özgür suriye ordusu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
özgür suriye ordusu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mayıs 2017 Salı

ÖSO komutanı, Türkiye’nin YPG’ye karşı 10 bin kişilik bir ordu kurmakta olduğunu iddia etti. | Akademi Dergisi

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, özgür suriye ordusu, ypg, idlib, cerablus, türkiye, pkk, sputnik, suriye sorunu, menbiç, afrin, tel abyad

Türkiye’nin YPG’ye karşı “Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) mensubu 10 bin kişilik bir orduyu kurmakta olduğu” iddia edildi. Bu iddiayı yansıtan Rus haber ajansı Sputnik’e konuşan bir ÖSO komutanı ise;

➥ "Türkiye YPG'ye karşı harekat yapmak ve Cerablus'tan İdlib'e kadar olan güvenli bölgede görev almaları amacıyla Suriyelilerden oluşan bir ÖSO ordusu kuruyor. Bu çalışma 3 aydır devam ediyor” dedi.

Sputnik;

➥ “Türkiye, YPG'ye karşı ÖSO mensuplarından oluşan 10 bin kişilik bir ordu kuruyor” iddiasını yansıttığı haberinde “ÖSO kaynaklarından edinilen bilgilere göre Türkiye, PKK'nın Suriye kolu olarak gördüğü ve kendisine tehdit olarak algıladığı YPG'ye karşı bir ÖSO ordusu kuruyor” ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin aynı zamanda “Cerablus'tan İdlib'e kadar olan bölgede güvenli bölge kurmak istediği ve bu güvenli bölgede görev almaları için bu ÖSO ordusunu oluşturduğu” savlarının aktarıldığı habere göre Sputnik'e konuşan ve eğitimde yer aldığı belirtilen bir ÖSO komutanı şunları söyledi:

➥ "Türkiye, YPG'ye karşı harekat yapmak ve Cerablus'tan İdlib'e kadar olan güvenli bölgede görev almaları amacıyla Suriyelilerden oluşan bir ÖSO ordusu kuruyor. Bu çalışma 3 aydır devam ediyor. Gaziantep ve Kilis'te Özel Kuvvetler'e bağlı Türk askerleri eğitim veriyorlar. Eğitimler 45 günlük oluyor. Suriye'nin İdlib, Halep, Şam, Hama kentlerinden Suriyeliler eğitime katılıyorlar. Gönüllü olarak bu orduda yer alıyorlar. Eğitime katılanların çoğu Türkmen ve Araplardan oluşuyor. Kürtler de var ama sayıca azlar."

Aynı komutan, "eğitimin kısa bir süre sonra sona ereceğini, kurulan ÖSO ordusunun hedefinde ilk etapta Menbiç, Afrin ve Tel Abyad olacağını" söyledi.

1 Nisan 2014 Salı

Almanya'da IŞİD'e operasyon

Almanya'da IŞİD'e operasyon
Almanya'da IŞİD'e operasyon

Almanya'da, Suriye'de faaliyet gösteren Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütüyle bağlantılı olduklarından şüphe edilen kişilere karşı ülke genelinde geniş çaplı bir operasyon düzenlendi.

29 Mart 2014 Cumartesi

Kesep: Türkiye ve Suriye için Dönemeç mi? Kesep neden bu kadar önemli?




Kesep çatışmaları Ortadoğu’daki Türkiye algısını etkileyen dönüm noktalarından biri mi? Türkiye – Suriye arasında bir savaş ihtimali artık daha mı belirgin? Gazeteci Hediye Levent, sınırın öte yakasından izlenimlerini RS FM için yazdı.

Türkiye-Suriye sınırındaki Kesep’te başlayan çatışmalar, çatışan taraflar ve Türk Hava Kuvvetleri tarafından düşürülen Suriye uçağı günlerdir Türkiye gündeminin üst sıralarında. Türkiye’de “savaşa mı giriyoruz?” gerginliği devam ededursun gelişmelerden aylar önce konuşulmaya başlanan varsayımlara ve senaryolara yenileri eklendi. Görünen o ki, Kesep çatışmaları Suriye’yi, Türkiye’yi ve Suriye dahil Ortadoğu’daki Türkiye algısını etkileyen dönüm noktalarından biri...

Minicik bir kasaba bunca etkiyi tek başına nasıl yapar? “Kesep nerede?” sorusuyla başlayabiliriz.

Öncelikle belirtmekte fayda var; Kesep kasabası ve çevresindeki çatışmalar 2 yıldan fazladır devam ediyor. Kesep sınır kapısının bulunduğu dağlık arazide sık sık çatışma ve bombardıman olsa da kapı, 1 yıl öncesine kadar Türkiye-Suriye arasında açık olan tek sınır kapısıydı. Türkiye tarafından "güvenlik gerekçesiyle" ve tek taraflı olarak kapatılmadan kısa bir süre önce yani geçtiğimiz yıl Nisan ayında o kapıyı kullanarak Türkiye'ye geçiş yapmıştım. Suriye tarafından sınır kapısına ulaşan 2 yoldan biri olan dağyolu kapatılmış, sahil yolundaki askeri kontrol noktaları ise dikkat çekici sayıda artmıştı. Sınır kapısına çok yakın bir mesafede bulunan Kesep kasabasında tedirginlik vardı ancak hayat normal akışındaydı. Kapının kapatılmasının ardından çatışmalara paralel olarak kasaba halkının ayrılmaya başladığı haberleri gelse de Kesep ve çevresi Suriye gündeminin ilk sırasında değildi.

KALAMUN SAVAŞI VE KESEP

Muhalif teröristler, Ammar bin Yasir ve Veysel Karani hazretlerinin türbelerini de bombaladılar.

Muhalif teröristler, Ammar bin Yasir ve Veysel Karani hazretlerinin türbelerini de bombaladılar.


ŞAM – Vakıflar Bakanlığı silahlı terör gruplarının Rakka kentinde sahabe Ammar Bin Yasir ile tabiilerin seyidi Veysel Karani makamına yönelik düzenlediği yıkım eylemlerinin, gerçek İslam’ın portresini karalamak amacıyla destekçileri tarafından finanse edilen kiralık grupların izlediği tekfiri ve karanlık yolun devamı olduğunu belirtti.

Teslim olan yüzlerce muhalif, Suriye Genel Müftüsünün huzurunda serbest bırakıldı

Resimde BEşar Esad'ın solundaki kişi Suriye genel müftüsü ve sünni Ahmet Bedrettin Hassun
Resimde BEşar Esad'ın solundaki kişi Suriye genel müftüsü ve sünni Ahmet Bedrettin Hassun

Müftünün Huzurunda Yüzlerce Kişi Serbest Bırakıldı

DERA – Dera kırsalının kuzeyi Sanamayn Kentinde silahlarıyla teslim olan yüzlerce vatandaş bugün Cumhuriyet Baş Müftüsü Ahmet Bedrettin Hassun’un huzurunda serbest bırakıldılar.

6 Kasım 2013 Çarşamba

Suriye'deki muhalif bir Türkmen'in anlatımıyla El Nusra ve Özgür Suriye Ordusu gerçeği

Suriye'deki muhalif bir Türkmen'in anlatımıyla El Nusra ve Özgür Suriye Ordusu gerçeği
Suriye'deki muhalif bir Türkmen'in anlatımıyla El Nusra ve Özgür Suriye Ordusu gerçeği


“Özgür Suriye çalmaya çırpmaya başladı. Tecavüz ettiler kadınlara. Benim evimi bile soydular. Bu adamlar abdestli, namazlı. Ölmeye gelmişler Suriye’ye.”

“Suriye’nin fabrikalarındaki bütün makinaları Türkiye’ye geçirdiler. Bunları kim getirdi, kim aldı, kim sattı. Bunu sorun.”

“Bu makineleri Özgür Suriye Ordusu eliyle geçirdiler.”

****

“El Nusra diye bir şey yoktu. Bunlar tek tek gelmeye başladılar. Gelirlerdi, ‘Cephe yolu neresi?” diye sorarlardı.

Adamlar bizim dilimizi bile konuşmuyorlardı. Kuran Arapçası konuşuyorlardı. Cephe yolu dediği, ‘zındıkların yolu neresi?’ demek.”

Bu sözlerin sahibi 8 ay boyunca Suriye’de El Nusra Cephesi ile birlikte savaşmış Suriyeli bir Türkmen.
7 yaşından beri Halep’te yaşıyor. Adının yazılmasını, fotoğrafının çekilmesini istemiyor.
Halep’in Eşrefiye bölgesinde önce kendi küçük birliklerini kurarak bölgeyi korumaya başlamışlar.
Başta ellerine silah almamışlar.
Fakat sonra çatışmak için ailesi üyeleriyle Halep içindeki El-Sikkeri ve Selahaddin bölgelerine gitmiş.
“İlk başta kimsenin derdi Esad’ı indirmek değildi” diyor.

'Kimse onlar gibi olamaz'

Hikayesini anlatmaya başlamadan önce Suriye’de iki yıl önce iç savaşın başladığı Dera’dan bahsediyor.
“Dera’da çocuklar duvarlara yazmışlar, ‘Hürriyet istiyoruz’ diye. Bunları aldılar, tırnaklarını çektiler, gözlerini oydular. O zaman bu çocukları bıraksalardı, biterdi bu mesele.”
Halep’in farklı bölgelerinde Suriye lideri Beşar Esad’ın askerleriyle çatışırken, bundan bir yılı aşkın süre önce, örgüt henüz kurulduğunu açıklamadan evvel El Nusra ile tanışmış.
“Onlarla birlikte savaştım. Ama onlardan biri olmadım. Keşke olsaydım. Onlar gibi kimse olamaz,” diyor.
Neden onlarla yan yana olduğunu ve onları desteklediğini açıklıyor: “Özgür Suriye çalmaya çırpmaya başladı. Tecavüz ettiler kadınlara. Benim evimi bile soydular. Bu adamlar abdestli, namazlı. Ölmeye gelmişler Suriye’ye.”
Nereden geldiklerini soruyorum. “Cezayirliler, Tunuslular, Afganlar vardı. Ellerinde dolar dolu çantalarla Türkiye sınırından girdiler. Kurulmazdan evvel 8 ay bunlarla çalıştım. Bunların ne yönleri belliydi, ne de başları vardı.”
Dolar dolu çantaları soruyorum ama yanıtlamayı reddediyor. “Oraları ben bilmem” diyor.
Farklı ülkelerden gelen bu kişilerin en başta bir örgüt olmadıklarını daha sonra bu kişileri “birilerinin birleştirdiğini” söylüyor.
Kimin “birleştirdiğini” soruyorum. “Suudi Arabistan olabilir, Amerika olabilir” diyor.

'Siz silah meselesini çok abartıyorsunuz'

El Nusra’nın Türkiye’den destek aldığı yönündeki iddiaların doğru olmadığını söylüyor. Kim silah veriyor diye sorduğumda yine, “Suudi Arabistan” diyor.
El Nusra Cephesi bu yılın başında kuruluşunu açıklamış ve ardından yaptığı açıklamada El Kaide’ye bağlılığını duyurmuştu.
Konuştuğum kişi “En başta El Kaide yoktu” diyor.
Yaptıkları bu açıklamayı ise şöyle yorumluyor: “Belki bunları bir araya getiren, bunlara para veren bu yolu seçti. Zaten iş başkanlıkta.”
Hemen ardından bütün sohbetimiz boyunca yaptığı gibi Özgür Suriye Ordusu’nu ve Türkmen muhalif örgütleri eleştiriyor.
“Ali Beşir diye biri burada artık istihbaratla, Erdoğan ile mi görüşmüş bilmiyorum. Türkmenler için yardım alıyor. Silah alıyor. Şimdi Antep’te oturuyor. Adam zengin. Onun askerleri boş sokaklarda dolaşıyor. Çatışmıyorlar ki. Boş sokaklarda kurşun sıkıyorlar.”
Kast ettiği Halep Türkmenleri Askeri Devrim Meclisi Başkanı Ali Beşir.

11 Ekim 2013 Cuma

Yılmaz Özdil'e tokat gibi bir cevap... Esad ve Suriye gerçekleri

yılmaz özdil esad suriye
yılmaz özdil esad suriye

Genç bir gazetecinin Yılmaz Özdil'e cevabi yazısıdır.

Çünkü...

Bir İngiliz siyasi analist, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad için “iğne ile kuyu kazabilecek bir sabra sahip” değerlendirmesinde bulunmuştu. Halk TV’ye verdiği röportajı izlediyseniz, Esad’ın gerçekten de ülkesinin maruz kaldığı tüm komplolara, ihanetlere, yağmaya, kıyıma, yalana, talana rağmen ne kadar soğukkanlı, sakin ve seviyeli konuşup hâlâ inatla barıştan, kardeşlikten söz ettiğini görmüşsünüzdür.

Suriye halkının Esad’a yakıştırdığı sıfatlardan biri “muallim” yani öğretmendir. Halka nedenini sorduğunuzda Esad’ın kendilerine düşmanı, düşmana karşı nasıl dik durulması gerektiğini, birlik ve beraberliği öğretip kendi davranışlarıyla da göstererek örnek olduğunu söylerler. Esad her konuda eleştirilebilir ama üslubu, seviyesi, konuşurken seçtiği kelimeler ile ilgili eleştirilecek bir tarafı olmamakla birlikte bu özelliğinin düşmanlarında bile hayranlık uyandırdığından hiç kuşkum yok. Esad’ın vatandaşlarından birine “ananı da al git” dediğini tasavvur edemiyorum mesela… İmkansız…


Yılmaz Özdil’in de “Başbakan’a eleştiri yapılmasına izin vermem” dediği televizyon programı süresince başka bir ülkenin devlet başkanı olan Esad’a “Ortadoğu Hacivatı, kasap, cellat” gibi hakaretlerde bulunduğunu izlemişsinizdir. Sahip çıkıp eleştirilmesini kabul etmediği başbakan ise iki buçuk yıldır her yerde, her fırsatta Esad’a yönelik hakaretler yağdırdı, tehditler savurdu…

Başbakan her ağzını açıp Suriye ile ilgili konuştuğunda, utandım ben.

Utandım; çünkü emperyalizmin bölgemize girmek için seçtiği kapıyı İslami kılığa bürünmüş emperyalist uşakları aracılığıyla zorlayan bir Başbakanımız var.

Utandım; çünkü ülkeyi kan gölüne çeviren “muhalefet” dedikleri haydutların güzel İstanbul’da ağırlandıklarını, o “muhalif”lerin TV kanallarında arkalarına boğaz manzarasını alarak kin ve nefretlerini nasıl kustuklarını seyrettim.

Çünkü Filistinli, Iraklı mülteciler Suriye’ye geldiklerinde onları kendi evlerinde ağırlayan Suriyelilerin Hatay’da kar altındaki çadırlarda, İstanbul, İzmir, Ankara sokaklarında nasıl yaşadıklarını, kız çocuklarının tecavüze uğradıklarını, satıldıklarını izledim.

Çünkü korkunç bir patlamadan sonra yerden aldığı insan etini olay yerine gelen kameralara gösterip “bu mu senin demokrasin ey Erdoğan!” diye çığlık atan bir babayı işittim…

5 Ekim 2013 Cumartesi

Reyhanlı saldırısını El Kaide üstlendi

elkaide
elkaide


Suriye'deki sözde muhalif, özde teröristlerin, el Kaide bağlantılı ve en önemli örgütü Irak ve Levant İslam Devleti (ISIL), Reyhanlı saldırısını üstlenirken AKP hükümetini, Bab'ul Hava ve Bab'ul Selam sınır kapılarını açmaması halinde intihar saldırıları düzenlemekle tehdit etti. Söz konusu örgütün 3 yıldır AKP hükümeti tarafından desteklendiği biliniyor.

Breakingnews'in yayınladığı bildiride "Aslanlarımız İslam toprakları üzerindeki Türk devletine iyilik mesajını iletmek ve burayı kafirlerden temizlemek için hazırlar" ifadeleri yer alırken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a da sınır kapılarını açması için gelecek pazartesiye kadar süre veriliyor. Son olarak açıklamada Reyhanlı ile Bab el-Hava bombalamaları da ISIL tarafından üstlenildi ve AKP hükümetinin çıkarlarını hedefleyen intihar saldırılarının Ankara ve İstanbul'u da vuracağı uyarısı yapıldı.

11 Mayıs 2013'de Reyhanlı / Hatay'da düzenlenen iki ayrı bombalı terör saldırısında 52 kişi ölmüş, 146 kişi yaralanmıştı. AKP hükümeti gizlediği gerçek ölü sayısının meydana çıkmaması için ölü sayısı vermiş ama ölülerin isimlerini bir türlü açıklayamamıştı. Görgü şahitlerinin ve sağlık görevlilerinin sosyal medya üzerinden paylaştığı ilk bilgilere göre en az 200 kişi ölmüştü ve yaralılar sayılamayacak kadar çoktu. Tam bir tiyatro çevrilmiş, gerçekler milletten gizlenmiş, devlet milletine yalan söylemiş ve hedef saptırılmıştı. Bakanlar tarafından bile gerçek dışı beyanlarda bulunulmuş, basın sansürlenmiş, gazeteciler korkutulup susturulmuş ve yandaş basın da olanca gücü ile AKP'nin menfaatleri doğrultusunda haberler yapmışlardı. O kadar ki, o bölgedeki onlarca kameranın hepsinin de bozuk olduğu iddia edilebilmişti. Sürekli oralarda olan ve Suriye'den mülteci oldukları iddiası bölgeye getirilen seyyar satıcıların o gün o bölgede olmayışı bile araştırılmamıştı. El Kaide bağlantılı ve saldırıları üstlenen örgütün bu itirafı, olay anından beri bilinen ama hükümet tarafından gizlenen gerçekleri gözler önüne serdi. Bir kez daha iyice meydana çıktı ki, logosunda bile Yahudilerin kutsal sembolü yedi kollu şamdan (menora) bulunan Ak Parti, tamamen, Büyük İsrail Projesine giden yolda, Türkiye'nin ve bölgenin Batı ve İsrail menfaatine yeniden düzenlenmesi maksadı ile içimizdeki kripto Yahudiler ve Sabetayistler tarafından CIA ve MOSSAD kontrolünde kuruldu.

İşte o bildiri:

Suriye'de katliam yapan el Kaide örgütüne kimyasal silahı MİT mi verdi?

mit
mit

Suriye’de PKK'ya yakınlığıyla bilinen ve geçtiğimiz günlerde lideri Salih Müslim'in Türkiye'ye gelerek AKP'li yetkililerle görüştüğü PYD, Türkiye’nin el-Kaide bağlantılı gruplara kimyasal silah desteğinde bulunduğunu iddia etti.
PYD’nin resmi yayın organı Pydrojava’nın haberine göre Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi, Nusra Cephesi ile Türkiye istihbaratının ittifak yaptığına dair bir belge yayımladı.
Yakın Doğu Haber'in çevirdiği belgede MİT ile El-Kaide bağlantılı gruplar arasında ittifak yapıldığı öne sürülüyor.Belgede Türkiye’nin Nusra Cephesi’ne Suriye'de kullanılmak üzere kimyasal silah desteğinde bulunacağı belirtiliyor 
Yakın Doğu Haber'in çevirdiği belgeye göre geçen nisan ayının sonlarında Gaziantep'te, Türkiye istihbaratı, Nusra cephesi, Suriye Ulusal Koalisyonu ve Özgür Suriye Ordusu’ndan liderlerin bulunduğu bir toplantı yapıldı ve toplantıda Türkiye istihbaratı Nusra cephesine, orta-ağır silahlar ve uçaksavar füzeleri vererek yardımda bulunmayı taahhüt etti.
Nusra Cephesi’nin Suriye'de kullanmak üzere Türkiye istihbaratından kimyasal silah desteği garantisi aldığının iddia edildiği belgede El Nusra’nın bu silahı, Özgür Suriye Ordusuna bağlı İslam Tugayı ile işbirliği içinde kullanmak üzere alacağı belirtiliyor.
Belgede ''Nusra Cephesi Şeriat Komitesi, rejimi devirmek adına, kimyasal silah dahil her türlü aracın kullanılabileceğini belirtir'' ifadesi yer alıyor. Nusra Cephesi bu hususta İslam Hukuku ilkelerine dayandığını söylüyor.
Belgede ayrıca Gaziantep’te bir araya gelen bu tarafların ''Suriye krizinin silah ve güçten başka çözümü yoktur'' ifadesini kullandığı yer alıyor.
İşte o belge:

29 Eylül 2013 Pazar

-video- Suriye'deki Muhalif Vehhabi teröristler, her şeyi katlettikleri yetmezmiş gibi, Allah dostlarının türbelerini de yıkıyorlar.

suriyedeki muhalifler
suriyedeki muhalifler





El Nusra (el Kaide) Teröristleri Suriye'de al Bab Türbesini Yıkıyor (Halep)



Terörist diyoruz inanmıyorsunuz...

El Nusra ya da el Kaide Sünni de Şii de değildir. Vehhabilerdir. Kendilerini kamufle etmek için Sünnilerin ve Şiilerin arasında "Biz selefiyiz" derler...

Bunlara göre ne Şiiler ne de biz Sünniler Müslüman falan değiliz. Bunlara göre hepimiz Allah'a ortak koşan müşrikleriz. Bunlara göre biz mürşiklerin kanı, canı, malı ve namusu kendilerine helal...

Bunlara göre mezar yapmak haram ve şirk. Bunlara göre kabir ziyareti şirk. Bunlara göre türbeler şirk. Bunlar, içinde binlerce sahabenin kabirleri bulunan cennetül mualla'yı bile dümdüz ettiler. Sahabelerin mezar taşlarını bile kırıp geçtiler.

Bunların tabi olduğu bu sapık mezhebin, Vehhabiliğin kurucusu olan Muhammed bin Abdülvehhab'a göre haşa Kabe bile şirkti. Bir ara yıkmaya niyetlenmişlerdi de hem Osmanlı Müslümanları hem de Hindistan Müslümanları ayağa kalkınca bunlar neye uğradıklarını şaşırmışlardı. Daha sonra Osmanlı o güçsüz zamanında bunları iyice yayılıp dünyanın başına bela olmadan temizlemek istemişti ama... Amma İngiliz askerleri bunlara arka çıkınca hepsini temizleyememişti... Şimdi bir örümcek ağı gibi dünyanın her yerini sardılar. Dünyanın her köşesinde sözde İslam adına hareket ettiklerini iddia ederek katliamlar yapıyorlar. Bunların bu gün de arkasında batılı İstihbarat örgütleri var. CIA, MI6, Mossad var... Yahudi de eksik değil...

22 Eylül 2013 Pazar

“El Nusra’cılar, kadınları kocalarından zorla alıyor”

el nusracılar
el nusracılar

‘Kadınlara Allah adına el koyuyorlar’CHP Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ, bölgedeki kampları gezdi. Mültecilerden Suriye’deki kabusu dinledi ve SÖZCÜ’ye anlattı:

TÜR­Kİ­YE sı­nı­rın­da­ki El Nus­ra gru­bu, in­san­la­rın ka­fa­sı­nı üç de­fa “Al­lah-ü ek­be­r” de­dik­ten son­ra ke­si­yor. Bu gru­bun üye­le­ri, göz­le­ri­ne kes­tir­dik­le­ri ka­dın­la­rı da, yan­la­rın­da ko­ca­sı ya da bir ya­kı­nı olup ol­ma­dı­ğı­na al­dır­ma­dan so­kak­ta dur­du­ru­yor. Bir eli­ni ka­dı­nın om­zu­na ko­yu­yor, ar­dın­dan üç de­fa tek­bir ge­ti­ri­yor ve “Ar­tık bu be­nim ka­rı­m” di­ye­rek alıp gö­tü­rü­yor. Bu­na kar­şı çı­kan­la­rı da, he­men ora­da ya vu­ru­yor, ya da ka­fa­sı­nı ke­si­yor. Bu grup­la­ra, bu uy­gu­la­ma­la­rı yü­zün­den bü­yük tep­ki var.

Yar­dı­ma el ko­yu­yor­lar

Tür­ki­ye, Su­ri­ye­’ye önem­li öl­çü­de yar­dım mal­ze­me­si gön­de­ri­yor. Ora­da zor du­rum­da bu­lu­nan­la­ra da­ğı­tıl­mak için gön­de­ri­len yar­dım­la­ra, si­lah­lı mu­ha­lif grup­lar el ko­yu­yor. Bu yar­dım­lar, da­ha son­ra ka­çak yol­lar­dan Tür­ki­ye­’ye so­ku­lup, ucuz fi­yat­la sa­tı­lı­yor.

Böl­ge ca­sus kay­nı­yor…

Ga­zi­an­tep, Ha­tay, Şan­lı­ur­fa ve Ki­lis baş­ta ol­mak üze­re sı­nır il­le­rin­de, pek çok ül­ke­ye ait yar­dım amaç­lı si­vil top­lum ku­ru­lu­şu fa­ali­yet gös­te­ri­yor. Bun­la­rın, in­sa­ni yar­dım­dan çok ca­sus­luk fa­ali­yet­le­ri yü­rüt­tü­ğü be­lir­ti­li­yor. Böl­ge­nin ajan kay­na­dı­ğı­nı bü­tün yet­ki­li­ler bi­li­yor.

Ga­zi­an­tep üs­le­ri ol­du

Be­nim Gaziantep’teki kamp­la­rı gez­di­ğim dö­nem­de, Su­ri­ye­li mu­ha­lif­le­rin üst dü­zey yö­ne­ti­ci­le­ri hem ken­di ara­la­rın­da, hem dev­let yet­ki­li­le­riy­le Ga­zi­an­te­p’­te gö­rü­şü­yor­du. Esad kar­şıt­la­rı, Ga­zi­an­te­p’­i ade­ta bir üs gi­bi kul­la­nı­yor. Bu­luş­ma, top­lan­tı yap­ma ve ka­rar al­ma ye­ri ola­rak Ga­zi­an­te­p’­in se­çil­me­si, cid­di bir gü­ven­lik so­ru­nu da ya­ra­tı­yor.

Gü­ven­lik ris­ki yük­sek…

Kamp dı­şın­da bu­lu­nan Su­ri­ye­li­le­r’­in ne­re­de ol­duk­la­rı, kaç ki­şi ol­duk­la­rı bi­lin­mi­yor. Bu du­rum, gü­ven­lik yö­nün­den de bü­yük bir risk oluş­tu­ru­yor. Sı­nır il­çe­miz Kar­ka­mı­ş’­ta bir par­ka git­tim. Bir tek Türk va­tan­da­şı yok­tu. Her ta­raf Su­ri­ye­li do­luy­du. Mül­te­ci­ler, iş­yer­le­rin­de ucuz iş­gü­cü ola­rak gay­ri in­sa­ni şart­lar­da ça­lış­tı­rı­lı­yor­lar. Fu­huş al­mış ba­şı­nı yü­rü­müş.
Su­ri­ye­li­ler ara­sın­da, PKK’­nın bu ül­ke­de­ki ko­lu olan PYD’­ye des­tek yüz­de 10-15’ler ci­va­rın­day­dı. Ancak des­tek yüz­de 50’le­re ka­dar çık­mış du­rum­da.

Er­do­ğa­n’­a bed­du­a edi­yor­lar

Ül­ke­miz­de çok zor ko­şul­lar al­tın­da bu­lu­nan Su­ri­ye­li­ler, olay­la­rın bu ha­le gel­me­sin­de Baş­ba­kan Tay­yip Er­do­ğa­n’­ın ro­lü ol­du­ğu­na ina­nı­yor­lar. Tür­ki­ye­’nin, Su­ri­ye­’yi terk et­me­le­ri için ken­di­le­ri­ni teş­vik et­ti­ği­ni an­la­tı­yor­lar. Bu­gün içi­ne dü­şü­rül­dük­le­ri du­rum­dan da Er­do­ğa­n’­ı so­rum­lu tu­tu­yor ve ona bed­du­a edi­yor­lar.




****

MUHALİFLERİN "CİHAD NİKAHI" DEDİĞİ MUT'A NİKAHI HALKA HALKA YAYILIYOR.

Kadınlarla saatlik ya da günlük nikah yapıyorlar.

Tunus İçişleri Bakanı'ndan 'cihad el nikah' açıklaması

10 Eylül 2013 Salı

Bu filim Amerikan İstihbaratının yapımı; Suriye'de Guta kimyasal saldırısı



Voltairenet.org'dan Thieerry Meyssan bu analizinde Suriye'deki kimyasal saldırı hakkındaki resmi anlatıyı sorguluyor...


Batı Rasyonalitesi

Voltairenet.org

Thierry Meyssan

Sizler Tonkin Körfezi hadisesini ve Vietnam Savaşını, Kuveyt kuluçka makinelerini ve Birinci Körfez Savaşını, Racak katliamını ve Kosova Savaşını, Irak'ın kitle imha silahlarını ve İkinci Körfez Savaşını, Bingazi'ye yapılan tehditleri ve Libya savaşını sevdiniz mi? Öyleyse Guta'da sivillerin gazla öldürülmesine ve Suriye'nin bombalanmasına bayılacaksınız...

Beyaz Saray tarafından yayınlanan bir bildiride, ABD Ulusal İstihbarat Direktörü James Clapper, 21 Ağustos 2013 tarihinde Şam'ın banliyölerinde bir düzine yere düzenlenen büyük bir kimyasal silah saldırıda 1429 kişinin öldüğünü söyledi.

Fransız istihbarat servisleri, istihbarat koordinatörü Alain Zebulun'ın gizli notlarına göre, olay mahallinde araştırma yapıp kurban sayısını teşhis imkânı bulamadılar. Bununla birlikte videolarda yaklaşık 281 kurban gördüler, Fransız “sivil toplum” organizasyonu Sınır Tanımayan Doktorlar ise hastanelerde 355 kişi saymışlar.

Müttefik servislerin tümü videolara atıf yapıyor. Amerikalılar YouTube'da 100 video toplamışken Fransızların elinde sadece 47 tane var. Washington ve Paris bu videoların hepsini gerçek kabul ediyor. Bununla birlikte, bunların bir kısmı Şam saatiyle sabah saat 7'de yayınlanmış (bu durum videoların, merkezi Kaliforniya'da olan YouTube'da niçin 20 Ağustos şeklinde tarihlendirildiklerini gösteriyor), fakat neredeyse gün ortası güneşi, görüntülerin çok önceden kameraya alındığını gösteriyor.

Bütün gözlemciler kurbanlar arasındaki çocukların sayısının yüksekliğine dikkat çektiler. ABD 426 çocuk saymış, yani kurbanların üçte birinden fazlası. Fakat ne Amerikalı ne de Fransız meslektaşlarından olan başka gözlemciler, kurbanların neredeyse tamamının aynı yaşta olduğunu ve başlarında kendilerine ağlayan ailelerinden kimsenin olmayışını keşfederek oyunbozanlık yapmış oldular. Ve garip olan şey gazın çocuklarla birlikte yetişkinleri de öldürmesi gerekirken, kadınların hepsinin kurtulmuş olması.

Uydu kanallarının kurbanların resimlerini yaygın bir şekilde göstermesi Lazkiye yakınlarındaki Alevi ailelerin iki hafta önce “isyancılar” tarafından kaçıırlmış çocuklarını tanımalarına imkân sağlamış. Bunların tanınması çok uzun sürdü zira ABD, Birleşik Krallık ve Fransa'nın müttefiklerince devlete sadık köylerde (toplu mezarlarında binden fazla sivil cesedin bulunduğu) gerçekleştirilen bu katliamdan kurtulanların sayısı çok azmış.

Amerikalılar, İngilizler ve Fransızlar kurbanların sarin ya da sarin içeren bir gazla öldürüldüklerinde ittifak ediyorlar. Bulgularını, kendi servislerince toplanan örnekleri inceleyen labaratuvarlarındaki analizlere dayandırıyorlar. Bununla birlikte, kendi delillerini toplamak için olay mahalline gelen BM müfettişleri yaklaşık on gün içinde sonuçlarını açıklayacaklar. Gerçekte Amerikalı, İngiliz ve Fransızlar tarafından yapılan analizler dünyanın bilimsel toplumu için tanıdık değil, zira bunlar doku örneklerinin incelenmesi için çok daha uzun bir süreye ihtiyaç duyuyorlar.

Çocukların kimyasal zehirlenme sonucu öldürüldüğü açıksa da hepsinin gaza maruz kalıp kalmadığı kesin değil. Videolardaki ölümler esnasında beyaz bir köpük gözüküyor, fakat sarinin sarı kusmuğa neden olduğu biliniyor.

Üç Batılı güç de bu olaydaki sorumluluğu değişik oranlarda Suriye Arap Ordusuna nispet etmede uzlaştı. ABD Ulusal İstihbarat Direktörü, servislerinin Suriye ordusunun son dört gün içinde kimyasallarla uğraştıklarını gözlediklerini söylüyor. Birleşik Krallık İstihbarat Komitesi Başkanı Jon Dray de bunun Suriye ordusunun ilk girişimi olmadığını söylüyor ve 2012'den itibaren 14 kez gaz kullandığı teminatını veriyor.

ABD, İngiltere ve Fransız istihbarat servislerinin bu bulguları, dinlemeye takılmış bir telefon konuşmasıyla destekleniyor. Bu anlatıya göre, üst düzey bir Suriye savunma yetkilisi katliam hakkında konuşmak için kimyasal silah biriminin başını panik halinde aramış. Fakat bu dinleme operasyonunu Amerikalılar, İngilizler ya da Fransızlar değil de Mossad'ın Birim 8200 isimli departmanı yapmış.

Özetle, ABD, İngiltere ve Fransız servisleri Suriye Arap Ordusunun sayısı belirsiz sivili gazla zehirlediğine %100 eminler.

1.Fakat bunun için kadınları etkilemeyen özel bir çeşit sarin kullanmış olmaları gerekiyor.
2.ABD, dört gün boyunca cinayet için hazırlık yaptıklarını görmüş ama müdahale etmemiş.

Hacker fena yakaladı: Amerikan askeri istihbaratı Suriye'deki kimyasal saldırının tarafı


Guta Hadisesi Tamamıyla Kurgu mu? Amerikalılar Olayda Nasıl Yer Aldılar?


Bir hacker, ABD istihbarat yazışmalarına erişim sağladı ve ABD Ordu İstihbaratı Personel Müdür Yardımcısı ve Operasyon ve Plan Ofisi Başkanı Albay Anthony J. Macdonald’ın kişisel e-postalarını yayınladı: Ben de gördüm ve çok korktum. Fakat Tony beni rahatlattı. Çocukların incinmediğini, bunun kameralar için yapıldığını söyledi. O yüzden endişelenme canım.
ABD askeri istihbaratı, Suriye'deki kimyasal saldırıya dâhil oldu

Voltaire Network

Suriye'deki durum halen dünya medyasının odak noktasında. ABD liderliğinde yeni bir “insani müdahale” yakında başlatılabilir. Pentagon, sivillere karşı varsayılan kimyasal silah kullanımı nedeniyle Beşar Esad'ı ve Suriye ordusunu cezalandırmak için Suriye'ye saldırmaya hazır olduğunu açıkladı.
Bu sırada, 21 Ağustos 2013'te Şam yakınlarında gerçekleşen kimyasal saldırıya ABD istihbaratının dâhil olduğuna dair yeni kanıtlar ortaya çıktı veinternete sızdırıldı.

Bir hacker, ABD istihbarat yazışmalarına erişim sağladı ve ABD Ordu İstihbaratı Personel Müdür Yardımcısı ve Operasyon ve Plan Ofisi Başkanı Albay Anthony J. Macdonald'ın kişisel e-postalarını yayınladı.

22 Ağustos 2013 tarihli bir yazışmada ABD Ordusu sivil analisti Eugene P. Furst,  Albay'ı başarılı operasyon nedeniyle tebrik ediyor ve Suriye'deki kimyasal saldırıyla ilgili olarak Washington Post gazetesinde çıkan bir yazıdan söz ediyor.

E.FURST: Bu arada, son başarınızı gördüm, tebrik ederim. İyi iş.

9 Eylül 2013 Pazartesi

SAM AMCA can çekişiyor; Suriye Ordusu, Ürdün üzerinden yapılan CIA sızma operasyonunu darmadağın etti

amerikan rüyası
amerikan rüyası


The World Tribune gazetesi Salı günkü sayısında Suriye ordusunun Ürdün’den yapılan bir Amerikan sızma harekatını nasıl püskürttüğünün ayrıntılarına yer verdi.

Suriye Ordusu Ürdün Üzerinden Yapılan CIA Sızma Operasyonunu Nasıl Püskürttü?

The World Tribune gazetesi Salı günkü sayısında Suriye ordusunun Ürdün'den yapılan bir Amerikan sızma harekatını nasıl püskürttüğünün ayrıntılarına yer verdi.

İngiliz gazetesi bazı Batılı diplomatik kaynaklardan aktararak “Esad'ın kuvvetlerinin, Ürdün'den Suriye'nin güneyindeki bir şehri ele geçirmek amacıyla gönderilen iyi eğitilip teçhiz edilmiş yüzlerce militanı ezmek suretiyle, yapılan bir Amerikan hamlesini” boşa çıkardığını yazdı.

Gazeteye açıklama yapan kaynaklar Suriye topraklarının 10 km içine sızma amacıyla sözde Özgür Suriye Ordusu tarafından desteklenen bir kuvvetin Suriye ordusu tarafından takip edilerek saldırıya uğradığını belirttiler.

Bir kaynak “Şam'a ulaşıp rejimi devirmek isteyen bu grup iyi eğitilmiş ve teçhiz edilmiş bir kuvvet” idi dedi ve ekledi: “Fakat Ürdün sınırından geçen bu kuvvetler Şam'a ulaşmak yerine birkaç saat içersinde kaçmaya başladılar.”

Söz konusu kaynaklar Mısır ve Suudi Arabistan'dan gelen savaşçılarla desteklenen bu ÖSO grubunun yaklaşık 600 savaşçıdan oluşan 2 birlik halinde giriş yaptığını söyledi. Kaynaklar CIA ve Ürdün Özel Operasyon Kuvvetleri Komutanlığı tarafından eğitilen bu kuvvetin tanksavar ve uçaksavar füzelerine ilave olarak gece görüş sistemleriyle de donatıldıklarını kaydettiler.

Silahların çoğunun eski Yugoslavya'dan geldiği belirtiliyor.

Muhalifler, yeni katliamlar yaparak, kimyasal silah kullandıklarına şahitlik edebilecekleri ortadan kaldırıyorlar

muhalifler
muhalifler

"Suriye’de Batı Destekli Soykırım Sürüyor"


Geçtiğimiz haftasonu Suriye’nin kuzeyindeki Han el Asel kasabasında gerçekleşen ve çoğu sivil yaklaşık 150 kişinin Batı destekli Tekfirci militanlar tarafından soğukkanlılıkla öldürüldüğü katliam, kasaba sakinlerine travma yaşatan ikinci vahşet oldu.

Finian Cunningham

Press TV 

Geçtiğimiz haftasonu Suriye'nin kuzeyindeki Han el Asel kasabasında gerçekleşen ve çoğu sivil yaklaşık 150 kişinin Batı destekli Tekfirci militanlar tarafından soğukkanlılıkla öldürüldüğü katliam, kasaba sakinlerine travma yaşatan ikinci vahşet oldu.

Beş ay önce Halep eyaletindeki bu kasabada kimyasal silah saldırısı sonucunda yaklaşık 30 kişi hayatını kaybetmişti. 19 Mart tarihinde 100 civarında kişi de, ölümcül Sarin maddesi de içeren zehirli patlama sonucunda ciddi bir şekilde yaralanmıştı.

Kimyasal kitle imha silahlarının patlatılması uluslararası hukuk tarafından yasaklanmıştır ve savaş suçu teşkil eder.

Geçtiğimiz haftasonu Han el Asel'de gerçekleşen katliamın, bir önceki kitle katliamına ilişkin gerçekleri örtmek üzere Batı destekli militanlar tarafından gerçekleştirildiğine dair güçlü ikinci kanıtlar var – önceki katliamın üzerini örtmek istemelerinin temel sebebi, Suriye'nin 30 ayı geride bırakan çatışmasında Batı hükümetlerinin ağır suçları ve örtülü müdahaleleri.

Suriye'nin Rusya Büyükelçisi Dr. Riyad Haddad, son katliamlar için şunları söyledi: El Nusra Cephesi ve Ensar El Halife tugayının [Han el Asel'de] gerçekleştirdiği son kıyımın amacı, silahlı terörist gruplar tarafından kimyasal silah kullanılmasının tanıklarını öldürmekti.”  

7 Eylül 2013 Cumartesi

''Sarin Gazını Hollanda'dan ben getirdim ''



Türkiyeli Militan'dan Tüyler Ürperten İtiraf ''Sarin Gazını Hollanda'dan ben getirdim ''


Yakalanan Turgay Yaşar itiraf etti ''Sarin gazını biz getirdik, Lazkiye bölgesinde kullanmak için hazırlık yapıyorduk ''

Hollanda pasaportu taşıyan, Konya/Kırkpınar’lı Turgay Yaşar, Suriye Lazkiye kırsalında yakalandı!

3 Eylül 2013 Salı

Üçüncü dünya savaşı son dakikada önümüzdeki haftaya ertelendi

Üçünçü dünya savaşı
Üçünçü dünya savaşı


"Obama, 3. Dünya Savaşı’nı Önümüzdeki Haftaya Erteledi"


"Eğer Başkan Obama gerçekten, Netanyahu’nun büyük bir Ortadoğu savaşı başlatma emirlerine karşı pasif-agresif direniş oyunu oynuyorsa, Obama’nın Gizli Servis timinin Kennedy’ninkinden daha sadık olduğu umulmalıdır."

Dr. Kevin Barrett 

Press TV 

ABD Başkanı Obama Cumartesi günü, Üçüncü Dünya Savaşı'nın ertelendiğini duyurdu. 

(video)Suriye'li Türkmenler konuşuyor;" Esad bize zulüm etmedi-etmiyor. Katliamları Muhalifler yapıp Esad'ın üzerine atıyor"

esad
esad


(Video) Suriye'deki kimyasal saldırıyı muhalifler yaptı (İşte ispatları)

Esad
Esad


Kimyasal silah saldırısı Suriye ordusunun hızlı ilerleyişini ve başarısını durdurmak ve bir an önce Suriye'ye dış müdahaleyi meşru hale getirip el Kaide'yi düştüğü bataklıktan kurtarmak içindi.

Mossad'ın komuta ettiği, İngiliz SAT komandoları ile TSK subaylarının Türkiye topraklarında özel eğitim verdiği, Vehhabi Suudi kralı ile Katar emirinin para verdiği, dünyanın dört bir tarafından toplama Vehhabi-Selefi muhalifler tarafından yapıldı bu saldırı, bu oyun...


| Mehmet Fahri Sertkaya  

AkademiDergisi.com

***

Bir sakinin söylediğine göre (Suriye'de) savaşan taraflar o kadar yakın mesafeden çatışıyor ki, hükümet güçlerinin böyle silahlar kullanması ters teper. Bunu söyleyen adam, “Biz evlerimizi, Suriye askerleriyle savaşçılar arasında sadece birkaç metre olduğunu bilerek terk ettik, bu da bu tür silahların kullanılmasını mümkün kılmıyor” diye ekliyor.

| Marah Mashi


El Ahbar


***

Rus televizyonu semtin giriş çıkışlarının ve büyük kısmının Suriye Ordusunda olduğunu söyleyerek , ordunun kimyasal kullandığı İddialarının komik olduğunu açıkladı.




***

"Suriye’deki Gaz Saldırısı Hikayesinden Suudi Propagandası Kokusu Geliyor"


Russia Today'den konuyla ilgili önemli bir analiz...

Suriye'deki gaz saldırısı hikayesinden Suudi savaş propagandası kokusu geliyor
William Engdahl   
Russia Today  
Suriye'deki kitlesel kimyasal saldırı haberleri, ABD bakımından aktif askeri müdahale için “kırmızı çizgi” olabilir. Fakat hikâyenin basit bir analizi bile, bunun güvenilirliğine inanmak için çok erken olduğunu gösteriyor.
Ortadoğu gazetesi El Arabiya, “Çarşamba günü muhalefetin önde gelen figürü George Sabra, Suriye'nin Guta bölgesindeki bir sinir gazı saldırısında en az 1,300 kişinin öldüğünü söyledi” diye yazdı. Gazete, devamında, saldırılardan Başkan Beşar Esad hükümetinin sorumlu olduğunu iddia etti. Bu, doğrulanması halinde, ABD Başkanı Obama'nın daha önce ABD'nin Suriye'ye aktif askeri müdahalesini, Uçuşa Yasak Bölge uygulamasını ve Esad'ı devirmeye yönelik aktif askeri adımları kastederek söylediği “kırmızı çizgi” olabilir.
Arkasından bu, Ortadoğu çapında büyük bir yangına ve bir tarafta Rusya, Çin ve İran'ın, diğer tarafta ABD, İngiltere, Suudi Arabistan, Türkiye ve Katar'ın olduğu bir Süper Güçler çatışmasına yol açabilir. Dünya barışı için kesinlikle iyi bir öngörü değil.   
Bu yüzden hikaye, dikkatlice analiz edilmeyi hak ediyor. Bunu yaptığımız zaman, pek çok şeyin şüpheli olduğu ortaya çıkıyor. Öncelikle, başlangıçta aktivistlere dayanarak en az 500 kişinin öldürüldüğünü söyleyen gazete El Arabiya idi. Önde gelen uluslararası medya kuruluşları buraya dayanarak haber yaptı. Hikayeyi daha kuşkulu kılacak şekilde, farklı medya kuruluşlarının haberlerinde varsayılan ölü sayısı her dakika değişti: USA Today önce 635 sonra 800, Rupert Murdoch'un SkyNews'i ise 1,300 rakamını verdi.

Terör örgütüydü baş tacı oldu; el Kaide'nin dönüşümü

el Kaide
el Kaide



"El Kaide ve ABD Politikasında Konsept Değişimi"


"Suriye krizinden evvel ABD El Kaide’yi Washington’un çok kritik menfaatlerini tehdit eden tehlikeli bir grup olarak kabul ediyordu. Ancak Suriye krizinden sonra bu konsept dönüşüme uğradı."

Press TV 

Suriye krizinden evvel ABD El Kaide'yi Washington'un çok kritik menfaatlerini tehdit eden tehlikeli bir grup olarak kabul ediyordu.  Ancak Suriye krizinden sonra bu konsept dönüşüme uğradı. 

El Kaide 2001 yılında ABD tarafından Afganistan'ın işgali koalisyonunu oluşturmak için ana bahane olarak kullanılsa da, şimdi Suriye'de Washington'un desteğinin tadını çıkarıyor. El Nusra Cephesi El Kaide'nin Suriye'deki kolu olduğunu resmen ilan etti ve Batı hala bu gruba ve bu Arap ülkesindeki diğer terörist gruplara yardım ve silah göndermeye devam ediyor. 

Gelişim meselesi bakımından, ifade hürriyeti, demokrasi ve insan hakları gibi kavramlar ABD ulusal çıkarlarına göre belirleniyor. İfade hürriyeti ancak Washington'un menfaatlerine karşı bir tehdit olmadığı sürece destekleniyor. Amerikalı muhbir Edward Snowden'in durumu ve Press TV gibi bağımsız haber kanallarının yasaklanmasına yönelik çabalar bunun örnekleridir.

Bu ay öne çıkanlar