik Krallık ve Fransa'nın müttefiklerince devlete sadık köylerde (toplu mezarlarında binden fazla sivil cesedin bulunduğu) gerçekleştirilen bu katliamdan kurtulanların sayısı çok azmış.

Amerikalılar, İngilizler ve Fransızlar kurbanların sarin ya da sarin içeren bir gazla öldürüldüklerinde ittifak ediyorlar. Bulgularını, kendi servislerince toplanan örnekleri inceleyen labaratuvarlarındaki analizlere dayandırıyorlar. Bununla birlikte, kendi delillerini toplamak için olay mahalline gelen BM müfettişleri yaklaşık on gün içinde sonuçlarını açıklayacaklar. Gerçekte Amerikalı, İngiliz ve Fransızlar tarafından yapılan analizler dünyanın bilimsel toplumu için tanıdık değil, zira bunlar doku örneklerinin incelenmesi için çok daha uzun bir süreye ihtiyaç duyuyorlar.

Çocukların kimyasal zehirlenme sonucu öldürüldüğü açıksa da hepsinin gaza maruz kalıp kalmadığı kesin değil. Videolardaki ölümler esnasında beyaz bir köpük gözüküyor, fakat sarinin sarı kusmuğa neden olduğu biliniyor.

Üç Batılı güç de bu olaydaki sorumluluğu değişik oranlarda Suriye Arap Ordusuna nispet etmede uzlaştı. ABD Ulusal İstihbarat Direktörü, servislerinin Suriye ordusunun son dört gün içinde kimyasallarla uğraştıklarını gözlediklerini söylüyor. Birleşik Krallık İstihbarat Komitesi Başkanı Jon Dray de bunun Suriye ordusunun ilk girişimi olmadığını söylüyor ve 2012'den itibaren 14 kez gaz kullandığı teminatını veriyor.

ABD, İngiltere ve Fransız istihbarat servislerinin bu bulguları, dinlemeye takılmış bir telefon konuşmasıyla destekleniyor. Bu anlatıya göre, üst düzey bir Suriye savunma yetkilisi katliam hakkında konuşmak için kimyasal silah biriminin başını panik halinde aramış. Fakat bu dinleme operasyonunu Amerikalılar, İngilizler ya da Fransızlar değil de Mossad'ın Birim 8200 isimli departmanı yapmış.

Özetle, ABD, İngiltere ve Fransız servisleri Suriye Arap Ordusunun sayısı belirsiz sivili gazla zehirlediğine %100 eminler.

1.Fakat bunun için kadınları etkilemeyen özel bir çeşit sarin kullanmış olmaları gerekiyor.
2.ABD, dört gün boyunca cinayet için hazırlık yaptıklarını görmüş ama müdahale etmemiş.

"Savaşımız İslam'la" - Demokrasi ve insan hakları söylemleri birer bahane; ABD Haçlı seferine çıkarken her şeyi itiraf etmişti.

Savaşımız İslam'la
Savaşımız İslam'la

Suriye meselesini sadece Esad meselesi gibi gösterebilen medyamızın neye ve kime hizmet ettiği yargı gücümüz ile müdahale gerektiren bir sorunumuz. ABD'nin en yetkili ağızları bile sıra sıra çıkıp bütün İslam alemini ve bütün Müslümanları hedef aldıklarını, bütün Müslümanları terörist gördüklerini ve katledeceklerini açıklamışken, itiraf etmişken, şu memleketimizde bizim kültürümüzden olduğunu iddia edebilen medyamız nasıl böyle bir hareket ve haber tarzı sergileyebilir?

Bakınız aşağıdaki haber on yıl öncesine ait. ABD kendi tezgahladığı 11 Eylül saldırılarının ardından en yetkili ağızlardan İslam'a savaş açtığını, Ortadoğu'daki 22 ülkenin ya rejimlerini ya da haritalarını değiştireceğini ilan etmişti. Irak işgalindeki acziyetinden sonra bunu askeri müdahaleler ile yapamayacağını anlamış ve halk hareketleri, medya manipülasyonları ile yapmaya başlamıştı. Adını da "Arap Baharı" koymuştu. Şimdi bu oyunlarda sıra Suriye'ye geldi. Dünyanın en büyük terörist ülkesi olan ABD şimdi de Suriye'ye demokrasi götürme iddiasında.. Pekiyi de bizim medyamız nerede? Bizim hükümetimiz nerede ve kiminle?


| mfs

***

ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney, Başkan Bush’un, Haçlı Seferi sözünü doğrulayarak Afganistan ve Irak işgallerinin gerçek nedenini açıkladı: Irakı işgal etmeseydik, Müslümanlar, İslâm Birliğini kurup, İsraili haritadan silerlerdi.

Hedef İslâm dünyası!

9 Eylül 2013 Pazartesi

Esad konuştu: "Türkiye bir avuç para ile ayarlandı"

esad konuştu
esad konuştu

Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad, Rus İzvestiya Gazetesine mülakatta bulundu. Esad'ın konuşmasından satır başları şöyle;

- Amerika, topraklarımıza savaş açması sonucunda Vietnam'dan bu yana karşılaştığı sonuçla karşılaşacaktır; başarısızlık... Suriye’nin Batının kuklası olacağını sananlar yanılıyor ve bu asla gerçekleşmeyecek bir hayalden ibarettir. Dünyaya mesajımız budur.

- Türkiye gibi açık ve uygar bir topluma sahip büyük bir devletin kapalı bir mantığa sahip bir körfez ülkesi tarafından bir kaç dolarla yönetilmesi oldukça esef vericidir. Şüphesiz ve tabii ki tüm bunun sorumlusu Türkiye halkı değil de, Türkiye Hükümeti Başkanıdır. Türkiye halkı bizimle bir çok geni, örf, adet ve ortak paydaları paylaşıyor

- Mücadele ettiğimiz grupların büyük çoğunluğunu el Kaide fikrini taşıyan Tekfirci Gruplardır. küçük bir bölümü ise kanun kaçaklarından oluşmaktadır. Onlara mesajımız
TERÖRÜN VURDUĞU HER YERDE TERÖRÜ VURACAĞIZ"


- Dünyanın hiçbir ordusu, devletin bütün toprakları üzerinde tam teçhizatlı olarak bulunamaz. Teröristler bu durumdan yararlanarak ordunun bulunmadığı her bölgeye giriyorlar. Farklı yönlerde hareket ediyorlar ve biz de onları her yerde kovuşturuyoruz ve girdiğimiz her bölgede tamamıyla temizliyoruz. Dolayısıyla sorun teröristlerin bulunduğu bölgeler değil dışarıdan büyük sayıda terörist gelmesidir.

İsrail teröristlerle işbirliği yaptığını bizzat söyledi. Defalarca hastanelerinde onlarca teröristi tedavi etti, sınırda teröristlere darbe İndirdiğimiz zaman İsrail baskıyı hafifletmek amacıyla güçlerimizle çarpıştı, onları kuşattığımız zaman İsrail bariyerleri kaldırıp diğer tarafa geçmelerine ve karşı taraftan saldırmalarına İzin verdi.

İnsanlık tehlikeli bir kavşakta; Yolun sonu, 3. dünya savaşı

3 dünya savaşı
3 dünya savaşı

Chossudovsky: Suriye Savaşı, 3. Dünya Savaşı Senaryosuna Giriş mi


Global Research'tan önemli bir Chossudovsky analizi daha: ABD kimyasal silah provokasyonunu önceden nasıl planladı?

Tehlikeli kavşak: Suriye savaşı, 3. Dünya Savaşı senaryosuna giriş mi?

Michel Chossudovsky

Global Research

“Özgürleştirici [aynen böyle] güçlerin eyleminin kolaylaştırılması amacıyla (…) bazı temel kişilerin tasfiye edilmesi için özel bir çaba gösterilmelidir. (…) ayaklanma ve müdahale sürecinin başlarında gerçekleştirilmelidir, (…)

Suriye'de karışıklıklara devam edilmesi yönünde siyasi bir karar varıldıktan sonra CIA hazırlık yapmıştır ve SIS (MI6) bireylerle teması üzerinden çalışarak küçük sabotaj ve ani saldırı olaylarına girişecektir. (…) Bu olaylar Şam'da yoğunlaşmamalıdır (…)”

Daha ileride: “gerekli derecede korku (…) sınır olayları ve (hazırlanmış) sınır çatışmaları, müdahale için bir gerekçe sağlayacaktır (…) CIA ve SIS [MI6] gerilimi arttırmak için hem psikolojik alanda hem de eylem alanında kapasitelerini kullanmalıdır.” (Sızdırılan ortak ABD-İngiltere istihbarat belgesi, Londra ve Washington, 1957)

Suriye, Ortadoğu'da stratejik bir yer işgal etmektedir. Suriye'ye karşı savaş, askeri girişimlere dair yol haritasının bir parçasıdır. Bu, yalnızca İran'a değil, aynı zamanda Rusya ve Çin'e karşı yöneltilmiş daha geniş bir ABD-NATO-İsrail askeri gündeminin ayrılmaz bir parçasıdır. Dahası, Ortadoğu-Orta Asya petrol rezervleri ve stratejik petrol ve doğalgaz boru hatları üzerine kontrol tesis etmeye dayanan genişletilmiş bir askeri gündemin parçasıdır.

Ortadoğu, Kuzey Afrika, Sahraaltı Afrika ve Orta Asya'da geniş bir savaş sürecinin ve ülkeler düzeyinde siyasi istikrarsızlaştırmanın bir bileşenidir.

Suriye'deki, paralı asker güçlerinin entegre olduğu ve Türkiye, Suudi Arabistan, Katar ve İsrail tarafından desteklenen (Mart 2011'de başlatılan) ABD sponsorluğundaki El Kaide isyanının başarısızlıkları, şimdi, hava kuvvetlerinin kullanılmasını ve postalların karaya ayak basmasını da içeren konvansiyonel bir savaş için sahneyi hazırladı. 

ABD ve müttefikleri şimdi, Suriye'ye askeri müdahale için bir bahaneyi şekillendirmek amacıyla, kanıt olmaksızın, Suriye hükümetini kendi halkına karşı Sarin gazı kullanmakla suçluyor.

ABD'li, İngiliz, Fransız ve İsrailli yetkililer şu anda, bu harekâtın niteliği ve zamanlamasına ilişkin bir dizi istişare gerçekleştiriyorlar. 

Savaş açmanın bahanesi: Kosova modeli

NATO'nun Yugoslavya müdahalesinin bahanesi olarak sahnelenmiş bir olay olan sözde “Racak katliamı”na gönderme yapan Washington, Suriye'de koruma sorumluluğu adını verdikleri askeri mandayı meşrulaştırmak amacıyla önceki Kosova Modeli'ni (1999) kullanabileceğinin ipucunu verdi.

Yugoslavya'da NATO'nun, El Kaide ve organize suçla bağlantıları olan terörist ve mücrim bir topluluk olan Kosova Kurtuluş Ordusu'nun (KLA) desteğiyle müdahale ettiğini belirtmekte fayda var.

İronik bir şekilde, Başkan Obama askeri müdahale çağrısı yaparken ABD istihbaratı resmi hikayeye şüpheyle yaklaştı ve istihbaratın şaibeli olduğuna, “kesin delil” bulunmadığına işaret etti:

“Yetkililer, müdahaleyle ilgili tartışmaların alt derece askeri yetkililer arasında gerçekleştiğini,saldırıyı Esad'ın ekibinden birine ve hatta önde gelen bir Suriyeli komutana bağlayan doğrudan bir kanıt olmadığını söyledi.

Yetkililerin söylediğine göre bu yüzden, Pazartesi günü Dışişleri Bakanı John Kerry saldırının Esad hükümetiyle bağlantısının “inkar edilemez” olduğunu söylese de,  ABD istihbarat yetkilileri şüpheli kimyasal saldırının Esad'ın emriyle gerçekleştirildiğinden çok da emin değiller, hatta hükümet güçleri tarafından gerçekleştirildiğinden bile tam olarak emin değiller.” (AP, 29 Ağustos 2013)

Gerilimi tırmandırma, askeri gündemin ayrılmaz bir parçasıdır. Eğer Suriye'ye karşı ABD-NATO saldırısı başlatılacaksa, Kuzey Afrika'dan Doğu Akdeniz'e, oradan Afganistan-Pakistan ile Çin arasındaki sınıra kadar olan geniş bölge, genişletilmiş bir bölgesel savaşın hengamesi içine sürüklenecektir.

Bu savaş kaçınılmaz olarak Lübnan ve Ürdün'e yayılacaktır. İsrail ve Türkiye, hem hava kampanyası, hem de kara güçleriyle aktif olarak müdahil olacaktır. “İsyancı”ların istihdam edilmesinde ve eğitilmesinde temel bir rol oynamış olan Suudi Arabistan ve Katar da dâhil olmak üzere Amerika'nın Körfez'deki müttefikleri de, bu askeri operasyonun sahnelenmesine müdahil olmuşlardır. İran ve Rusya, Suriye'nin askeri müttefikleridir. Hayati soru, saldırı gerçekleşirse veya gerçekleştiğinde aktif olarak (askeri açıdan) Suriye'nin yanında durmayı seçip seçmeyecekleridir. 

Son haberler, bir siber-savaş operasyonunun başlatıldığını ileri sürüyor. Müttefik özel kuvvetlerin Ürdün ve Türkiye'den Suriye topraklarına girdikleri aktarılıyor. İngiliz özel kuvvetlerinin, Suriye hava savunma sistemlerinin “Müttefik saldırılarına hazırlığını” incelediği söyleniyor.

İsrail'de medya dezenformasyonunun öncülük ettiği bir potansiyel panik durumu baş gösteriyor. İsrail ordusunun ihtiyat askerlerini çağırdığı ve bu askerlerin kuzey sınırına yerleştirildiği aktarılıyor. İsrail'in, daha geniş ABD-NATO hava savunma sistemine entegre edilen “füze kalkanı sistemi” aktive edildi. Eş zamanlı olarak binlerce İsrailli, Suriye'nin Batı saldırısına karşılık vermesi korkusuyla, gaz maskeleri için kuyruğa girmeye başladı.

İnsanlık tehlikeli bir kavşakta

SAM AMCA can çekişiyor; Suriye Ordusu, Ürdün üzerinden yapılan CIA sızma operasyonunu darmadağın etti

amerikan rüyası
amerikan rüyası


The World Tribune gazetesi Salı günkü sayısında Suriye ordusunun Ürdün’den yapılan bir Amerikan sızma harekatını nasıl püskürttüğünün ayrıntılarına yer verdi.

Suriye Ordusu Ürdün Üzerinden Yapılan CIA Sızma Operasyonunu Nasıl Püskürttü?

The World Tribune gazetesi Salı günkü sayısında Suriye ordusunun Ürdün'den yapılan bir Amerikan sızma harekatını nasıl püskürttüğünün ayrıntılarına yer verdi.

İngiliz gazetesi bazı Batılı diplomatik kaynaklardan aktararak “Esad'ın kuvvetlerinin, Ürdün'den Suriye'nin güneyindeki bir şehri ele geçirmek amacıyla gönderilen iyi eğitilip teçhiz edilmiş yüzlerce militanı ezmek suretiyle, yapılan bir Amerikan hamlesini” boşa çıkardığını yazdı.

Gazeteye açıklama yapan kaynaklar Suriye topraklarının 10 km içine sızma amacıyla sözde Özgür Suriye Ordusu tarafından desteklenen bir kuvvetin Suriye ordusu tarafından takip edilerek saldırıya uğradığını belirttiler.

Bir kaynak “Şam'a ulaşıp rejimi devirmek isteyen bu grup iyi eğitilmiş ve teçhiz edilmiş bir kuvvet” idi dedi ve ekledi: “Fakat Ürdün sınırından geçen bu kuvvetler Şam'a ulaşmak yerine birkaç saat içersinde kaçmaya başladılar.”

Söz konusu kaynaklar Mısır ve Suudi Arabistan'dan gelen savaşçılarla desteklenen bu ÖSO grubunun yaklaşık 600 savaşçıdan oluşan 2 birlik halinde giriş yaptığını söyledi. Kaynaklar CIA ve Ürdün Özel Operasyon Kuvvetleri Komutanlığı tarafından eğitilen bu kuvvetin tanksavar ve uçaksavar füzelerine ilave olarak gece görüş sistemleriyle de donatıldıklarını kaydettiler.

Silahların çoğunun eski Yugoslavya'dan geldiği belirtiliyor.

3 Eylül 2013 Salı

Amerikan Ordusu savaş istemiyor. Suriye ile savaş isteğinin arkasında İsrail var

Amerika
Amerika

Mark Glenn: Suriye’yle Savaş İsteğinin Arkasında İsrail Var


"ABD ve İsrail, fakat özellikle de İsrail Suriye krizinin siyasi bir çözümle neticelenmesine tahammül edemez. İsrail, Suriye’yi, tıpkı Irak ve Libya’da olduğu gibi yıkıma uğramış görmek zorundadır."

Press TV, Hilal ve Haç Dayanışması Hareketi'nden Mark Glenn ile, yüksek seviyeli bir İsrail delegasyonunun Suriye meselesini görüşmek üzere ABD'de bulunmasıyla ilgili bir röportaj gerçekleştirdi. Aşağıda bu röportajın yaklaşık özetini bulacaksınız: 
Press TV: Savaş tamtamları çalınmaya devam ediyor fakat ben İsrail'in bundaki rolüne bakmak istiyorum. Tam da her şeyin zirve noktasında, savaş tamtamları çalınırken İsraillilerin Suriye meselesini üst düzey yetkililerle görüşmek üzere ABD'de olması sizce ne kadar önemli? 
Glenn: Güzel. İsrail'i denklemin dışında tutmak suyu denizden boşaltıp denizin yine orda durmasını beklemek gibi bir şey. Bütün bu olup bitenin arkasında İsrail var. İsrail, Orta Doğu'yu uzun erimli jeo-stratejik hedefleri doğrultusunda, kendi lehine yeniden şekillendirmek isteyen taraf ve eğer İsrail olmasaydı bizler tüm bu olup bitene şahit olmayacaktık. 
Her ne kadar ABD tarihi, dünyanın her yanındaki ülkelere yaptığı kabadayılıklarıyla doluysa da, işin doğrusu ABD'nin bugünlerde Orta Doğu'daki bir ülkeyle savaşması kendi lehine değil. ABD yorgun düşmüştür. Eğer İsrail olmasaydı, ABD bütün bu kargaşayı ardında bırakır ve kendi halkının refahıyla meşgul olurdu.

Üçüncü dünya savaşı son dakikada önümüzdeki haftaya ertelendi

Üçünçü dünya savaşı
Üçünçü dünya savaşı


"Obama, 3. Dünya Savaşı’nı Önümüzdeki Haftaya Erteledi"


"Eğer Başkan Obama gerçekten, Netanyahu’nun büyük bir Ortadoğu savaşı başlatma emirlerine karşı pasif-agresif direniş oyunu oynuyorsa, Obama’nın Gizli Servis timinin Kennedy’ninkinden daha sadık olduğu umulmalıdır."

Dr. Kevin Barrett 

Press TV 

ABD Başkanı Obama Cumartesi günü, Üçüncü Dünya Savaşı'nın ertelendiğini duyurdu. 

Terör örgütüydü baş tacı oldu; el Kaide'nin dönüşümü

el Kaide
el Kaide



"El Kaide ve ABD Politikasında Konsept Değişimi"


"Suriye krizinden evvel ABD El Kaide’yi Washington’un çok kritik menfaatlerini tehdit eden tehlikeli bir grup olarak kabul ediyordu. Ancak Suriye krizinden sonra bu konsept dönüşüme uğradı."

Press TV 

Suriye krizinden evvel ABD El Kaide'yi Washington'un çok kritik menfaatlerini tehdit eden tehlikeli bir grup olarak kabul ediyordu.  Ancak Suriye krizinden sonra bu konsept dönüşüme uğradı. 

El Kaide 2001 yılında ABD tarafından Afganistan'ın işgali koalisyonunu oluşturmak için ana bahane olarak kullanılsa da, şimdi Suriye'de Washington'un desteğinin tadını çıkarıyor. El Nusra Cephesi El Kaide'nin Suriye'deki kolu olduğunu resmen ilan etti ve Batı hala bu gruba ve bu Arap ülkesindeki diğer terörist gruplara yardım ve silah göndermeye devam ediyor. 

Gelişim meselesi bakımından, ifade hürriyeti, demokrasi ve insan hakları gibi kavramlar ABD ulusal çıkarlarına göre belirleniyor. İfade hürriyeti ancak Washington'un menfaatlerine karşı bir tehdit olmadığı sürece destekleniyor. Amerikalı muhbir Edward Snowden'in durumu ve Press TV gibi bağımsız haber kanallarının yasaklanmasına yönelik çabalar bunun örnekleridir.

30 Ağustos 2013 Cuma

İsrail'den Suriye'deki el Kaide'ye 50 milyon dolar. İsrail, Suriye'deki teröristleri son bir gayretle ayakta tutmaya çalışıyor

Suriye
Suriye


"İsrail ve Müttefikleri, Suriye'deki Muhalif Militanları Silahlandırarak Halep’i Elde Tutmayı Deniyor"



Press TV Beyrut’tan politik yorumcu Rıdvan Rızk ile İsrail medyasında yer alan, İsrail’in Suriye’deki isyancılar için silah ve malzeme sağlamak üzere Suudi Arabistan ile 50 milyon dolarlık bir anlaşma yaptığına dair haber hakkında bir röportaj gerçekleştirdi.
Aşağıdaki metin bu röportajın yaklaşık bir çözümüdür.



Press TV: Suudi Arabistan'ın Tel Aviv ile silah satın alma hususunda bir anlaşmaya vardığını çok açık bir biçimde duyuyoruz. Sizce bu eşi benzeri görülmemiş bir şey midir veya sadece Suudi Arabistan ile değil bilakis diğer bölge ülkeleriyle de olmuş mudur?

Bu ay öne çıkanlar