beşar esed etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beşar esed etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Nisan 2017 Perşembe

Bu kaçıncı yalan, kaçıncı aldatma? Türkiye'de basın ve medya neden Büyük İsrail Devleti Projesi'ne hizmet ediyor? | Suriye'de kimyasal silah kullanıldığı yalanı | Akademi Dergisi

suriye sorunu, kimyasal saldırı, kimyasal silahlar, zehirli kimyasallar, hardal gazı, büyük israil projesi, akademi dergisi, akp'nin gerçek yüzü, siyonist basın, medya manipülasyonu,

Rusya Savunma Bakanlığı sözcüsü, Suriye Hava Kuvvetlerinin, İdlib eyaletinde, kimyasal silahların üretildiği ve Irak'a gönderilmek için stoklandığı bir depoyu, yok ettiğini söyledi.

Rusya Savunma Bakanlığı sözcüsü Binbaşı General İgor Konaşenkov'un yaptığı açıklamada, Salı günü öğleden sonra yapılan askeri saldırıda, Han Sheikhoun'un doğusundaki önemli bir isyancı (sözde muhalif, özde teröristlerin) mühimmat deposunun hedef alındığını söyledi.

Konaşenkov, deponun hem zehirli gaz içeren top mermileri üretmek hem de bu zehirli gazları depolamak için kullanıldığını söyledi. Konaşenkov, top mermilerinin Irak'a teslim edildiği ve defalarca Irak'ta kullanıldığına ve ayrıca hem Irak'ın hem de uluslararası örgütlerin bu tür silahların aslında militanlar tarafından kullanıldığını doğruladığına işaret etti.


Suriye'de CIA+MOSSAD+AKPKK ortak üretimi Vehhabi/Selefi teröristler daha önce de pek çok defa kimyasal silah kullanmışlar ve bir de suçu rejimin, ordunun ve Esed'in üzerine atmışlardı. Bir seferinde Birlemiş Milletler uzmanları da, kimyasal silahı aslında kullanan tarafın, muhalifler denilen kiralık katil sürüsü olduğunu, dünyaya ilan etmek zorunda kalmıştı. Suriye sorununun gerçek yüzünü öğrenmek için buraya tıklayın!

Birleşmiş Milletler açıkladı: Kimyasal silahı Esed değil, muhalifler kullandı (2013 yılına ait videoyu izleyin!)



Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

 DİKKAT! Bu yayını paylaşacaksınız  ama büyük ihtimalle o paylaşımı sizden başka hiç kimse görmeyecek. Bu yayınımızı, Facebook, Instagram, WhatsApp ve benzeri Amerikan/Siyonist menşeli ortamlarda paylaşırsanız, arkadaşlarınıza/takipçilerinize gerçekten gösterildiğinden ve taktik surette sansürlenmediğinizden emin olunuz. Biliniz ki bu sosyal ağların gerçek sahibinin CIA ve MOSSAD olduğu ve Amerikan/Siyonist menfaatleri gereği pek çok ülkede milletleri sansürledikleri, somut deliller ile binlerce kere ispat edilmiştir. 

14 Aralık 2013 Cumartesi

ÖSO içinde MOSSAD ajanları - MOSSAD'ın kadın ajanı


Mossad’ın Türkiye’deki kadın ajanına üstün başarı ödülü verildi

İyi de:

MOSSAD’ın ödül verilen Türkiye’deki KADIN AJANI “üstün başarı”lı olmak için TÜRKİYE'DE neler yaptı ?

İsrail’de geçen hafta çok ilginç bir ödül töreni vardı. İsrail Cumhurbaşkanı Shimon Peres, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve MOSSAD Başkanı Tamir Pardo’nun (Kökenleri Osmanlı’da devlet memuru olarak görev yapan Sehor Pardo’ya kadar dayanır) katılımlarıyla düzenlenen törende MOSSAD’ın 12 kadın ajanına “üstün başarı ödülü” verildi. Ödül törenini ilginç kılan detay ise ödül alan kadın ajanlardan birinin Türkiye’de görev yapmasıydı.

6 Kasım 2013 Çarşamba

Suriye'deki muhalif bir Türkmen'in anlatımıyla El Nusra ve Özgür Suriye Ordusu gerçeği

Suriye'deki muhalif bir Türkmen'in anlatımıyla El Nusra ve Özgür Suriye Ordusu gerçeği
Suriye'deki muhalif bir Türkmen'in anlatımıyla El Nusra ve Özgür Suriye Ordusu gerçeği


“Özgür Suriye çalmaya çırpmaya başladı. Tecavüz ettiler kadınlara. Benim evimi bile soydular. Bu adamlar abdestli, namazlı. Ölmeye gelmişler Suriye’ye.”

“Suriye’nin fabrikalarındaki bütün makinaları Türkiye’ye geçirdiler. Bunları kim getirdi, kim aldı, kim sattı. Bunu sorun.”

“Bu makineleri Özgür Suriye Ordusu eliyle geçirdiler.”

****

“El Nusra diye bir şey yoktu. Bunlar tek tek gelmeye başladılar. Gelirlerdi, ‘Cephe yolu neresi?” diye sorarlardı.

Adamlar bizim dilimizi bile konuşmuyorlardı. Kuran Arapçası konuşuyorlardı. Cephe yolu dediği, ‘zındıkların yolu neresi?’ demek.”

Bu sözlerin sahibi 8 ay boyunca Suriye’de El Nusra Cephesi ile birlikte savaşmış Suriyeli bir Türkmen.
7 yaşından beri Halep’te yaşıyor. Adının yazılmasını, fotoğrafının çekilmesini istemiyor.
Halep’in Eşrefiye bölgesinde önce kendi küçük birliklerini kurarak bölgeyi korumaya başlamışlar.
Başta ellerine silah almamışlar.
Fakat sonra çatışmak için ailesi üyeleriyle Halep içindeki El-Sikkeri ve Selahaddin bölgelerine gitmiş.
“İlk başta kimsenin derdi Esad’ı indirmek değildi” diyor.

'Kimse onlar gibi olamaz'

Hikayesini anlatmaya başlamadan önce Suriye’de iki yıl önce iç savaşın başladığı Dera’dan bahsediyor.
“Dera’da çocuklar duvarlara yazmışlar, ‘Hürriyet istiyoruz’ diye. Bunları aldılar, tırnaklarını çektiler, gözlerini oydular. O zaman bu çocukları bıraksalardı, biterdi bu mesele.”
Halep’in farklı bölgelerinde Suriye lideri Beşar Esad’ın askerleriyle çatışırken, bundan bir yılı aşkın süre önce, örgüt henüz kurulduğunu açıklamadan evvel El Nusra ile tanışmış.
“Onlarla birlikte savaştım. Ama onlardan biri olmadım. Keşke olsaydım. Onlar gibi kimse olamaz,” diyor.
Neden onlarla yan yana olduğunu ve onları desteklediğini açıklıyor: “Özgür Suriye çalmaya çırpmaya başladı. Tecavüz ettiler kadınlara. Benim evimi bile soydular. Bu adamlar abdestli, namazlı. Ölmeye gelmişler Suriye’ye.”
Nereden geldiklerini soruyorum. “Cezayirliler, Tunuslular, Afganlar vardı. Ellerinde dolar dolu çantalarla Türkiye sınırından girdiler. Kurulmazdan evvel 8 ay bunlarla çalıştım. Bunların ne yönleri belliydi, ne de başları vardı.”
Dolar dolu çantaları soruyorum ama yanıtlamayı reddediyor. “Oraları ben bilmem” diyor.
Farklı ülkelerden gelen bu kişilerin en başta bir örgüt olmadıklarını daha sonra bu kişileri “birilerinin birleştirdiğini” söylüyor.
Kimin “birleştirdiğini” soruyorum. “Suudi Arabistan olabilir, Amerika olabilir” diyor.

'Siz silah meselesini çok abartıyorsunuz'

El Nusra’nın Türkiye’den destek aldığı yönündeki iddiaların doğru olmadığını söylüyor. Kim silah veriyor diye sorduğumda yine, “Suudi Arabistan” diyor.
El Nusra Cephesi bu yılın başında kuruluşunu açıklamış ve ardından yaptığı açıklamada El Kaide’ye bağlılığını duyurmuştu.
Konuştuğum kişi “En başta El Kaide yoktu” diyor.
Yaptıkları bu açıklamayı ise şöyle yorumluyor: “Belki bunları bir araya getiren, bunlara para veren bu yolu seçti. Zaten iş başkanlıkta.”
Hemen ardından bütün sohbetimiz boyunca yaptığı gibi Özgür Suriye Ordusu’nu ve Türkmen muhalif örgütleri eleştiriyor.
“Ali Beşir diye biri burada artık istihbaratla, Erdoğan ile mi görüşmüş bilmiyorum. Türkmenler için yardım alıyor. Silah alıyor. Şimdi Antep’te oturuyor. Adam zengin. Onun askerleri boş sokaklarda dolaşıyor. Çatışmıyorlar ki. Boş sokaklarda kurşun sıkıyorlar.”
Kast ettiği Halep Türkmenleri Askeri Devrim Meclisi Başkanı Ali Beşir.

3 Kasım 2013 Pazar

Bu sözleri bir Amerikan senatörü söylüyor: "CIA her ay 100 terörist eğitiyor."

CIA her ay 100 terörist eğitiyor.
CIA her ay 100 terörist eğitiyor.
CIA her ay 100 terörist eğitiyor

ABD’nin Tennessee eyaletinin senatörü Bob Corker, Amerikan Merkezi Haber Alma Teşkilatı CIA’in bugüne kadar yaklaşık bin Suriyeli savaşçıyı eğittiğini ileri sürdü. Senatör, bu istihbarat teşkilatının her ay Suriye muhalefeti için 50 ile 100 arasında militan eğittiğini söyledi.

Sünni Müslümanlar olarak Esed'in ve Suriye halkının yanındayız.

Sünni Müslümanlar olarak Esed'in ve Suriye halkının yanındayız.
Sünni Müslümanlar olarak Esed'in ve Suriye halkının yanındayız.

Memleketimizde son 15 yılda;

- 241 polis
- 91 asker
- 17 özel tim görevlisi
- 15 korucu
- 45 gardiyan

TECAVÜZ'den yargılandı.

Hiçbiri hapis cezası almadı. Bu rakamlar sadece yargıya yansıyanlar. Yansımayanları ve farklı suç çeşitlerinin oranlarını da siz tahmin edin.

Son yıllarda, bazı TSK mensuplarının, terörle mücadele ederken Güneydoğu insanına karşı nasıl akıl almaz suçlar işlediğine dair daha çok bilgi, belge ve şahit basına yansıdı.

Şimdi, Suriye meselesini doğru değerlendirmek isteyenler şu gerçekleri göz önünde bulundursunlar: Dünyanın hiçbir yerinde İslam devleti de İslam ordusu da yok. Bizim devletimiz de ordumuz da İslami değil. İçinde Müslümanların bulunuyor olması, sistem olarak İslami olmadıktan sonra ne devleti, ne orduyu İslami yapmaz.

Biz laik bir devletiz. Suriye devleti de bir Arap Soysalist devleti. Onlarca yıldır Sovyetlerin/Rusya'nın nüfuzunda/tesirinde kalmış bir devlet. Bu devletin ordusundan İslam ordusu hassasiyeti beklemek doğru değil. İşte bizim ordumuz bile çok temiz değil. Suriye ordusuna mensup bazı askerlerin hatta yüzlerce askerin, subayın zulüm yapması bile, insanlık suçu işlemesi bile Suriye ordusunu terörist bir çete gibi görmeyi meşru kılmaz.

Genel olarak bakıldığında bir devlet otoritesi ve bir hukuk sistemi mevcut. Karşımızda bir aşiret ya da bir terör örgütü yok, devlet var. Dünya alem gördü ki o katliamların tamamına yakınını muhalifler yaptı. En son kimyasal saldırıyı da muhaliflerin yaptığı ve Suriye ordusunun bunda da suçu olmadığı, perde arkasında yine CIA ve MOSSAD olduğu kesin deliller ile ispat edildi ve herkes sesini kesmek zorunda kaldı. Suriye ordusunun zulmü diye dünya kamuoyuna sunulan ve çok tesir eden videoların yüzlercesinin -abartı yok gerçekten yüzlercesinin- montaj ve kurgu oldukları meydana çıkarıldı. CNN ve el Cezire bile özürler dilemek zorunda kaldı. El Cezire çalışanlarının bir kısmın, yalan haberleri servis etmeyi kabul etmeyip topluca istifa ettiler. Katledilenler genellikle Şii-Nusayri Suriyelilerdi ama sizlerin bir durup "Şii Esed neden Şiileri katletsinki?" diye sormanıza bile fırsat verilmedi.

3 Mayıs 2013 Cuma

Gerçekler hep gizleniyor | Suriye sorunu | Muhalifler | Akademi Dergisi

büyük israil, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), masonluk, medya manipülasyonu,suriye sorunu, yahudilik, akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, beşar esed, özgür suriye ordusu,

ABD, İsrail, Fransa, İngiltere, Türkiye, Suudi Arabistan ve diğerlerinin oynattıkları muhalifler/teröristler roketler atarken ESAD'ın ordusunun güller atmasını mı bekliyorsunuz? Siz koca Türk milleti ile dalga mı geçiyorsunuz?

HALEP'TE NELER OLUYOR?

Bugün neredeyse bütün anaakım medya organları Suriye ordusunun Halep'e dönük bir saldırı başlattığını yazdı. Oysa durum tam olarak böyle değil. Muhalefetin Halep dışından getirdiği 3 bin civarında militan, kendileri için bir "güvenli bölge" yaratabilmek için saldırı hazırlığı yapıyor.

Bir süredir Suriye ordusunun Halep'e yönelik bir saldırı hazırlığında olduğunu yazan Türk ve Batı medyası, bugün ordunun operasyona başladığını duyurdu.

17 aydır devam eden olaylar sırasında Suriye'nin ikinci büyük şehri ve ticaret merkezi olan Halep şehri muhaliflerin örgütlenebildiği bir yer olmaktan uzaktı. Geçtiğimiz Ekim ayında Esad yanlısı çok büyük bir gösteriye tanıklık eden şehir, şimdi büyük bir tehlikeyle karşı karşıya.

Halep savaşını kim başlattı?

Bir süredir kent dışından gelerek Halep'in kuzeyine yığınak yaptığı bilinen Özgür Suriye Ordusu, kuzeydeki bir dizi mahallede kontrolü ele geçirmişti. Ancak kent merkezine Suriye ordusunun hakim olduğu belirtiliyor.

Halep'in dışından şehre sokulan 3 bin silahlı militanın, Esad rejiminin Halep'i koruyamadığına dair bir algı yaratmaya çalıştığı görülüyor. Örneğin 6 gün önce Associated Press'e konuşan Muahmmed Said ismindeki Halepli bir muhalif, Özgür Suriye Ordusu'nun Halep'in dışındaki kırsal bölgelerden şehre militan soktuğunu söylemişti.

Adana'daki gizli üs görev başında!

Türkiye sınırına yakın yerlerin kontrolünü ancak ele geçirebilen muhaliflerin Halep'i ele geçirmekten çok Esad'ı politik olarak yıpratarak Libya'da olduğu gibi bir "uçuşa yasak bölge" yaratmak istedikleri anlaşılıyor. Ayrıca medyada dile getirilen "Halep'te katliam korkusu" haberleri de bu amaca hizmet ediyor. Suriye Devlet Ajansı SANA, muhaliflerin kent merkezine girerek sivilleri kaçırdığını ve canlı kalkan olarak kullandığını belirtiyor. Oysa Suriye ordusunun operasyon düzenlediği nokta kent merkezi değil, muhaliflerin konuşlandığı kuzey bölgeleri.

Üstelik dün ortaya çıkan ve Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan'ın gizlice Adana'da kurduğu askeri üssün ne işe yaradığı da Halep'te yaşananlardan kolayca anlaşılabilir.

Suriye ordusunun ağır silahlar ve tanklarla Halep'e saldırdığı söyleniyor. Oysa El Cezire, Russia Today ve CNN gibi kanalların geçtiği video görüntülerinde muhaliflerin de RPG, tanksavar ve havan toplarına sahip oldukları görülüyor. Russia Today'in Şam muhabirinin 26 Temmuz tarihinde aktardığına göre ise, muhalifler Türkiye ve Suudi Arabistan'dan Halep saldırısı için silah desteği aldılar.

Silahlı Gruplar Karşısında Suriye Hükümeti Eli Kolu Bağlı Kalamaz

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Avrupa ülkeleriyle bazı Arap ülkelerinin Suriye muhalefetini Suriye hükümetine karşı savaşa kışkırttığını ifade etti.

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov; Suriye Çalışma grubunun Cenevre'de düzenlediği konferansta üstüne anlaşılan noktaların herkes tarafından tam bir şekilde uygulanması gereğine vurgu yaptı.

Lavrov; silahlı grupların büyük kentlerde bulundukları sırada Suriye hükümetinin eli kolu bağlı olarak durması vizyonunu savunmanın kesinlikle ve mutlak bir şekilde mantıklı olmadığının altını çizdi.

30 Nisan 2013 Salı

Allah bu dini, zalimlerin, facirlerin, diktatörlerin eli ile de kuvvetlendiriyor | Akademi Dergisi

beşar esed, cia, mossad, özgür suriye ordusu, Selefilik - Vehhabilik, suriye sorunu, akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, halep, israil, abd, el cezire,

“Allah, bu dini facirlerin / fasıkların eliyle de güçlendirir.” Hadis-i Şerif, Taberani

İsrail’in, Türk ve Müslüman görünen gizli Yahudilerin ve Masonluğun kontrolündeki Türkiye medyasının anlattığının aksine, "Suriye’li muhalifler" yada “Özgür Suriye ordusu” denilen kişiler hiç de doğru düzgün kişiler değiller. Ezici çoğunluk ABD ve İsrail istihbaratının oyuncağı olmuş selefi ve Vehhabiler. Ve bunlar bir diktatörün eli ile iyice temizleniyorlar.

Suriye’deki son gelişmeler Amerika, İsrail destekli selefi - vehhabi teröristlerin Irak’tan sonra Suriye’yi de kan gölüne çevirdiğinin bir kanıtı. Artık Suriye’de yaşananlar kimseye saklı değil. Gerçekler gün gibi ortada. Bir tarafta tüm fitnelere rağmen vatan ve milletini savunmak, BOP (Büyük Ortadoğu Projesi)'a mani olmak için mücadele eden Suriye devleti, öte yandan Amerika, İsrail, Batılı devletler ve Kukla Arap rejimleri tarafından her türlü destek verilen İslam ve insanlık düşmanı kan içici zamane Haricileri.

Oysa diktatör Esad'ın Suriye'sinde çok üst düzey görevlerde Sünniler vc de Türkmenler varlar... Muhaliflerin katliamlarından, tecavüzlerinden bir çok sünni ve şii bölgelerini Esad'ın ordusu kurtardı. Gerek şii gerekse sünni halklar Esad'ın ordusunu bayram sevinçleri misali gösterilerle karşıladılar... Esad'ın ordusunun katliam yaptığına dair dünya kamuoyuna sunulan yüzlerce haber, görsel ve videonun CIA, Mossad ve MİT'in kontrolündeki muhaliflerin yalanları olduğu tek tek ispat edildi. CNN ve El Cezire bile bu yayınlarının yalan olduklarını resmen kabul etmek zorunda kaldılar.

Şer zan ettiklerimiz hayra dönüyor... Batılı istihbarat örgütlerinin kontrolündeki dalalet fırkaları, İslam'ın iç fitneleri bir diktatörün eli ile ağır darbeler alıyorlar...

HALEP'TE 6 BİN ÇOK ULUSLU TERÖRİST KUŞATMA ALTINDA

Suriye güvenlik güçlerinin, aralarında Suudi Arabistan, Yemen, Libya, Afganistan ve Tunusluların da bulunduğu 6 bin teröristi kuşatma altına aldığı bildirildi.

Suriye’deki haber kaynakları Halep’teki çatışmaların şiddetli bir şekilde devam ettiğini belirtirken, Fransız haber ajansı, Halep’teki silahlı grupların Suriye güvenlik güçlerine karşı son iki günde ciddi bir saldırı yapamadığını duyurdu.

Suriye’den yayın yapan Dampress haber sitesi, Halep kentindeki 6 bin teröristin kuşatma altına alındığını belirterek Suriye askeri kaynaklarının, Halep teröristlerden temizlenmeden ordunun karargahına çekilmeyeceğini açıkladığını bildirdi.

Habere göre Suriye Ordusu, 6 bin selefi - vehhabi el-Kaide mensubunun Halep'te kuşatma altına alındığını, terör hücreleri tamamen çökertilinceye kadar ordunun operasyonlarına devam edeceğini açıkladı.

Suriye kaynakları, Halep'te Suriye güvenlik güçlerini hedef alan saldırıları düzenleyen Tevhid Tugayı komutanlarından 5 tanesinin öldürüldüğünü duyurdu.

Habere göre öldürülen komutanların adları şöyle: Ahmed Yusuf el-Canudi, Muhammed Abdusselam Salum, Muhammed Taha Hac Halil, Ebu Abdu Cabir ve Ahmed Abdurrahim.

Haberde Suriye güvenlik güçlerinin “Yılanın Başını Koparma” adını verdiği operasyonlar kapsamında 640 teröristin yakalandığı, yakalanan teröristler arasında Afganistan, Somali, Irak, Yemen, Suudi Arabistan, Kuveyt, Tunus, Libya ve Fas vatandaşlarının bulunduğu açıklandı.

Suriye resmi kaynakları, el-Cemiliye, el-Furkan, el-Hamdaniye, Sahur, Sokkari, Selahaddin, el-Ensari, Seyfud Devlet, el-Firdevs ve Bustan el-Kasr'da çatışmaların sürdüğünü bildirdi.

Özgür Suriye Ordusu adlı silahlı grup, Halep kentinin yüzde 40’ının kontrolünün kendilerinde olduğunu iddia ederken, Suriye yönetimi yanlısı “şukumaku” internet sitesi ise Babu’l Hadidi ve Selahaddin mahallelerinin teröristlerden temizlendiğine dair haberler geldiğini; ancak bu haberlerin henüz resmi olarak teyit edilmediğini bildirdi.

Bizler 'Arap Baharı' ve Suriye ile uğraşırken ABD tüm Arap ve İslam ülkelerine nükleer başlık taşıyabilecek uçakları İsrail'e veriyor | Akademi Dergisi

arap baharı, cia, MİT milli istihbarat teşkilatı, mossad, siyonizm, suriye sorunu, akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, hüsnü mahalli, barack obama, beşar esed,

Başka hikayeler...

100 kadar ülke bir araya gelmiş ve Esad'dan kurtulmaya karar vermiş. Durum böyle olunca 100 ülkenin tüm olanakları bu yönde kullanılıyor. Medya da bu olanakların başında geliyor. Çünkü daha fazla bağıran ya da yalan söyleyen kazanıyor ya da kazandığını sanıyor.

Tıpkı Irak'ta olduğu gibi.

ABD ve İngiltere yanlarına 40 kadar ülkeyi alarak tüm dünyaya yalan söylediler ve Irak'ı işgal ettiler. Sonra da bu ülkede farklı rakamlara rağmen bir milyondan fazla insan öldü, ölüyor.

Ama kimin umurunda?

Tıpkı Myanmar'da her gün ölenler hiç kimsenin umurunda olmadığı ve olmayacağı gibi. Çünkü Myanmar şu anda coğrafyamızda oynanan Büyük Oyun'un yani BOP'un içinde değil.

Çünkü şu anda ABD ve yandaşları için önemli olan Suriye ve onlara göre Suriye dışında hiç kimsenin başka şeyleri görmesi ya da konuşması yasak.

***
Örneğin ABD'nin son günlerde İsrail'e olan geleneksel ilgisinin dışına çıkması.

Çünkü ABD dünyanın en gelişmiş savaş uçağı F-35'ten 19 tanesini acilen İsrail'e vermeye karar verdi. 10 yılda 70 uçak vereceğini daha önce açıklayan ABD, ki bunların maliyeti 2,2 trilyon dolar, şimdi vereceği uçaklar için de özel teknolojiler üretilmesi talimatını vermiş. Bunun için de ayrıca 450 milyon dolar ayırmış.

Yani bizler 'Arap Baharı' ve Suriye ile uğraşırken ABD tüm Arap ve İslam ülkelerine nükleer başlık taşıyabilecek uçakları İsrail'e veriyor. Peki neden?

Hani bu coğrafyada barış ve dostluk olacaktı? Olacak ama önce Suriye ve Suriye üzerinden tüm coğrafya darmadağın edildikten sonra.Bunun için de ABD hazırlıkları sürdürüyor.

Örneğin yine geçen hafta Pentagon yeni bir silah üzerinde denemelerini başarıyla yaptığını açıkladı. Ama kimin umurunda?

Haberlere bakılırsa bu silah, 13,5 ton ağırlığında yeni türden akıllı bombalar. Uçaklardan atılacak bu bombalar yerin altında 60 metrelik beton sığnakları delerek hedefine varıyor ve yerle bir ediyor. Yani bu bombalar İran'ın yeraltındaki nükleer tesislerini yok etmek için geliştirildi. Yani her şey İsrail için.

Bunca bomba ve uçaklar yetmiyormuş gibi Obama amca yine geçen hafta İsrail'e 80 milyon dolar daha bağışta bulunarak (yıllık yardım 3,2 milyar dolar) Füze Kalkanı Projesi kapsamında yeni teknolojiler satma kararı aldı. Malatya'daki radarlarla ilgisi olup olmadığını henüz bilmediğimiz bu teknolojiler, önümüzdeki yılların en önemli silahı olacaktır.

Tıpkı ABD'nin 'Büyük Müttefik' Türkiye'ye vermeyi kabul etmediği füze taşıyan Predatorlar gibi. ABD ve yakında İsrail bu Predatorlarla istedikleri yerde istedikleri hedefi ya da adamları vurabilecekler.

Şimdilerde bir tek füze taşıyabilen Predatorları Amerikalılar 2 daha sonra da 4 füze taşıyacak şekilde geliştiriyorlar. Tabii ABD, İsrail için yaptıklarını ya da İsrail'e verdiklerini asla ve asla başka hiçbir ülkeye yapmayacak ve vermeyecektir.

Çünkü ABD'ye göre İsrail'in dostu yani işbirlikçisi olmayan hiçbir ülke, Türkiye dahil, ABD'nin stratejik müttefiği olmayacaktır.

***
Bir düşünün ABD'ye 30 yıl hizmet eden Mübarek bile Obama'nın bir göz kırpmasıyla kafese konuldu. Çünkü ABD'ye göre hizmet sınırsız da olsa yetmez. ABD köle ister. Tıpkı Suudi Arabistan kralları, Katar Emiri ve Körfez'deki şeyhler gibi.

Bu kral, emir ve şeyhler 250 yıldır önce İngilizlere şimdi de ABD'ye kölelik ediyorlar.

Örneğin Suudi Arabistan son 50 yılda ABD ve Batı'dan bir trilyon dolarlık silah aldı ama bunları hiçbir zaman kullanmadı. Babasına darbe yaparak iktidarı ele geçiren Katar Şeyhi ise herkesi ABD planları için parayla satın alabileceğini düşünüyor.

Geçen hafta bu şeyh hazretleri Suriye konusunda ABD ile hareket eden Almanya'dan iki milyar dolarlık tank alacağını açıkladı. Bu tanıkları ne yapacağı ise merak konusu.

Çünkü 11 bin kilometrekarelik Katar'ın neredeyse yarısı Amerikan üsleriyle kaplı ve bu ülkenin nüfusu 200 bin civarında. Ama olsun şeyh hazretleri cüssesine ve CIA-Mossad Operasyon Merkezi gibi çalışan El-Cezire televizyonuna güveniyor.

Çünkü bu savaş başından beri yalanla yürütülüyor. Gerisi nasıl olsa gelir ve gelecek.

Umarım o zaman Türkiye ve tüm coğrafyamız için geç kalınmış olmaz.

Belki de bu nedenle El-Cezire Türk iki yıldır bir türlü yayına başlamıyor!!!

Şimdiden söylüyorum:

Suriye'de iç savaş çıksın ve Kuzey Suriye'de Kürt özerk ya da federal bölgesi kurulsun bu kanal hemen yayına başlar.

HÜSNÜ MAHALLİ

BOP'un eşbaşkanı ABD'ye ve İsrail'e verdiği sözleri tutuyor. Esad altı aya kadar indirilecek! | Akademi Dergisi

ABD Amerika Birleşik Devletleri, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), Haçlı Seferleri, İran İslam Cumhuriyeti, İsrail, Suriye, beşar esed, akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya,


Suriye lideri Esad Türkiye’yi şikayet için İran’a yazdığı mektupta iktidarın dış politikasına yönelik çok ağır ifadeler kullandı

Esad, İran dini lideri Hamaney’e yazdığı mektupta, “Suriye’nin Türkiye ve Katar’a karşı yükümlülüğü kalmadı. Birkaç ay önce Suriye’nin ’yakın dostu’olan fırsatçı ülkelerin maskeleri düştü” dedi.

İsrail istihbaratına yakın bir internet sitesi ise Suriye sorununun çözümü için ABD ile anlaşan Türkiye’ye düşen esas rolü açıkladı: Suriye ile “askeri gerilimi tırmandırıcı” adımlar atmak!..

Türkiye, Batı’yı mutlu etmek için her şeyi yapar!

Suriye Devlet Başkanı Esad, İran’ın dini lideri Hamaney’e içini döktü:

➥ Beşar Esad, Türkiye’yi İran’a şikayet ederken, iktidardaki AKP’nin dış politikasıyla ilgili ağır ifadeler kullandı. İsrail’de orduya yakın bir internet sitesi ise Erdoğan ve Obama’nın Esad’ı 4 ay içinde bitirmek üzere anlaştığını iddia etti.

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, İran’ın dini lideri Ayetullah Hamaney’e Türkiye’deki yönetimi şikayet etti. Kuveyt’te yayımlanan Al-Siyasah gazetesinin haberine göre, Beşar Esad, İran’ın dini lideri Ayetullah Hamaney’e mektup göndererek Türkiye ve Katar hakkındaki görüşlerini dile getirdi. Suriyeli siyasi kaynaklara dayandırılan habere göre Esad mektupta;

➥ “Suriye’nin artık Türkiye ve Katar’a karşı hiçbir yükümlülüğü kalmamıştır. Birkaç ay önce Suriye’nin yakın dostu olan ülkelerin maskeleri düştü. Bu ülkeler, Batı’yı mutlu etmek için her şeyi yapar” diye yazdı. Al-Siyasah, Esad’ın mektupta Türkiye ve Katar’ı “fırsatçı” olarak nitelendirdiğini ve AKP’nin seçimleri kazanmasına üzüldüğünü de belirttiğini öne sürdü.

ABD ve Türkiye anlaştı

Bu arada, Türkiye ile ABD’nin Suriye’yi bitirme operasyonu konusunda anlaştığına dair iddialar da, güçlü delillere dayanarak gündeme gelmeye devam ediyor. İsrail istihbaratına yakın bir internet sitesi, Suriye sorununun, ABD -Türkiye ortaklığıyla çözülmesi kararına varıldığını öne sürdü. DEBKAfile adlı site, askeri kaynaklara dayandırdığı haberde, ABD Başkanı Barack Obama ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan arasında 21 Haziran’da yapılan telefon görüşmesinin gizli tutulan içeriğine yer verdi. İddiaya göre iki lider, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın reform sözü verdiği ama uluslararası toplumu tatmin edemediği konuşmasından saatler sonra yaptıkları görüşmede, Esad’ın 4 ila 6 ay içerisinde düşeceği kanısına vardı. Ortaklaşa hazırlanan planda Türkiye’ye düşen esas rol ise Suriye ile “askeri gerilimi tırmandırıcı” adımlar atmak olarak belirlendi.

İsrail de plana dahil

DEBKAfile’ın iddiasına göre, Türkiye ile ABD’nin ortaklaşa belirlediği stratejiler, bununla da sınırlı değil. Yine aynı haberde dile getirilen iddiaya göre, İsrail’in de katılımıyla bu üç ülke, Ortadoğu barış görüşmelerinin yeniden başlatılmasını sağlayacak bir yöntem belirledi. Yeni yol haritasına göre Türkiye, İsrail ile Filistin arasında yeniden arabuluculuk yapacak. Geçtiğimiz günlerde Türkiye’ye gelerek bir dizi gizli görüşme yaptığı öğrenilen İsrail Başbakan Yardımcısı ve Stratejik İşler Bakanı Moşe Yaalon’un, Başbakan Erdoğan ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hakan Fidan’la bir araya gelerek, oluşturulan bu yeni modelin son rötuşlarını yaptığı iddia edildi.


CIA'ya Esad'ı indirin talimatı! Bu güne kadar gizlice yaptıklarını bu gün resmen kabul ediyorlar | Akademi Dergisi

büyük israil, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), cia, özgür suriye ordusu, suriye sorunu, akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, barack obama, beşar esed, incirlik üssü,

CIA'ya Esad'ı indirin talimatı! Bu güne kadar gizlice yaptıklarını bu gün resmen emir ediyorlar. Bir türlü hedeflerine varamıyorlar. BOP'u yada Büyük İsrail'i bir türlü kuramıyorlar

Bu yapılanlar uluslar arası hukuka ve BM tüzüğüne aykırı. Tamamen ABD sömürgeciliği...

Ne ABD'nin böyle bir hakkı var nede AKP hükümetinin bu emirlere itaat etme lüksü var.

Suriye halkı kimsenin umurunda değil, hedef ABD'yi kurtarmak ve Büyük İsrail'i kurmak...

***
Obama’nın, CIA ve ABD’nin diğer istihbarat birimlerine, Esad’ı devirmeye çalışan muhaliflere destek yetkisi veren emri imzaladığı ortaya çıktı. Emir bu faaliyetlerin Adana’da merkezinde koordine edilmesini öngörüyor.

ABD Başkanı Barack Obama’nın, CIA ve ABD’nin diğer istihbarat birimlerine, Beşar Esad’ı devirmeye çalışan Suriyeli muhaliflere destek yetkisi veren başkanlık emrini bu yıl içinde imzaladığı belirlendi. İngiliz haber ajansı Reuters’ın özel haberine göre; aynı başkanlık emri bu faaliyetlerin Adana’daki komuta merkezinde koordine edilmesini öngörüyor.

Merkez İncirlik

Beyaz Saray, ABD’nin bazı müttefiklerinin aksine muhaliflere silah verme fikrine hala soğuk bakıyor. Başkanlık emrinin kapsadığı yetkiler tam olarak bilinmese de silaha izin vermediği tahmin ediliyor. Bu tip bir yardım için Obama’nın ikinci bir emir çıkarması gerekiyor.

Reuters’a konuşan bir hükümet yetkilisi, başkanlık emrinin muhaliflere yardımın Türkiye tarafından yönetilen bir komuta merkezinden koordine edilmesini öngördüğünü doğruladı. Reuters geçen hafta bu komuta merkezinde Türkiye’nin yanı sıra Katar ve Suudi Arabistan’ın da görev aldığını duyurmuştu. Şimdi bu merkezin İncirlik Üssü’nün de bulunduğu Adana’da yer aldığı kesinleşti.

Ankara’nın desteği

Reuters Türkiye’nin uzun süredir Esad’ın gitmesinden yana olduğunu hatırlattı. Ajans, Amerikalı yetkililere dayandırdığı haberinde Ankara’nın muhaliflere desteğini gittikçe artırdığını, eğitimin yanı sıra büyük ihtimalle ekipman desteği de verdiğini kaydetti. Avrupalı hükümet kaynakları ise Katar ve Suudi Arabistan’da özellikle varlıklı ailelerin muhaliflere sahip çıktığını ve maddi destek verdiğini söyledi.

89 milyon dolar

Obama yönetimi ise şimdiye kadar muhaliflere büyük çapta maddi destek verdi. Hükümet muhaliflere 25 milyon dolar değerinde öldürücü olmayan ekipman dağıttı. Suriye genelinde de çeşitli uluslararası örfütler aracılığıyla 64 milyon dolar insani yardım yaptı. İlginiç bir gelişme de Amerikan Maliye Bakanlığı’nın bu hafta muhalif gruplara ABd içinde para toplama ve aktarma izni vermesi oldu. (Milliyet)

E, hani, Nusayri ESAD'a karşı bir Sünni direnişi vardı? | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, beşar esed, büyük israil, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), cia, el kaide terör örgütü, Mehmet Fahri Sertkaya, mossad, özgür suriye ordusu, Selefilik - Vehhabilik,

Hep söyledik ama dinletemedik. Hani sünni idiler?

Suriye'de ESAD diktatörüne karşı çatışanların doğru düzgün kimseler olmadıklarını...

İdaresini Vehhabi Suud kraliyet ailesinin yaptığı Selefiler ve Vehhabiler olduklarını...

İçlerinde sünni olanların yok denecek kadar az olduklarını...

Türkiye'de Adana İncirlik ABD üssü ve mülteci kampı kılığındaki terör kamplarında eğitim aldıklarını...

Bunlara eğitimi İngiliz SAT komandoları, İsrail ordusu subayları ve MİT içindeki derin İsrail'in verdiğini...

Suud, Katar ve Ürdün'ün idarecilerinin de aynı Türkiye'nin idarecileri gibi Siyonizmin emrinde olduklarını...

El Kaide denen örgütün daha kuruluşundan itibaren bir CIA projesi olduğunu...

Usame bin Ladin'in 11 Eylül saldırılarından bir gün önce Amerikan hastanesinde diyalize girdiğini ve CIA'in üst düzey yetkilileri ile görüşüp onlar tarafından korunduğunu...

Suriye'nin BOP yada BİP (Büyük İsrail Projesi)in bir ayağı olduğunu....

Sırada İran ve Türkiye'nin olduğunu...

ARTIK SAMİMİ HER MÜSLÜMAN ACI DA OLSA KABULLENMELİ...

Vehhabilik, ingilizlerin kurduğu sapık bir mezheptir. Selefilik ise Vehhabiliğin kamufle adıdır. Vehhabiler kendilerini "selefiyiz" diye gizlerler. Vehhabilerin itikadlarında küfre varan bozulmalar vardır. O inançları ile bırakın şehid olmayı imanlı göçmeyi bile başaramazlar.

İşte ülkemizde de son dönemde çöreklenen, üreyen selefi-vehhabi zihniyetin teröristlerini savunan ünlü selefi avukat bile Suriye'deki çatışmalarda can verdi...

E, hani, yaşanan Nusayri ESAD'a karşı bir Sünni direnişydi?

Suudiler sünnileştiler de bizim mi haberimiz olmadı?

Yada bunlara eğitim veren CIA ve MOSSAD ajanları mı sünnileştiler, İngiliz SAT komandoları mı?

Aklımızı başımıza alalım! Köprüden önce son çıkıştayız...

****
El Kaide davalarının ünlü avukatıydı...

El Kaide davalarının ünlü avukatı Osman Karahan, Halep'te Suriye ordusu ile girdiği çatışmada öldürüldü.

Karahan'ın öldüğünü "silah arkadaşı" Ahmet Gündüz'ün ardından kardeşi Selahattin Karahan da doğruladı.

İnsan Hukukunu Koruma Derneği'nin (İHADER) kurucusu olan Karahan, El Kaide'nin Türkiye sorumlusu olduğu iddia edilen Lui Sakka'nın avukatlığını üstlenmişti.

2006'da El Kaide örgütüne yardım ve yataklık suçlamasıyla gözaltına alınan Karahan daha sonra delil yetersizliği nedeniyle serbest bırakılmıştı.

Şam yönetimi dün yaptığı açıklamada, Halep'teki çatışmalarda ölü ele geçirilen bazı militanların Türk ve Afgan kökenli olduğunu duyurmuştu.

****
BU NASIL İKİ YÜZLÜLÜK?

Daha düne kadar el Kaide bir terör örgütüydü Kartel medyası için...

Ama şimdi Mücahid oldular Esad'a karşı çatıştıkları için...

İşlerine gelseydi yaşanan şu hadiseleri "El Kaide terör örgütü Suriye'yi de karıştırdı." diye haber yapıp verebilirlerdi... Ama şimdi Siyonizm diktatör Esad'ı devirmek istiyor.

Daha da önemlisi orada insanlar katl ediliyor(!)muş... Sanki Filistin'de, Çeçenistan'da, Bosna'da, Irak'ın işgalinde katl edilenler insan değiller miydi? Her taraf iki yüzlülük her taraf ihanet...

Türkiye Müslümanlarının ilk çözmesi gereken meselesi kripto Yahudilerdir. Özellikle de medya'yı ve parayı kontrol eden kripto Yahudiler...

****
Damarlarında kan yerine, makam-mevki-para-şan-şöhret hırsı dolaşabilecek kadar adileşen,düşen insanların(!), liderlerin olduğu ihtimalini göz ardı ederek, etrafındaki insanlara hep hümanizma(insancıllık) bakışı ile bakanların sonlarının, çok büyük acılar içinde perişan olup feci şekilde can vermek olmasından dolayı, suçlanması gereken ilk kişi, bu derecede büyük bir gaflet ve ahmaklığı sergileyen kendisidir.

****
Sonuçta ortada bir hadise var ki, birileri çıkıp bir devletin siyasi otoritesini karşısına alıp kurşun sıkmışlar. O devlet de parfüm sıkarak mı karşılık versin?

Dahası, kurşun sıkanlar/muhalifler sivilleri de canlı kalkan yapmışlar hatta sivilleri katl edip suçu devlet otoritesinin üzerine atmışlar. Daha önemlisi bunların tamamına yakını bu devletin vatandaşı değiller. Bundan da önemlisi bu devletin, Suriye'nin, komşusu olan Türkiye, bu Suriyeli olmayan terörsitlere, CIA ve MOSSAD ve MI6 işbirliği ile her türlü desteği vermiş. Örgütlemiş, eğitmiş, nakit, silah ve cephane tedariki yapmış. Suriye PKK'ya bunun ne kadarını sağlayabilmiş? Ne olacak şimdi?

Aslında Tayyip'in değil de, ESAD'ın çıkıp da "Ülkemize sızmış, başka ülkelerin vatandaşı olan eli kanlı, sivil katl eden, her adiliği meşru kabul eden selefi-vehhabi teröristlere, komşumuz Türkiye'nin dünyanın gözüne soka soka her türlü desteği vermesi, bu katillerden yaralananları tedavi edip yeniden ülkemize katliam yapmaya göndermesi, uluslar arası hukuka ve insanlığa aykırıdır. Bu bir savaş sebebidir." demesi gerekmez mi?

****
Afganistan sırf el kaide bahanesi ile vurulmuş ve işgal edilmişken, bu gün ABD el kaide ile müttefik olarak, el kaide de ABD ile müttefik olarak ESAD diktatörüne karşı mücadele vermektedir. Bu iki tarafın da samimi olmadıklarının tek başına ispatıdır.

Bu ay öne çıkanlar