arap baharı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arap baharı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Aralık 2016 Pazar

Suriye'deki acıların sorumlusu, işgalci BOP'çular, ABD ve müttefikleridir. Demokrasi götürmek ya da sözde Arap baharı bir mizansendir | Akademi Dergisi

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, suriye sorunu, abd, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), vladimir putin, tf1, halep, rusya, terör, savaş, BM - birleşmiş milletler, kastillo yolu,

"Sorumlusu ABD ve müttefikleri"

"Terörü bitirmek istiyorsanız, savaşmalısınız."

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Suriye’deki sorunun ana sorumlusunun ABD ve müttefikleri olduğunu söyledi.

Fransız televizyon kanalı TF1’e konuşan Putin, Rusya’ya yönelik ithamları ise ‘politik söylem’ olarak nitelendirdi. Batı’nın Rusya’nın Halep’i bombaladığına dair iddialarını değerlendiren Putin: 

➥ “Bu politik söylemler, herhangi bir sağduyuya sahip değil ve gerçekteki durumu değerlendirmeye almıyor” dedi.

​‘KASTİLLO YOLU’NUN GÜVENLİĞİ İÇİN YAPILAN TEKLİFİ ABD REDDETTİ’

Bölgenin tamamında ve özellikle Suriye’deki durumun sorumluluğunun Batılı ortaklarımızda olduğuna inanıyorum, tabii ki ilk olarak ABD’ye ve onun müttefiklerine” diyen Putin, Halep’e yardım götüren BM konvoylarının uğradığı saldırıyla ilgili şu açıklamalarda bulundu:

➥ “Silahlı güçlerimizin, Rus ordusu askerlerinin Kastillo Yolu’nda durması ve güvenliği sağlaması için teklif aldık. ‘Hayır’ dedim, bunu ancak ABD tarafıyla birlikte yapmalıyız, bunu onlara önerdim. Doğrudan reddettiler, orada durmak istemediler, muhalif terörist grupların askeri birliklerinin çekilmesini istemediler.”

‘RUSYA’YA YÖNELİK SIĞINMACI KRİZİ SUÇLAMALARININ ZEMİNİ YOK’ 

ABD’deki başkanlık yarışının Demokrat adayı Hillary Clinton’ın, sığınmacı krizine Rusya’nın Suriye’deki operasyonlarının sebep olduğuna dair açıklamalarını da değerlendiren Putin, “Sığınmacı meselesinde Rusya’yı suçlamaya yönelik herhangi bir suçlama zeminsizdir” diye konuştu. Sığınmacı krizinin Rusya bölgeye gelmeden önce başladığını kaydeden Devlet Başkanı: 

➥ “Ortadoğu’nun büyük bir bölümü, hatta Afrika ve Afganistan’daki büyük insan akımı, bizim Suriye’deki eylemlerimizden çok önce başlamıştı” ifadelerini kullandı.

‘TERÖRÜ BİTİRMEK İSTİYORSANIZ SAVAŞMALISINIZ’

Rus Hava Kuvvetleri’nin Halep’teki operasyonlarına da değinen Rus lider:

➥ “Rehineler alır, insanları öldürür ve kafalarını keserken tüm dünyaya şantaj yapmalarına izin veremeyiz. Eğer terörle mücadele işini bitirmek istiyorsanız, o zaman savaşmalısınız” dedi. (sputnik)

7 Mart 2016 Pazartesi

Dört dörtlük tezgahlara karşıyız! | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, cia, ihvan-ı müslimin, Mehmet Fahri Sertkaya, mossad, muhammed mursi, suriye sorunu, doğu türkistan, suudi arabistan, arap baharı, yahudiler, rabia işareti,

CIA ve MOSSAD'ın başlatıp yönettiği halk hareketlerine, renkli baharlara karşıyız!

Galeyana getirilen halkların, sıkıyı görenlerce ortada bırakılmasına karşıyız! 

Mursi'yi ve İhvan'ı bir başına bırakanlara karşıyız! Hoş CIA'nın adamı Mursi'ye ve elli yıldır CIA'nın yönettiği İhvan'a da karşıyız. 

Mursi ve İhvan bu hale gelmemiş gibi, şimdi Doğu Türkistan ahalisini ayaklandırmaya çalışanlara karşıyız!

Vasıfsız müslüman erkeklerin, hatta yetmeyip kadınların, genç kızların ve çocukların siyasi mücadelelere çekilmesine ve istismar edilmesine karşıyız. Bunların emeklerinin, mücadelelerinin birilerinin ego tatminine ve san, şöhret makam ve para hırslarını tatminine alet edilmesine karşıyız..

Elli yıl İslam'ı araç edinerek siyaset yapan yerli ve yabancı sözde islami lidlerin bir hiçi başardıkları meydanda oldukları halde, hala arkalarından gidilmesine karşıyız. 

İslam'ı parti ve siyasi ideoloji seviyesine indirmek isteyenlere karşıyız.

Müslümanız ve İslamcı değiliz, ciğeri beş para etmez politikacılara değil samimi ve istikametteki İslam alimlerine tabiyiz ve bizler kuru gürültülere, samimiyetsiz ve mideden gelen bağırtılara, dini dünyaya alet eden mel'unlara karşıyız. 

Meydanlarda, mitinglerde politikacı gibi nutuk atan, el kol hareketleri sergileyen, gerçekleri eğip büken, işine geldiği gibi fetva veren, yüz binleri ve hatta milyonları yoldan çıkartan çakma hocalara, ahir zaman alimlerine de karşıyız.

Şeriat denilince İran ya da Suudi Arabistan ya da ABD'deki zenci akımlarını akıllara getiren ve Türkiye müslümanlarını bir an evvel Sünni İslam'dan uzaklaştırmak gayesi güden binbir surat ve yalancı mel'unlara da karşıyız.

Bizler seksen milyon insanın, sıkıyı görünce "kınayıp geçmesine" , hemen ardından başka bir CIA merkezli kampanya patlatılınca yine profillerini, kapak resimlerini, duvarlarını bu kampanyaya uygun hale getirmesine karşıyız.

Bizler iki yüzlülüğe, yalancılığa, riyakarlığa, aldatıcılığa, sömürüye, vatan satılmasına, din satılmasına, ümmetin satılmasına, bir avuç Yahudiye kul köle olunmasına, ebedi saadetlerin birkaç gösteriş ve nutuk budalasının malzemesi yapılmasına, bilenlerin susmasına, susmayanların karanlanmasına karşıyız. 

Bizler Akademi'yiz ve altı yıldır, karşı olduğumuz bunca yanlış akımların dibini oyduk ve yıkana kadar da karşılarındayız.


Dikkat! Gerçek sahibinin CIA olduğu ispat edilmiş olan Facebook ve benzeri Amerikan menşeli sosyal ağlar bizi uzun yıllardır sansürlüyor. Bu yayını paylaşıp, söz konusu sosyal ağlar üzerinde yaymayı, duyurmayı başaramayacaksınız. Ayrıca bu sosyal ağlardaki sayfalarımıza takipçi olduğunuzda, paylaştıklarımızın çoğunu göremeyeceksiniz. Bu, son sekiz senedir bu şekilde. Bu nedenle bizi, Akademi Dergisi'ni ve Mehmet Fahri Sertkaya'yı, farklı konudaki yüzlerce sitelerimizin bütün yayınlarını Telegram kanalımızdan takip etmenizi tavsiye ederiz: www.t.me/AkademiDergisi

(Takipçiler birbirinin isim ve telefon numaralarını bile göremez. Çok güvenli ve huzurlu bir ortamdır.)

16 Aralık 2015 Çarşamba

Yusuf el-Karadavi Kimdir? | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, yusuf el karadavi / kardavi, abd, israil, nato, bop projesi, cia, mossad, mahmud ustaosmanoğlu, beşar esad, siyonizm,




SİZİNLE ADETA DALGA GEÇİYORLAR

Bu herif, Mahmud efendiyi müceddid seçenlerin başında geliyor ve o İngiliz casusu bir "NATO imamı"...

Yusuf el-Karadavi Kimdir?

Yüzde seksen küsuru Sünni Müslüman olan Suriye'de, Esed'i destekleyen, BOP'a yani gerçek adı ile Büyük İsrail devleti projesine karşı çıkan, saymakla bitmez, çok sayıdaki Sünni alimden biri olan Muhammet Said Ramazan El Buti, camide sohbet vermekte iken bombalı bir saldırı ile şehit edilmişti. Suriyeli Sünni alim el Buti'nin, CIA-MOSSAD uşağı sözde muhalif ve mücahid, özde paralı kiralık katil teröristler tarafından şehit edilmesi üzerine, Yusuf El Karadavi’nin yaptığı açıklamalar, dünyanın dört bir tarafında çok sayıda müslümanda öfke uyandırmıştı.

Ortadoğu ülkelerinde ‘Arap baharı’ adı altında, Büyük İsrail projesini gerçekleştirmek için yapılan ihanet, tahrip ve yıkımların çoğu, satın alınmış sözde İslam alimlerinin, özde Amerikan ve Siyonist casuslarının fetvaları sayesinde gerçekleşmişti. İslam'ı bir din gibi değil de, bir siyasi ideoloji hatta siyasi parti gibi kabullenip, dünya menfaat ve siyasetine alet eden İslamcılar da bu projede yoğun olarak kullanıldılar.

Özellikle de Arap halklara karşı hazırlanan komploda rolü deşifre olan Karadavi bunlardan biri... Ortadoğu'daki müslüman halkların ezici çoğunluğunun gözünde, kimliği ve misyonu çoktan deşifre olan Karadavi, İngiliz casusu bir NATO imamından başka bir şey değil...

Onun şimdiye kadar İsrail'e, Siyonizme ve bunların kuklalarına karşı cihat etme fetvası çıkarmaması acayip bir çelişkidir. Oysa kendisi, Katar’ın, ABD-İsrail planlarının, NATO’nun hizmetindedir ve bu güç odaklarının nüfuzu sayesinde sözde Dünya Müslüman Alimler Birliği başkanıdır.

Adamın geçmişi, hizmet ettiği arka planı, neye/kime çalıştığını bize anlatıyor. 

Hikaye, 1954 yılında başladı. Mısır cumhurbaşkanı Cemal Abdulnasır İskenderiye şehirinde Menşiyye meydanında bir suikast girişimine uğramıştı. Suikastin başarısızlığı Müslüman kardeşler (İhvan-ı Müslimin) liderlerinin ülkeden kaçmasına neden olmuştu.

Onlardan birisi, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan arasında gidip gelen Dr. İbrahim İzzeddin idi. Daha sonra Arap Emirliği kimliğini alarak Abu Dabi’de Şeyh Zayed’in yardımcısı olarak görev yaptı.

Müslüman Kardeşler örgütü üyesi olan mültecilerin çoğunluğu Körfez Şeyhlikleri arasından Katar’ı tercih etti (Emir Hamad daha iktidar olmamıştı) Onlardan birisi, Mısır askeri hapishanesinde göz altına alındıktan sonra Emniyet sorumlusu Salah Nasr tarafından Mısır İstihbarat örgütü lehine çalışmayı kabul eden Yusuf El Karadavi idi.

1. Resim: Karadavi’nin Mısır istihbarat arşivlerinde dosyasındaki fotoğrafı

Katar’da durumlar değişti. Yusuf El Karadavi, biraz saf olan Katar şeyhlerini Salah Nasr istihbarat örgütünden maddi olarak daha faydalı buldu. Bu yüzden Salah Nasr’la ilişkisini kesti. Mısır hükumetinin pasaportunu yenilemediği gerekçesiyle şimdiye kadar taşıdığı Katar kimliğini aldı. Onun tercihlerinin en büyük amili/etkeni, para ve menfaat idi.

Katar o dönemde İngiliz sömürgesiydi. İngilizler, Süveyş kanalı ve Arap-İsrail kavgası konularında Abdulnasır’la kavga halindeydiler.

33 yaşında olan Karadavi o dönemde Katar’ı ve bir kaç ülkeyi daha işgal eden İngiltere’ye karşı hiç bir konuşma yapmadı. Aksine, her şeyiyle İngiliz olan Katar’a iltica edip, hazinesinden maaş almaya başladı. Almaya da devam ediyor. O zaman, İngilizlerin kışkırtması ile ve Müslüman kardeşler örgütünün politikasına da uygun olarak, Siyonist rejimle savaşan Abdulnasır’a karşı kampanyalar düzenlemeye başladı.

Karadavi, körfez’deki İngiliz işgalini hiç eleştirmedi. Katar şeyhliğinde ilişkileri giderek derinleşti. Katar’ı fiili olarak, Ali bin Abdullah Âl Tani tarafından silahlı kuvvetler ve polis genel komutanı tayin edilen İngiliz subay Cochrane yönetiyordu. Katar halkının çoğunluğu işgalci İngilizlerle işbirliği yapmayı reddettiği için ordu ve polisin çoğunluğu Hintli ve Asyalılardan oluşmaktaydı. 

İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetlerinde eski bir subay olan Philip Blant ise Katar hükümdarı yardımcısı olarak işe başladı. 1950’de İngiltere Arthur Wilton’u yine ‘hükümdar yardımcısı’ ismi altında Katar’da birinci siyasi sorumlu olarak tayin etti.

2. Resim: Şeyh Ahmet bin Ali Âl Tani ordu ve polis komutanı Ronald Cochrane ile birlikte

Cochrane, Müslüman Kardeşlerin Katar yarımadasındaki faaliyetlerini kontrol ediyordu. Onlarla özel ilişkiler dokumaya başladı. Özellikle de uzaktan din eğitimi alan El Kardavi ile... 

O zamanda Kardavi’nin Mısır cumhurbaşkanı Abdulnasır’a karşı kışkırtma aktivitelerinden başka yaptığı bir şey yoktu. Daha sonra Filistin direnişine karşı bir kampanya başlattı. Bir çok Katarlı iş adamının, ‘kendini tehlikeye atma’ olarak tanımladığı Filistin direnişine maddi destek vermesini engelledi.

3. Resim: Şeyh Ahmet bin Ali, Ronald Cochrane ve aralarında Yusuf El Kardavi’nin bulunduğu Müslüman kardeşler örgütü mültecileri ile birlikte

Hükümdar ailesine giderek yakınlaştı. Onlara göre fetva hazırladı. O fetvaların en meşhuru, Şeyh Hamad’ın babasını sırtından vurmasını ve ona karşı bir darbe düzenlemesini mübah sayan fetva. Kur'an-ı Kerim’de açık açık zikredilen (Onlara (babalara) hiç bir kötü söz söyleme, kötülük yapma) ayetine ters olmasına rağmen Kardavi ümmetin çıkarının Hamad’ın yaptığını gerektirdiğini öne sürdü. Sanki Hamad’ın babasına karşı düzenlediği darbe hanımı Moza ve Siyonist rejimin isteğiyle değil de Katarlı ümmetin isteğiyle oldu. Ki siyonist rejim hemen, Şeyh Kardavi’nin konuğu olduğu ‘Şeriat ve Hayat’ programını yayınlayan El Cezire televizyonu binasının çok yakınında bir elçilikle mükafaatlandırıldı.

Şimdiye kadar açık olan bir soru var: Yusuf El Kardavi’nin İngliz subay Cochrane ve İngliz istihbaratıyla ilişkisi ne kadar gelişti?

Hiç kimsenin milyonlarca müslümanı aptal yerine koymaya hakkı yok. Hiç kimsenin akıl sağlığı da yerinde olmayan hasta ve ihtiyar bir adam (Mahmud efendi) üzerinden, Sünnilik ve Nakşilik iddiası ile ve de kurmaca bir müceddidlik iddiası/tiyatrosu ile Türkiye müslümanlarını da dolaylı yoldan Siyonizme hizmet ettirme hakkı, lüksü yok.

Mahmud efendiyi müceddid ilan edenler arasındaki tek Siyonist casusu Karadavi değildir. Bu İslam/ehli sünnet davası, bu tasavvuf davası, bu vatan ve devlet davası sahipsiz değildir. İmam-ı Rabbani evlatlarını izlemeye devam edin. BOP'çuların, İslamcıların, particilerin, bozuk tarikatların, ihvancıların ve hepsinin ağababaları olan Siyonistlerle işbirliği halindeki İçimizdeki İsrail'in bütün planlarını bozacaklar.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Dikkat! Gerçek sahibinin CIA olduğu ispat edilmiş olan Facebook ve benzeri Amerikan menşeli sosyal ağlar bizi uzun yıllardır sansürlüyor. Bu yayını paylaşıp, söz konusu sosyal ağlar üzerinde yaymayı, duyurmayı başaramayacaksınız. Ayrıca bu sosyal ağlardaki sayfalarımıza takipçi olduğunuzda, paylaştıklarımızın çoğunu göremeyeceksiniz. Bu, son sekiz senedir bu şekilde. Bu nedenle bizi, Akademi Dergisi'ni ve Mehmet Fahri Sertkaya'yı, farklı konudaki yüzlerce sitelerimizin bütün yayınlarını Telegram kanalımızdan takip etmenizi tavsiye ederiz: www.t.me/AkademiDergisi

(Takipçiler birbirinin isim ve telefon numaralarını bile göremez. Çok güvenli ve huzurlu bir ortamdır.)

25 Mart 2014 Salı

Alman askerler Suriye savaşı bitinceye kadar Türkiye’de kalacak ve bizi Suriye'ye karşı koruyacaklar(!)

Alman askerler Suriye savaşı bitinceye kadar Türkiye’de kalacak ve bizi Suriye'ye karşı koruyacaklar(!)
Alman askerler Suriye savaşı bitinceye kadar Türkiye’de kalacak ve bizi Suriye'ye karşı koruyacaklar(!)

Şaşırdınız değil mi?
Suriye'nin Türkiye için gerçekten bir tehdit olduğuna kim inanıyor bilmiyoruz ama biz inanmıyoruz. Ve bu tarz haberler çıktıkça Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in "O füzeler Suriye'ye karşı değil Rusya'ya karşı konuşlandırıldı." açıklamasını hatırlıyoruz.

Şimdi de Almanya Savunma Bakanı Ursula von der Leyen bir açıklama yaptı ve Türkiye’de Suriye sınırına yaklaşık 100 kilometre uzaklıkta konuşlu bulunan Alman Patriot birliğinin, Suriye’deki sözde iç savaş özde batı işgali ya da kendi itirafları ile Haçlı Seferi bitinceye kadar burada kalacağını açıkladı.

12 Eylül 2013 Perşembe

El Kaide İsrail’i korumak ve İslam dinini kötü göstermek amacı ile kuruldu

el kaide
el kaide


Barrett: El Kaide’nin Batılı gizli servisler tarafından kurulmasının daha önemli bir nedeni de İsrail’in ve Batı’nın tüm dünyadaki düşmanlarına saldırmak için bir Arap lejyonu olarak kullanılmak istenmesidir.


Kevin Barrett: El Kaide İsrail'i Korumak için Kuruldu

Bir politik analist “Batılı gizli servisler  El Kaide terörist grubunu İsrail çıkarlarını korumak ve diğer ülkelere askeri müdahalelerini meşru göstermek için yarattı” dedi.

Dr. Kevin Barrett Çarşamba günü Press TV'ye  verdiği röportajda “Teröre karşı savaşın gerçek öyküsü bize anlatıldığı gibi değil.  ABD'nin Suriye'yi El Kaide için bombalaması  gözüktüğü kadar tuhaf değildir” dedi.

Barrett bu açıklamaları Senatör Rand Paul'un “Obama'nın Amerikalılardan 11 Eylül saldırılarından 12 sene sonra El Kaide ile müttefik olmalarını istemesini” eleştirmesi üzerine yaptı.

Paul Salı günü yaptığı açıklamada Washington'un Suriye saldırı planını kastederek  “El Kaide tarafından saldırıya uğramamızın 12 sene sonrasında , 3000 Amerikalının El Kaide tarafından öldürülmesinin ardından Başkan Obama şimdi bizden El Kaide ile ittifak yapmamızı istiyor” demişti.

10 Eylül 2013 Salı

"Savaşımız İslam'la" - Demokrasi ve insan hakları söylemleri birer bahane; ABD Haçlı seferine çıkarken her şeyi itiraf etmişti.

Savaşımız İslam'la
Savaşımız İslam'la

Suriye meselesini sadece Esad meselesi gibi gösterebilen medyamızın neye ve kime hizmet ettiği yargı gücümüz ile müdahale gerektiren bir sorunumuz. ABD'nin en yetkili ağızları bile sıra sıra çıkıp bütün İslam alemini ve bütün Müslümanları hedef aldıklarını, bütün Müslümanları terörist gördüklerini ve katledeceklerini açıklamışken, itiraf etmişken, şu memleketimizde bizim kültürümüzden olduğunu iddia edebilen medyamız nasıl böyle bir hareket ve haber tarzı sergileyebilir?

Bakınız aşağıdaki haber on yıl öncesine ait. ABD kendi tezgahladığı 11 Eylül saldırılarının ardından en yetkili ağızlardan İslam'a savaş açtığını, Ortadoğu'daki 22 ülkenin ya rejimlerini ya da haritalarını değiştireceğini ilan etmişti. Irak işgalindeki acziyetinden sonra bunu askeri müdahaleler ile yapamayacağını anlamış ve halk hareketleri, medya manipülasyonları ile yapmaya başlamıştı. Adını da "Arap Baharı" koymuştu. Şimdi bu oyunlarda sıra Suriye'ye geldi. Dünyanın en büyük terörist ülkesi olan ABD şimdi de Suriye'ye demokrasi götürme iddiasında.. Pekiyi de bizim medyamız nerede? Bizim hükümetimiz nerede ve kiminle?


| mfs

***

ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney, Başkan Bush’un, Haçlı Seferi sözünü doğrulayarak Afganistan ve Irak işgallerinin gerçek nedenini açıkladı: Irakı işgal etmeseydik, Müslümanlar, İslâm Birliğini kurup, İsraili haritadan silerlerdi.

Hedef İslâm dünyası!

30 Nisan 2013 Salı

Bizler 'Arap Baharı' ve Suriye ile uğraşırken ABD tüm Arap ve İslam ülkelerine nükleer başlık taşıyabilecek uçakları İsrail'e veriyor | Akademi Dergisi

arap baharı, cia, MİT milli istihbarat teşkilatı, mossad, siyonizm, suriye sorunu, akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, hüsnü mahalli, barack obama, beşar esed,

Başka hikayeler...

100 kadar ülke bir araya gelmiş ve Esad'dan kurtulmaya karar vermiş. Durum böyle olunca 100 ülkenin tüm olanakları bu yönde kullanılıyor. Medya da bu olanakların başında geliyor. Çünkü daha fazla bağıran ya da yalan söyleyen kazanıyor ya da kazandığını sanıyor.

Tıpkı Irak'ta olduğu gibi.

ABD ve İngiltere yanlarına 40 kadar ülkeyi alarak tüm dünyaya yalan söylediler ve Irak'ı işgal ettiler. Sonra da bu ülkede farklı rakamlara rağmen bir milyondan fazla insan öldü, ölüyor.

Ama kimin umurunda?

Tıpkı Myanmar'da her gün ölenler hiç kimsenin umurunda olmadığı ve olmayacağı gibi. Çünkü Myanmar şu anda coğrafyamızda oynanan Büyük Oyun'un yani BOP'un içinde değil.

Çünkü şu anda ABD ve yandaşları için önemli olan Suriye ve onlara göre Suriye dışında hiç kimsenin başka şeyleri görmesi ya da konuşması yasak.

***
Örneğin ABD'nin son günlerde İsrail'e olan geleneksel ilgisinin dışına çıkması.

Çünkü ABD dünyanın en gelişmiş savaş uçağı F-35'ten 19 tanesini acilen İsrail'e vermeye karar verdi. 10 yılda 70 uçak vereceğini daha önce açıklayan ABD, ki bunların maliyeti 2,2 trilyon dolar, şimdi vereceği uçaklar için de özel teknolojiler üretilmesi talimatını vermiş. Bunun için de ayrıca 450 milyon dolar ayırmış.

Yani bizler 'Arap Baharı' ve Suriye ile uğraşırken ABD tüm Arap ve İslam ülkelerine nükleer başlık taşıyabilecek uçakları İsrail'e veriyor. Peki neden?

Hani bu coğrafyada barış ve dostluk olacaktı? Olacak ama önce Suriye ve Suriye üzerinden tüm coğrafya darmadağın edildikten sonra.Bunun için de ABD hazırlıkları sürdürüyor.

Örneğin yine geçen hafta Pentagon yeni bir silah üzerinde denemelerini başarıyla yaptığını açıkladı. Ama kimin umurunda?

Haberlere bakılırsa bu silah, 13,5 ton ağırlığında yeni türden akıllı bombalar. Uçaklardan atılacak bu bombalar yerin altında 60 metrelik beton sığnakları delerek hedefine varıyor ve yerle bir ediyor. Yani bu bombalar İran'ın yeraltındaki nükleer tesislerini yok etmek için geliştirildi. Yani her şey İsrail için.

Bunca bomba ve uçaklar yetmiyormuş gibi Obama amca yine geçen hafta İsrail'e 80 milyon dolar daha bağışta bulunarak (yıllık yardım 3,2 milyar dolar) Füze Kalkanı Projesi kapsamında yeni teknolojiler satma kararı aldı. Malatya'daki radarlarla ilgisi olup olmadığını henüz bilmediğimiz bu teknolojiler, önümüzdeki yılların en önemli silahı olacaktır.

Tıpkı ABD'nin 'Büyük Müttefik' Türkiye'ye vermeyi kabul etmediği füze taşıyan Predatorlar gibi. ABD ve yakında İsrail bu Predatorlarla istedikleri yerde istedikleri hedefi ya da adamları vurabilecekler.

Şimdilerde bir tek füze taşıyabilen Predatorları Amerikalılar 2 daha sonra da 4 füze taşıyacak şekilde geliştiriyorlar. Tabii ABD, İsrail için yaptıklarını ya da İsrail'e verdiklerini asla ve asla başka hiçbir ülkeye yapmayacak ve vermeyecektir.

Çünkü ABD'ye göre İsrail'in dostu yani işbirlikçisi olmayan hiçbir ülke, Türkiye dahil, ABD'nin stratejik müttefiği olmayacaktır.

***
Bir düşünün ABD'ye 30 yıl hizmet eden Mübarek bile Obama'nın bir göz kırpmasıyla kafese konuldu. Çünkü ABD'ye göre hizmet sınırsız da olsa yetmez. ABD köle ister. Tıpkı Suudi Arabistan kralları, Katar Emiri ve Körfez'deki şeyhler gibi.

Bu kral, emir ve şeyhler 250 yıldır önce İngilizlere şimdi de ABD'ye kölelik ediyorlar.

Örneğin Suudi Arabistan son 50 yılda ABD ve Batı'dan bir trilyon dolarlık silah aldı ama bunları hiçbir zaman kullanmadı. Babasına darbe yaparak iktidarı ele geçiren Katar Şeyhi ise herkesi ABD planları için parayla satın alabileceğini düşünüyor.

Geçen hafta bu şeyh hazretleri Suriye konusunda ABD ile hareket eden Almanya'dan iki milyar dolarlık tank alacağını açıkladı. Bu tanıkları ne yapacağı ise merak konusu.

Çünkü 11 bin kilometrekarelik Katar'ın neredeyse yarısı Amerikan üsleriyle kaplı ve bu ülkenin nüfusu 200 bin civarında. Ama olsun şeyh hazretleri cüssesine ve CIA-Mossad Operasyon Merkezi gibi çalışan El-Cezire televizyonuna güveniyor.

Çünkü bu savaş başından beri yalanla yürütülüyor. Gerisi nasıl olsa gelir ve gelecek.

Umarım o zaman Türkiye ve tüm coğrafyamız için geç kalınmış olmaz.

Belki de bu nedenle El-Cezire Türk iki yıldır bir türlü yayına başlamıyor!!!

Şimdiden söylüyorum:

Suriye'de iç savaş çıksın ve Kuzey Suriye'de Kürt özerk ya da federal bölgesi kurulsun bu kanal hemen yayına başlar.

HÜSNÜ MAHALLİ

Bu ay öne çıkanlar