türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Haziran 2017 Pazartesi

20 maddede, milletimizden gizlenen Suriye gerçekleri | Akademi Dergisi

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, bop projesi, suriye sorunu, beşar esad, ışid, mossad, cia, akp'nin gerçek yüzü, pkk, siyonistler, türkiye, nato, abd, atom bombası üsleri

Onlar harp kaçkını ve onursuz sözde mülteci Suriyeliler değil, onlar işlerini, ailelerini, sevdiklerini, hayallerini terk ederek vatan savunması yapan, BOP yani Büyük İsrail Devleti projesi karşısında devleşen Suriye ordusu askerleri...

Suriye ile ilgili bilinmesi gerekenler:

1. Suriye, Amerikan/İsrail sömürücülüğüne, örtülü işgallere, örtülü haçlı seferlerine karşıdır.

2. Suriye, İsrail ile savaştadır ve ateşkes durumundadır. Suriye Yermük mülteci kampında yarım milyon Filistinli'ye sahip çıkıp bakıyordu.

3. Suriye ile İsrail arasında hiç bir diplomatik ilişki yoktur.

4. Suriye'de Şam'da İsrail elçiliği yoktur.

5. Suriye'nin herhangi bir şehrinde İsrail konsolosluğu yoktur.

6. Suriye bir aile devleti değil bir millet cumhuriyetidir.

7. Suriye'de mezhepçilik yasaktır.

8. Suriye halkının en az % 80'i Sünnidir.

9. Suriye halkı, Şii ve Sünnileri, hatta müslim ve gayr-i müslimleri birlik içinde, kavgasız yaşarlar.

10. Suriye Ordusunun en az %80'i Sünnidir.

11. Suriye'de parlamentonun ve bakanların yaklaşık % 80'i Sünnidir.

12. Suriye halkı vatan ve devletinin yanındadır ve Suriye
devleti ve halkı Türkiye'nin dostudur. (Amerikan İsrail uşakları hariç.)

13- Suriye genel müftüsü (Bizdeki karşılığı ile Diyanet işleri başkanı) Sünnidir.

14- Suriye'de askerlerin, polislerin bile sakallı olmaları, namaz kılmaları, eşlerinin tesettürlü olması serbesttir. Her zaman da serbestti. Beşar Esad da bunları yasaklamadı. Özgürlük yok denilen Suriye'de İslami özgürlükler her zaman bizden fazlaydı, şu anda da öyle. Nikah, miras gibi hususlarda İslam hukukuna göre kararlar alınır.

15- Beşar Esad Suriye'de hiç kimseye dininden, mezhebinden ve ırkından dolayı zulüm etmedi.

16- Esad devletin başına geçtikten sonra iç ve dış borçları nerede ise sıfırlamak üzereydi. Çok sayıda Kur'an kursları açtı, on binlerce hafız yetişti. Teknolojik atılımlar yapıldı. Suriye'nin yerli otomobili üretildi, bolca satıldı, kullanıldı. İki teknoloji şehri kurulması planlanıyordu. İnternet büyük bir hızla yaygınlaştırıldı. Fikir ve vicdan hürriyeti hızla artırıldı.

17- Suriye'deki Sünni alimler gönül rızası ile Esad'dan yana saf tuttular ve bunların önde gelenlerini, "IŞİD terör örgütüdür. Muhalifler denilenler İslam hukukuna göre de terör örgütüdür' dedikleri ve ittifakla bunu belirten bir imzalı yazı yayınladıkları, sonra da durmayıp her fırsatta Suriye halkını bu sözde İslami, özde Siyonist pususu terör örgütlerinden uzak tutmak istedikleri için muhalifler katletti. Aslen Cizreli olan Suriyeli Sünni alim Said Ramazan el Buti'yi de bu nedenle, camide sohbet verirken, bombalı saldırı ile katlettiler ki bu saldırı sırasında henüz çocuk yaşlarda olan torunu ve oradaki siviller de şehit düştüler.

18- Türkiye'de sözde Türk, özde gizli Yahudi ve gizli Ermeni basın ve medya Suriye'yi yangın yeri gibi göstermeye başladığında, Suriye'de mantar tabancaları bile patlamıyordu. Suriye iç savaşı denilen şey başlamadan önce bizim sınır illerimizde konteyner kentler kurulmaya başlanmıştı ve bunları iki Amerikalı Siyonist senatör yerinde incelemişti. Bu senatörlerle, IŞİD'in MOSSAD casusu lideri Ebu Bekir el Bağdadi (Gerçek adı ile Simon Elliot)'nin, bölgede bir arada iken görüldüğü çok sayıda fotoğraf da mevcut.

19- CNN international ve Sünnileri kafir sayan Vehhabi Katar'ın, terör destekçisi ve CIA güdümlü el Cezire kanalının çalışanları, bir an geldiğinde topluca istifa ettiler ve "Yeter. Suriye'de bir şey yok. Bütün dünyayı kandırıyoruz" dediler. CNN'in yalan haberleri onlarca defa ispat edildi. El Cezire'nin 'Esed sivilleri katletti', 'Esed yine kimyasal kullandı' şeklindeki haberlerinin de yalan olduğu defalarca ispat edildi. Hatta ilerleyen yıllarda bölgeye gidip inceleme yapan Birleşmiş Milletler yetkilileri "Burada Esad değil, muhalifler kimyasal silah kullanıyorlar' dediği resmi bir rapor yayınladı.

20. Her şeye rağmen Suriye kazandı. BOP yani Büyük İsrail projesi çöktü. Suriye'nin büyük bölümü CIA+MOSSAD+AKPKK güdümlü teröristlerden temizlendi ve AKPKK sözde mülteci, özde harp kaçkını onursuz Suriyelileri, hala bir ümitle BOP bitmesin diye ülkemizde tutuyor. Bu kadar emek ve masrafın heba olmamasını istiyorlar. Zorlansalar da Suriye topraklarının Büyük İsrail'e katılmasını istiyorlar. Sonraki hedef ise İran ile Türkiye olacak.. Türkiye'nin de bu çerçevede bölünmesi için eyalet sistemine geçilecek, çoktan bitmiş ve devlet gücü ile yeniden canlandırılmış PKK bahanesi ile bir dizi ihanet sergilenecek. Meclise PKK'lilerin vekil diye doldurulmasından tutun da, daha onlarca önemli gelişmenin/değişmenin/kararın arkasında hep aynı proje var: Büyük İsrail Devleti Projesi...

Suriye gerçeklerini yıllardır şurada anlatıyoruz: www.GercekSuriyeSorunu.blogspot.com

***


Onlar harp kaçkını ve onursuz sözde mülteci Suriyeliler değil, onlar işlerini, ailelerini, sevdiklerini, hayallerini terk ederek vatan savunması yapan, BOP yani Büyük İsrail Devleti projesi karşısında devleşen Suriye ordusu askerleri...

Altı yılı aşkın süredir devam eden yorucu ve yıkıcı savaşın gölgesinde, geçen hafta Irak sınırına ulaşan Suriye ordusundan askerler ile bir röportaj gerçekleştirildi.

almasdarnews. com'un haberine göre Sham FM tarafından gerçekleştirilen röportajda, ülkenin savunmasındaki askerlerin hayalleri ve ne işle meşgul olmak istedikleri soruldu.


Suriyeli askerler hayallerini anlatıyor. Bu insanlar onursuz harp kaçkınları değil. Bunlar sözde mülteciler değil. Bunlar BOP'a yani Büyük İsrail Devleti Projesi'ne karşı devleşen Suriyeli müslüman kardeşlerimiz... 

Gerçek sahibi CIA olan Facebook ve benzeri sosyal ağlar bizi sansürlüyor. Bizi Telegram kanalımızdan takip edin: www.t.me/AkademiDergisi (Takipçiler birbirinin isim ve telefon numaralarını bile göremez. Çok güvenli ve huzurlu bir ortamdır.)

16 Haziran 2017 Cuma

Türkiye, Suriyeli sözde mültecilere sırf Büyük İsrail Projesi için bakıyor | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, vladimir putin, suriye sorunu, iç savaş, mossad, akp'nin gerçek yüzü, kilis, Suriye, cia, bop projesi, büyük israil, katar,


Memleketin geldiği hale bakın!


Nüfusunun büyük çoğunluğu Suriyeli harp kaçkını onursuzlardan oluşan Kilis'te, artık belediye anonsları bile Arapça yapılıyor.

Üstelik her bayram olduğu gibi bu bayram da Suriyeliler akrabalarını görmek için Suriye'ye geçecekler ve bayram sonrası geri dönecekler.

Orada harp varsa ya da işgal varsa ya da iç savaş varsa, bunların çoğu savaşabilecek durumda kişiler ise, burada bunca yıldır işleri ne? Hangi tarafı haklı görüyorlarsa o tarafa katılsınlar. İki tarafı da haksız görüyorlarsa üçüncü tarafı oluştursunlar. Var mı böyle vatan terk edip kendi menfaatine bakmak?

Bunların akrabaları orada durabiliyorsa, bunların burada işleri ne?

Bunlar oraya gidip kalıp sonra sağ salim dönebiliyorlarsa, bir daha neden geri kabul ediyoruz?

Haydi her şeye tamam diyelim, illa kendi milletimiz açken bunlara bakacaksak, kendi ülkelerine gönderelim, maaşları da orada dağıtalım, yardımları oraya gönderip dağıtalım, yeniden toparlanmalarına, orada hayata tutunmalarına zemin hazırlayalım. Hatta yıkılan şehirlerini, binalarını yeniden yapmalarına yardımcı olalım. Öncelikli olarak hastahaneler, okullar kuralım, onlar da gereğince gayret etsinler. Zaten Suriye'nin çok büyük bölümü CIA ve MOSSAD ve AKPKK güdümündeki sözde mücahid, özde katil sürülerinden temizlendi. Geçenlerde Putin bile "Suriye'de iç savaş bitti" dedi. Dünyaya ilan etti. Bizi Katar krizi ile yatırdılar, Katar krizi ile kaldırdılar.

Yahu birisi mantıklı bir açıklama yapsın; bunları BOP yani Büyük İsrail projesi tamamen son bulmasın diye bunca masrafa ve bütün bir milletimizin tepkisine rağmen beslemiyorlar mı? Bu yaptıkları, vatana, millete, ümmete ve insanlığa ihanet değil mi?



Gerçek sahibi CIA olan Facebook ve benzeri sosyal ağlar bizi sansürlüyor. Bizi Telegram kanalımızdan takip edin: www.t.me/AkademiDergisi (Takipçiler birbirinin isim ve telefon numaralarını bile göremez. Çok güvenli ve huzurlu bir ortamdır.)

23 Mayıs 2017 Salı

ÖSO komutanı, Türkiye’nin YPG’ye karşı 10 bin kişilik bir ordu kurmakta olduğunu iddia etti. | Akademi Dergisi

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, özgür suriye ordusu, ypg, idlib, cerablus, türkiye, pkk, sputnik, suriye sorunu, menbiç, afrin, tel abyad

Türkiye’nin YPG’ye karşı “Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) mensubu 10 bin kişilik bir orduyu kurmakta olduğu” iddia edildi. Bu iddiayı yansıtan Rus haber ajansı Sputnik’e konuşan bir ÖSO komutanı ise;

➥ "Türkiye YPG'ye karşı harekat yapmak ve Cerablus'tan İdlib'e kadar olan güvenli bölgede görev almaları amacıyla Suriyelilerden oluşan bir ÖSO ordusu kuruyor. Bu çalışma 3 aydır devam ediyor” dedi.

Sputnik;

➥ “Türkiye, YPG'ye karşı ÖSO mensuplarından oluşan 10 bin kişilik bir ordu kuruyor” iddiasını yansıttığı haberinde “ÖSO kaynaklarından edinilen bilgilere göre Türkiye, PKK'nın Suriye kolu olarak gördüğü ve kendisine tehdit olarak algıladığı YPG'ye karşı bir ÖSO ordusu kuruyor” ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin aynı zamanda “Cerablus'tan İdlib'e kadar olan bölgede güvenli bölge kurmak istediği ve bu güvenli bölgede görev almaları için bu ÖSO ordusunu oluşturduğu” savlarının aktarıldığı habere göre Sputnik'e konuşan ve eğitimde yer aldığı belirtilen bir ÖSO komutanı şunları söyledi:

➥ "Türkiye, YPG'ye karşı harekat yapmak ve Cerablus'tan İdlib'e kadar olan güvenli bölgede görev almaları amacıyla Suriyelilerden oluşan bir ÖSO ordusu kuruyor. Bu çalışma 3 aydır devam ediyor. Gaziantep ve Kilis'te Özel Kuvvetler'e bağlı Türk askerleri eğitim veriyorlar. Eğitimler 45 günlük oluyor. Suriye'nin İdlib, Halep, Şam, Hama kentlerinden Suriyeliler eğitime katılıyorlar. Gönüllü olarak bu orduda yer alıyorlar. Eğitime katılanların çoğu Türkmen ve Araplardan oluşuyor. Kürtler de var ama sayıca azlar."

Aynı komutan, "eğitimin kısa bir süre sonra sona ereceğini, kurulan ÖSO ordusunun hedefinde ilk etapta Menbiç, Afrin ve Tel Abyad olacağını" söyledi.

14 Mayıs 2017 Pazar

Suriye'deki son kimyasal saldırı tiyatrosunda bir Türkiye televizyonu şüpheli | Kimyasalları taşıyan örgüt üyesi konuştu | Akademi Dergisi

akademi dergisi, beyaz miğferliler, gerçek yüzü, gizlenen gerçekler, ılımlı muhalifler, kimyasal silahlar, Mehmet Fahri Sertkaya, suriye sorunu, türkiye, velid hindi,

Suriye Devlet Televizyonu, hazırladıkları kurgu videolarla bilinen "Beyaz Miğferliler" ile ilgili olarak, örgütün eski üyeleri olduğu iddia edilen kişiler tarafından yapılan itirafları yayımladı. Suriye Resmi Arap Haber Ajansı'nda (SANA) yer alan haberde, bir Türk televizyonunun da işin içerisinde olduğu iddia edildi.

Suriye televizyonunun dün akşam yayınladığı itiraflarda, örgütün eski üyeleri Halep’in muhtelif bölgelerinde çekimi yapılan film ve fotoğrafların hazırlanış şekline ilişkin aktarımlarda bulundu. Yapılan itiraflarda Velid Hindi isimli bir şahıs, "Beyaz Miğferliler Dostları" isimli yapıda 3 yıldan fazla bir süre faaliyet gösterdiğini belirtti. Velid bu süre boyunca "Yerel Meclis" adıyla bilinen ve "ılımlı muhalifler" adı verilen oluşumdan para aldığını ifade ederken, bu paraların Arap Körfez devletleri tarafından finanse edildiğini söyledi.

Hindi ayrıca, kendilerine kimyasal silah saldırısı yapılacağı haberinin ve kimyasal maddelerden korunmaları için özel kıyafetler verildiğini belirtti. Ardından Türkiye'ye ait bir televizyon kanalının sinema filmi çeker gibi görüntüler çektiğini söyleyen Hindi, bu görüntülerin Suriye ordusunu suçlama amacıyla kullanıldıklarını ifade etti. Görüntülerin İbrahim Hac ve Muhammed el Seyid adlarıyla bilinen kişiler tarafından çekildiğini söyleyen Hindi,; bu gibi görüntülerin hazırlanması çalışmalarında birçok kez yer aldığını da iddia etti.

"KİMYASAL MADDELERİ BEN TAŞIDIM"

İtiraflarda bulunan bir diğer isim olan İmad Abdüccevad ise, Halep’te bulunan muhaliflerin ellerinde kimyasal maddelerin bulunduğundan emin olduğunu, bu maddeleri bizzat kendisinin taşıdığını söyledi.

Abdüccevad, muhaliflerin saflarında faaliyet gösterdiği sırada bu maddeleri kamufle ettiklerini ve kendisinden bunların temizlik maddeleri olduğunu söyleyip Sükkeri Semtinden Amiriye Semtine aktarmasını talep ettiklerini ifade etti.

Bir defasında bu maddelerle yüklü 2 aracı boşaltıp üçüncüsünü boşaltırlarken kokunun kendilerini etkilediğini belirten Abdüccevat; bunun üzerine gerçekte ne olduğunu öğrenmeye çalıştıklarını söyledi. Abdüccevat, 3 araba dolusu kimyasal maddeyi bir binanın girişine bırakmalarının ardından, o maddelerin kimyasal gaz maskeleri ve özel kıyafetler giyen başka şahıslarca binanın içine taşınıp yer altında bulunan depolara saklandığını gördüklerini belirtti. 

Bu maddelerin saldırılarda kullanılan ve "cehennem topu" adı verilen mutfak tüplerine doldurulduklarını da gözleriyle gördüklerini ifade eden Abdüccevat, daha sonra bunu görenlerin tümünden silahların alındığını sözlerine ekledi.


21 Nisan 2017 Cuma

Beşar Esad: Teröristlerin, kimyasal silahlarını Türkiye'den aldığına yüzde 100 eminim! | Akademi Dergisi

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, suriye sorunu, terörist, beşar esad, kimyasal silahlar, türkiye, akp'nin gerçek yüzü, gizlenen gerçekler,

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, "Terörist grupların, ellerindeki kimyasal silahları Türkiye'den aldığına 'yüzde 100 emin olduğunu" açıkladı.

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, kimyasal saldırı haberlerine ilişkin açıklamada bulundu.

Sputnik'e konuşan Esad;

➥ "Suriye'deki terörist grupların ellerindeki kimyasal silahları nereden alıyor olabileceği" sorusu karşısında, "Türkiye'den. Doğrudan Türkiye'den. Bunun kanıtları da var. İçlerinden (kanıtlardan) bazıları, birkaç yıl önce internette yayınlanmıştı" dedi.

Esad şöyle devam etti:

➥ "Teröristlerin para, silah, yeni militanlar ve gereksinim duydukları eşyaları alabileceği tek yol Türkiye'den geçiyor. Kuzeyden başka bir yolları yok. Bu nedenle (kimyasal silahları onlara veren), yüzde 100 Türkiye."

14 Nisan 2017 Cuma

Türkiye "Sarin gazı kullanıldığı kesin'' deyince, Rusya sıradışı bir karşılık verdi. | Akademi Dergisi

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, suriye sorunu, kimyasal silah, mariya zaharova, rusya, gizlenen gerçekler, han şeyhun, türkiye, suriye, sputnik


Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, haftalık basın toplantısı düzenledi.

Sputnik'in haberine göre, Zaharova’ya Türkiye’den gelen ‘Han Şeyhun saldırısında sarin gazı kullanıldığı kesinleşti’ açıklaması da soruldu. Zaharova, “Han Şeyhun’daki olayla ilgili tespitleri Türkiye değil, Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW) yapmalı” yanıtını verdi.

‘TÜRKİYE OPCW YETKİSİNDEKİ KİMYASAL SİLAHLAR YERİNE TURİZM SEZONU ÖNCESİ DENİZLERİ VE GIDA KALİTESİYLE UĞRAŞSIN’

➥ “Bence Türkiye Sağlık Bakanlığı, turizm sezonu öncesinde deniz sularının analizi, turizm bölgelerindekiler de dahil olmak üzere gıda ürünlerinin kalite-kontrolü ile uğraşmalı” 

diye devam eden Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü;

➥ “Kimyasal silah sorunu, ilgili uluslararası kuruluşların yetkisinde. Özellikle bu konu, sadece uzun yıllar önce kurulmakla kalmayan, aynı zamanda da ilgili birimi, Suriye’deki kimyasal silah kullanımıyla ilgili olayları doğrudan soruşturan OPCW’nin yetki alanında” ifadelerini kullandı.

‘TÜRKİYE'YE CHARTER UÇUŞLARIN DURDURULMASI KONUSUNDA BİLGİMİZ YOK’

Bu arada Zaharova, Rusya ve Türkiye arasındaki charter uçuşların durdurulabileceğine ilişkin haberler hakkında Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın bilgisi bulunmadığını kaydetti.

Zaharova, “Charter seferleriyle uğraşmıyoruz. Sanırım, bu konuda bilgi almak için ilgili bakanlığa başvurmanız gerekecek” diye konuştu.

10 Nisan 2017 Pazartesi

Suriyeli Uzman: Teröristler kimyasal silahları Türkiye’den getirdi | Akademi Dergisi



Suriyeli hukuk uzmanı Mazhar Ahmet, teröristler kimyasal silahları Türkiye üzerinden ve türkiye rejiminin bilgisi dahilinde Suriye’ye soktuğunu açıkladı.

Şam’da İran muhabirine konuşan Ahmet, İdlib’daki kimyasal saldırıların kurbanlarının durumu, geçen sene Halep’te teröristlerce yapılan kimyasal saldırıya benzediğini belirtti. Ahmet, bazı kaynaklar kimyasal maddelerin teröristlerce ve Türkiye rejiminin bilgisi dahilinde ve destekleri ile Türkiye’den İdlib’e kaçak edildiğini kaydetti. Ahmet, uluslararası camia Suriye yönetimini suçlamadan önce söz konusu zehirli gazların kaynağını araştırması gerektiğini vurguladı. Ahmet ayrıca Türkiye ve Arabistan gibi teröristlerin hamileri bu yüzden cezalandırılmaları gerektiğini kaydetti.

25 Nisan 2016 Pazartesi

Putin: Türkiye, teröristlerle başa çıkamıyor çünkü onlarla temas halinde! | Akademi Dergisi

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, vladimir putin, rusya, el nusra, terör, sergey rudskoy, türkiye, suriye sorunu, suriye, gizlenen gerçekler,


Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türk hükümetinin silahlı militan akımı ile başa çıkamamasının onlarla temas halinde olmasından kaynaklandığını öne sürdü. Turizmle ilgili bir soru üzerine Putin, Türkiye'yle ilişkilerin son dönemde geldiği durumun Rusya'nın suçu olmadığını da söyledi.

Rus haber ajansı Ria Novosti’de yer alan habere göre Putin konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı:

➥ “Hepimizin bildiği koşullarda şu anda vatandaşlarımızın alıştığı yerlere seyahat etmeleri ile ilgili bazı zorluklar var. Bizim suçumuz dışında gelişen ve maalesef ülke hükümetinin yakınında bulunan ülkelerden çeşitli örgütlerin akışıyla başa çıkamadığı bilindik ilişkilere sahip olduğumuz Türkiye’den bahsediyorum. Bu akış ile başa çıkamamalarının sebebi onlarla temas halinde olmalarıdır.”

Daha önce Rusya Silahlı Kuvvetleri Ana Harekat Müdürlüğü Başkanı Sergey Rudskoy, Türkiye’nin El Nusra terör örgütünü silah ve insan gücü ile beslediğini öne sürmüştü. Geçen hafta sonunda Rusya Savunma Bakanlığı El Nusra’nın 80 militandan oluşan birliğinin Türkiye’den Suriye’ye geçtiğini iddia etmişti.

27 Ocak 2016 Çarşamba

İsrail Savunma Bakanı Ya'alon, Turkiye IŞİD'i finanse ediyor! | Akademi Dergisi

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, israil, moshe ya'alon, türkiye, ışid, petrol kaçakçılığı, terörist, Terör Örgütü, panayotis kammenos, atina, suriye sorunu, gizlenen gerçekler,

İsrail Savunma Bakanı Ya'alon:

➥ Türkiye IŞİD'i finanse ediyor İsrail Savunma Bakanı Moshe Ya'alon, Türkiye'nin uzun süre IŞİD'i gayri resmi yollardan petrol alımı yoluyla finanse ettiğini iddia etti. Ya'alon, "Türkiye, yasadışı petrol, silah, insan ve mülteci kaçakçılığı ile IŞİD teröristlerine izin veriyor" suçlamasında bulundu.

Atina'ya resmi bir ziyaret gerçekleştiren İsrail Savunma Bakanı Ya'alon, Türkiye'yi IŞİD'i desteklemekle suçladı. İsrailli Bakan,

➥ "IŞİD, uzun bir süre petrol karşılığında Türk parasının zevkini sürdü" dedi. 

Yunan Savunma Bakanı Panayotis Kammenos ile görüşmesinin ardından ortak basın toplantısında tepki çekecek açıklamalarda bulunan Ya'alon, Türkiye'nin İsrail ile ilişkilerinin normalleşmesi önünde engel teşkil edecek ifadeler kullandı. Ya'alon,

➥ "Türkiye, Türk hükümeti ve Türk liderleri, terörle mücadele konusunda işbirliği yapmak isteyip istemediğine karar vermeli. Şimdiye kadar böyle bir şey olmadı." ifadelerini kullandı. Savunma Bakanı;

➥ "Türkiye, yasadışı petrol, silah, insan, mülteci kaçakçılığı ile IŞİD teröristlerine izin veriyor." iddiasında bulundu.

"YETERLİ KANIT VAR"

Türkiye'yi IŞİD'e destek ve finansal olanak sağlamakla suçlamak için yeterli kanıt olduğunu öne süren Ya'alon, Türkiye'nin terörü desteklemeye son vermesini istedi. Ya'alon, 'terör örgütü' olarak nitelendirdiği Hamas yetkililerinin de İstanbul'da misafir edilmesini eleştirdi. İsrail Savunma Bakanı Moshe Ya'alon, Atina'da Yunan Savunma Bakanı Panayotis Kammenos ile bir görüşme yaptı. Görüşmede iki ülke arasındaki stratejik askeri işbirliğini daha da ileriye taşımayı öngören protokole imza konuldu. İki yıldan bu yana askeri ve ekonomik işbirliği konusunda bahar havası yaşayan Atina ve Tel Aviv, son ziyaret ile birlikte askeri işbirliğini eğitim, Akdeniz'de ortak tatbikatlar, terör konusunda bilgi paylaşımı, savunma sanayi alanında ortak projeler gibi alanlarda daha da ileri taşıma konusunda mutabakat sağladı. Taraflar yılda iki defa bir araya gelme konusunda da anlaştı. 

4 Aralık 2015 Cuma

İran: Elimizde IŞİD'den Türkiye'ye petrol sevkiyatının kanıtları var | Akademi Dergisi

akademi dergisi, g, gizlenen gerçekler, ışid, iran, Mehmet Fahri Sertkaya, muhsin rezai, petrol kaçakçılığı, Suriye, suriye sorunu, Terör Örgütü, türkiye,


İran, alınan kararların uygunluğu konseyi sekreteri Muhsin Rezai, Suriye'deki danışmanlarının, terör örgütü IŞİD'den Türkiye'ye giden petrolün tüm olası ihracat yollarının fotoğraflarını çektiğini iddia etti.

Suriye'de bulunan İranlı danışmanların, Suriye petrolünü taşıyan teröristlere ait TIR'ların Türkiye'ye geçmek için kullandığı tüm olası yolların fotoğrafını çektiğini belirten Rezai, "Bu kanıtlar gazetecilere sunulabilir ve televizyon yayınlarında kullanılabilir" dedi.

Suriye'de yaralanan İranlıları ziyaret eden İranlı yetkili, "Yakında bu önemli materyaller kamuoyuna sunulacak" diye konuştu.

'BİLGİLERİ TÜRK YÖNETİMİNE SUNMAYA HAZIRIZ'

Terör örgütü IŞİD'in yasadışı petrol ticaretine ilişkin bilgileri Türk yönetimine sunmaya hazır olduklarını kaydeden Rezai, "Eğer Türk yönetimi IŞİD'in ülkedeki petrol ticaretine ilişkin bilgiye sahip değilse ayrıntılı bilgiyi onlara vermeye hazırız" dedi.

Rezai, "Teröre karşı mücadelede yer alan ülkeler, itidali koruyarak provokasyonlara boyun eğmemeli, enerjilerini terör örgütü IŞİD'i yok etmeye yoğunlaştırmalı" ifadelerini kullandı.

23 Kasım 2015 Pazartesi

BAE-Türkiye ilişkileri gergin: 'Erdoğan diktatör, IŞİD'i destekliyor' | Akademi Dergisi

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, muhammed mursi, birleşik arap emirlikleri, Recep Tayyip Erdoğan, diktatör, bae, ışid, libya, trablus, gizlenen gerçekler, türkiye

Birleşik Arap Emirlikleri ve Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin gergin olduğu, BAE basınında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a "diktatör" dendiği ve BAE yetkililerinin Türkiye'yi IŞİD'i desteklemekle suçladığı söyleniyor.

Middle East Monitor tarafından yapılan habere göre, Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki ilişkiler gerginleşerek krize dönüşmeye başlıyor. İlişkilerin Müslüman Kardeşler bağlantılı Muhammed Mursi indirildiğinden beri gergin olduğu belirtilirken, son seçimlerde de BAE basınının Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan için "diktatör" dediği bildiriliyor.

BAE'nin Türkiye'yi IŞİD'i desteklemekle de suçladığı bildirilirken, Libya'da yakalanan bir BAE casusunun üzerinden Trablus'daki Türkiye elçiliğinin haritasının çıktığı belirtiliyor.

BAE'nin Türkiye'nin Libya'daki gruplara silah sağladığını da açıkladığı söylenirken, Türkiye'nin gerekli görmesi durumunda bu suçlamalara dair resmi bir açıklama yapacağı aktarılıyor.

29 Mart 2014 Cumartesi

Kesep: Türkiye ve Suriye için Dönemeç mi? Kesep neden bu kadar önemli?




Kesep çatışmaları Ortadoğu’daki Türkiye algısını etkileyen dönüm noktalarından biri mi? Türkiye – Suriye arasında bir savaş ihtimali artık daha mı belirgin? Gazeteci Hediye Levent, sınırın öte yakasından izlenimlerini RS FM için yazdı.

Türkiye-Suriye sınırındaki Kesep’te başlayan çatışmalar, çatışan taraflar ve Türk Hava Kuvvetleri tarafından düşürülen Suriye uçağı günlerdir Türkiye gündeminin üst sıralarında. Türkiye’de “savaşa mı giriyoruz?” gerginliği devam ededursun gelişmelerden aylar önce konuşulmaya başlanan varsayımlara ve senaryolara yenileri eklendi. Görünen o ki, Kesep çatışmaları Suriye’yi, Türkiye’yi ve Suriye dahil Ortadoğu’daki Türkiye algısını etkileyen dönüm noktalarından biri...

Minicik bir kasaba bunca etkiyi tek başına nasıl yapar? “Kesep nerede?” sorusuyla başlayabiliriz.

Öncelikle belirtmekte fayda var; Kesep kasabası ve çevresindeki çatışmalar 2 yıldan fazladır devam ediyor. Kesep sınır kapısının bulunduğu dağlık arazide sık sık çatışma ve bombardıman olsa da kapı, 1 yıl öncesine kadar Türkiye-Suriye arasında açık olan tek sınır kapısıydı. Türkiye tarafından "güvenlik gerekçesiyle" ve tek taraflı olarak kapatılmadan kısa bir süre önce yani geçtiğimiz yıl Nisan ayında o kapıyı kullanarak Türkiye'ye geçiş yapmıştım. Suriye tarafından sınır kapısına ulaşan 2 yoldan biri olan dağyolu kapatılmış, sahil yolundaki askeri kontrol noktaları ise dikkat çekici sayıda artmıştı. Sınır kapısına çok yakın bir mesafede bulunan Kesep kasabasında tedirginlik vardı ancak hayat normal akışındaydı. Kapının kapatılmasının ardından çatışmalara paralel olarak kasaba halkının ayrılmaya başladığı haberleri gelse de Kesep ve çevresi Suriye gündeminin ilk sırasında değildi.

KALAMUN SAVAŞI VE KESEP

28 Mart 2014 Cuma

Suriye Türkiye’yi BM’ye şikayet etti. Gerekçe El Kaide terör örgütüne yardım ve yataklık

Suriye Türkiye’yi BM’ye şikayet etti. Gerekçe El Kaide terör örgütüne yardım ve yataklık
Suriye Türkiye’yi BM’ye şikayet etti. Gerekçe El Kaide terör örgütüne yardım ve yataklık
Suriye, Türkiye’yi El Nusra örgütü dahil olmak üzere ülkenin kuzeyindeki silahlı gruplara askerî destekle suçladı. Son birkaç gün içinde BM’ye Türkiye ve İsrail ile ilgili yedi resmî mektup iletildiği bildirildi.

Suriye'nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Beşar El Caferi, Türk ordusunun Lazkiye kırsalının kuzeyinde silahlı terör gruplarının eylemlerine askerî örtü sağladığı‘ iddiasında bulundu.
Suriye Arap Haber Ajansı SANA'da yer alan habere göre, El Caferi, BM’nin New York’taki merkezinde düzenlediği basın toplantısında İsrail’in de ateşkes bölgesi ve civarında ‚teröristlere‘ destek ve kolaylık sağladığını öne sürdü. El Caferi, son birkaç gün içinde BM Genel Sekreteri, Güvenlik Konseyi Başkanı ve üyelerine Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyinde ve İsrail'in de ateşkes bölgesi ve civarında bulundukları ihlâller konusunda yedi resmi mektupla dikkat çektiğini belirtti.
'İlk kez aleni destek'

27 Mart 2014 Perşembe

Ermenistan Meclis Başkanı, Suriye’deki Ermeniler için can güvenliği talep etti

Resim yazısı ekle


Ermenistan Meclis Başkanı Ovik Abramyan, Suriye’de muhalifler tarafından Ermenilerin yoğun olarak ikamet ettiği Kesap bölgesine yapılan saldırının, Türkiye topraklarından yönlendirildiğini ifade etti.

Perşembe günü NATO Parlamenter Meclisi Siyasi Komisyonu Başkanı Jose Lelo ile görüşen Ovik Abramyan, “Kesap’a yapılan saldırı bir NATO üyesi olan Türkiye’den yapıldı. Etnik azınlıkların haklarını korumak ve Kesap Ermenilerinin can güvenliğini sağlamak için uluslararası toplumun sesini yükseltmesi gerekir diye düşünüyorum” dedi.

NATO Parlamenter Meclisi heyetinin Ermenistan Dışişleri Bakanı Eduard Nalbandyan ile yaptığı görüşmede de Kesap olaylarını değerlendirildi.

25 Mart 2014 Salı

Tehlike kapıda: Hani o füze kalkanı Rusya'ya karşı değildi?



ABD 11 Eylül 2001’de uğradığı terör saldırılarını bahane ederek ilk aşamada özellikle Kafkasya'da füze savunma sistemi yerleştirilmesine karar vermişti. ABD, daha sonra NATO’nun da desteğiyle Doğu Avrupa'ya füze kalkanı kurulması projesini geliştirip yaygılaştırmaya başladı.


Kendi sınırlarının bu denli kuşatılmasına itiraz eden Rusya'ya ise füze kalkanının İran’dan ABD ve Avrupa’ya atılacağı iddia edilen balistik füzelere karşı olduğu anlatıldı. Ama Rusya bu gerekçeyi başından beri hiç ciddiye almıyordu. Sovyetler Birliği’nden ayrılan Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya, Bulgaristan, Estonya, Letonya, Litvanya, Romanya, Slovakya ve Slovenya gibi Doğu Avrupa ülkelerinin ABD'ye bu denli yaklaşmasından rahatsız olan Rusya, bu ülkelere yerleştirilen füze savunma sistemini kendi ülkesine karşı bir tehdit olarak algılıyordu.


Batı, Rusya'nın endişelerini görmezden geldi. 2010 yılında NATO'nun, Devlet ve Hükümet Başkanları esnasında yapılan bir zirvesinde yeni bir stratejik yol haritası çizildi. Bu yol haritasında NATO, bölgesel füze savunmasını artık ittifakın bir ilkesi olarak kabul ediyordu. "Yeni Stratejik Konsept"e göre füze savunmasının genişlemesi için de düğmeye basılmıştı.


Konseptte şöyle deniliyordu:


“NATO, bir bölgesel füze savunma sisteminin komuta ve kontrol merkezi kurmak için kendi aktif kademeli harekât balistik füze savunma sistemini genişletmeyi kabul etmelidir.”


İRAN YALANI VE “FÜZE KALKANI BUNALIMI”NIN BAŞLANGICI



Bu karardan sonra Batı ile Rusya arasında füze savunması nedeniyle yaşanılan gerginlikler "füze kalkanı bunalımı"na dönüşmüştü. Batı yorulmadan kalkanın İran'a karşı kurulacağını iddia ediyordu. Rusya ise kendi sınırlarını bir çember gibi kuşatan sistemin kendisine karşı yapılan bir tahrik unsuru olduğunu bilerek sistemin Doğu Avrupa'da yaygınlaşmasını engellemek için çırpınıyordu.


Hatta iddialara göre; 2010 yılında Rusya’nın Çin ile birlikte BM Güvenlik Konseyi'nin İran’a karşı yaptırım karar tasarısına onay vermesi, ABD'nin Doğu Avrupa'da kurmak istediği savunma siteminden taviz vereceği umuduna dayandırılıyordu. Rivayete göre, Rusya ABD'nin bu tavizine karşılık BM Güvenlik Konseyi'nin İran’a karşı yaptırım karar tasarısına onay vermeyi kabul etmişti. Ve İran’a uygulanacak yaptırımlar dolayısıyla ekonomik zarara giren Rusya’nın büyük şirketlerine Batı tarafınca uygulanan zorlama tedbirlerinin de yumuşatılacağı sözü verilmişti.

“Suriye, Türkiye ile savaşa girmez” | TSK Suriye uçağını neden ve nasıl vurdu?

“Suriye, Türkiye ile savaşa girmez” | TSK Suriye uçağını neden ve nasıl vurdu?
“Suriye, Türkiye ile savaşa girmez” | TSK Suriye uçağını neden ve nasıl vurdu?
Güvenlik politikaları uzmanı Mete Yarar, TSK’nın Suriye savaş uçağını neden ve nasıl vurduğunu “Sesli Dosya”da anlattı. Suriye Demokratik Türkmen Hareketi Kurucusu ve Yöneticisi Tarık Sülo Cevizci ise bir başka gerilim unsur olan Süleyman Şah Türbesi’ne dair açıklamalarda bulundu.
Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) ait bir F-16’nın, sınır ihlali yaptığı gerekçesiyle Suriye’ye ait uçağı düşürmesi üzerine sınırda tansiyon giderek yükseliyor. Cengiz Erdil’le Sesli Dosya’ya konuk olan Güvenlik politikaları uzmanı Mete Yarar, uçağın vurulmasıyla ilgili şu bilgileri verdi:
“Türkiye, yaklaşık 100 mil’den yaklaşan uçakları tespit ediyor ve uçaklar 10 mil’e kadar yaklaştıklarında sınır ihlali yapacaklarını söyleyerek, geri çekilmeleri için talimat veriyor. Bu uçakların hızları çok yüksek olduğu için bahsettiğimiz mesafeler de birkaç dakika içinde aşılabiliyor. Hatay bölgesi üzerinde bulunan uçaklar da bölgeye sevk ediliyor. Tüm bunlar birkaç dakikalık zaman diliminde yaşanıyor.”
Söz konusu ihlaller karşısında pilotların ne yapacaklarını ana merkeze sormak gibi bir şansları olmadığını ifade eden uzman, pilotlara ‘sınır ihlali olursa, vurun’ talimatının verildiğini ve onların da bu inisiyatifi kullandığını söyledi. Yarar, düşürülen Suriye uçağı motor kısmından vurulduğu için büyük olasılıkla havadan havaya ısı güdümlü füze atıldığını da sözlerine ekledi.
Suriye Demokratik Türkmen Hareketi Kurucusu ve Yöneticisi Tarık Sülo Cevizci ise Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından düşürülen uçağın Suriye halkını biraz da olsa sevince boğduğunu, çünkü düşürülen tipteki uçakların havadan varil bombası atarak birçok kişiyi öldürdüğünü ifade etti.
“RADAR KİLİTLEMESİ DÜŞMANCA BİR HAREKET OLARAK ALGILANIR”
Düşürülen Suriye uçağı için, dün bir açıklama da Genel Kurmay Başkanlığı’ndan geldi. Açıklamada, dört buçuk dakikalık bir radar kilitlemesi olduğuna dair ifadeler yer aldı. Peki, bu ifade ne anlama geliyor? Mete Yarar, aslında bunun bir ilk olmadığını ve Genel Kurmay Başkanlığı’ndan gelen açıklamalara göre, son altı ayda 40’ın üzerinde radar kilitlemesi yaşandığını kaydetti. Yarar, sözlerine şöyle devam etti: “Aslında normalde kendi topraklarınızda uçarken başka bir radar size kilitlenmez. Radar kilitlemesi yapmak aynı zamanda düşmanca bir hareket gibi algılanır.”
Mete Yarar, Suriye ile Türkiye arasındaki gerginliğe de değinerek iki ülke arasında bir kuvvet dengesi karşılaştırmasının, TSK ile Suriye kuvvetleri arasındaki güç orantısızlığı nedeniyle yanlış olacağını belirtti. Yarar, “Ben, Suriye ordusunun da veya oradaki görevlilerin de fiili anlamda böyle bir şey planlayacaklarını ve bunun içinde olacaklarını düşünmüyorum. Bu gerçekten sonları olur. Çünkü ellerinde kalan ve son direniş noktaları olan uçak ve helikopterlerini kaybederler” dedi.
“IŞİD, TÜRKİYE İÇİN POTANSİYEL BİR TEHDİT UNSURU”
Türkiye ile Suriye arasında bir başka gerilim noktası olan Süleyman Şah Türbesi çevresindeki IŞİD tehdidinden de bahseden Mete Yarar, türbenin bulunduğu bölgenin daha önce Özgür Suriye Ordusu denetiminde olduğunu hatırlatarak “Güvenliği bir şekilde, kontrollü olarak sağlanabiliyordu ama yaklaşık 20 günden beri bölge, IŞİD’in kontrolüne geçti” dedi. IŞİD’ın daha önce silahlı kuvvetlerle sınır boylarında çatışmalara girdiğini ve yaptıkları açıklamalarda Türkiye’yi potansiyel tehditler içinde gördüklerini belirttiklerini söyleyen Yarar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Böylesi bir yaklaşım içinde olan bir gruptan da açıkçası Süleyman Şah Türbesi konusunda anlayış bekleyip, oraya saldırmayacaklarını düşünmek çok iyi niyetli bir düşünce olur. Ama silahlı kuvvetler, riskin en yükseğini kabul ederek ona göre bir hazırlık yapmış durumda. Yani, potansiyel bir tehdit olarak algılıyorlar ve o bölgeye yapılacak herhangi bir müdahaleye hem ateş destek hem de takviye edici unsurlarla hazırlık yapmış durumda. Bunu da karada topçu birlikleri, havada hava kuvvetleri ile iki türlü yapıyor. Ekstra olarak da özel kuvvet birliklerini Şanlıurfa’ya yerleştirmiş durumda.”

Audio faylı indiriniz
“SÜLEYMAN ŞAH TÜRBESİ’NİN TARİHİ ÖNEMİ BÜYÜK”

Bu ay öne çıkanlar