muhalifler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
muhalifler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Nisan 2017 Perşembe

Netanyahu'nun göz yaşları ile güçlendirilmiş bir ''Suriye'de kimyasal silah kullanıldı'' tiyatrosu. Siyonizmin kontrolündeki Türkiye basın ve medyasının gizlediği gerçekler | Akademi Dergisi

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), el nusra, yandaş medya, netenyahu, siyonizm, cia, mossad, kimyasal silahlar, velid muallim, idlib, muhalifler, akp'nin gerçek yüzü,

Suriye'den 'kimyasal silah' açıklaması

Kardeş Suriye devletinin Dışişleri Bakanı Muallim, İdlib üzerinden Suriye yönetimine karşı düzenlenen algı operasyonuna tepki gösterdi, bu girişimleri kınadıklarını açıkladı.

Başkent Şam'da basın toplantısı yapan Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim, Siyonizmin kontrolündeki Batı medyasının ve sözde cihatçı, özde CIA ve MOSSAD'ın kiralık katillerinin gündeme getirdiği İdlib'de kimyasal silah kullanıldığı iddialarını kınadıklarını açıkladı. 

"Ordumuzun hiçbir zaman kimyasal silah kullanmadığı ve hiçbir zaman da kullanmayacağını vurgulamak isterim. Sadece halka karşı değil, teröristlere karşı da kimyasal silah kullanmadık, kullanmayacağız" diyen Muallim, "Siyasal bir çözümde ısrara devam edeceğiz. Ancak görülüyor ki, teröristler yaşadıkları askeri ve siyasi başarısızlıklar yüzünden bu çözümü hedefe alacaklar" dedi ve ekledi "Buyursunlar".

KİMYASAL SİLAHLAR NEREDEN GETİRİLDİ?

Öte yandan Muallim, Irak ve Türkiye'den Suriye'ye kimyasal silah getirildiğini ve Şam'ın bu konuda ilgili kurumlara gerekli bilgilendirmeyi yaptığını ifade etti.

Tamamen CIA ve MOSSAD ortak üretimi olan Büyük İsrail Devleti'ni tesis etme oyunları içinde kullanılan el Nusra Cephesi'ni ve diğer cihatçı grupları yerleşim bölgelerinde kimyasal silah depolamakla suçlayan Muallim:

➥ "Durumdan kar sağlayan sadece İsrail. Netenyahu'nun kimyasal silah iddialarına neredeyse ağlayarak değinmesi manidardır" diye konuştu.

Saldırılara karşı Rusya'nın Suriye'ye desteğinin samimi olduğunu söyleyen Muallim, Birleşmiş Milletler'in soruşturmasına izin verip vermeyecekleri sorusuna yanıt verdi ve "Bu tür organizasyonlarla daha önce kötü deneyimlerimiz oldu" dedi.

El Nusra'ya bağlı sözde cihatçı grupların elinde olan bölgeyi bir haftadır Rus hava kuvvetlerinin vurduğu, Kimyasal silah iddilarının ise kapsamlı bir İdlib operasyonunun önüne geçmek için kullanıldığını Amerika, İsrail ve BM dahil herkes biliyor.



İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı'ndan ilginç 'İdlib'de kimyasal saldırı' paylaşımı


İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Tzipi Hotovely, İdlib'de gerçekleştirildiği öne sürülen ''kimyasal saldırı'' ile ilgili ilginç bir paylaşım yaparak İsrail Dışişleri Bakanlığı'nı kutladı. İdlib'de ''kimyasal saldırı'' iddiası sonrası Twitter hesabı üzerinden paylaşım yapan İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Tzipi Hotovely, İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın tutumunu kutladı. 

Hotovely paylaşımında:

➥ ''Kadehimizi Dışişleri Bakanlığı için kaldırıyoruz. İsrail, Suriye rejiminin zulmü karşısında diplomatik arenada ahlaki sorumluluğuyla hareket etti'' dedi.

Büyük İsrail projesini, içlerine sızdıkları onlarca batılı ülkeyi kullanarak, hatta ülkemizdeki AKPKK'lileri de kullanarak gerçekleştirmek isteyen Siyonist ve sembolik devlet İsrail, kimyasal saldırı iddiasının ardından Suriye'ye müdahale çağrısı yapmıştı.

Suriye yönetiminden memnun olmayan İsrail, muhalifler ve mücahidler denilen canavarlar, yüzde sekseni Sünni Müslüman olan Suriye ordusu karşısında zor duruma düştükçe, ülkede hava saldırıları da gerçekleştiriyordu. Bu hava saldırılarına karşılık verilmesi üzerine Suriye ile İsrail arasında sık sık gerilim yaşanmıştı.

Aynı oyunlar Siyonistler ve içlerine sızıp kontrolü altına aldıkları batılı ülkeler tarafından, 2013 yılında da oynanmıştı.

Aşağıdaki iki video, 2013 yılına ait ve neler döndüğünü dürüstçe anlamak isteyen her görüşten insana çok şeyler ispat ediyor.





Birleşmiş Milletler açıkladı: Kimyasal silahı Esed değil, muhalifler kullandı (2013 yılına ait videoyu izleyin!)


      



      

Akademi Dergisi

 DİKKAT! Bu yayını paylaşacaksınız  ama büyük ihtimalle o paylaşımı sizden başka hiç kimse görmeyecek. Bu yayınımızı, Facebook, Instagram, WhatsApp ve benzeri Amerikan/Siyonist menşeli ortamlarda paylaşırsanız, arkadaşlarınıza/takipçilerinize gerçekten gösterildiğinden ve taktik surette sansürlenmediğinizden emin olunuz. Biliniz ki bu sosyal ağların gerçek sahibinin CIA ve MOSSAD olduğu ve Amerikan/Siyonist menfaatleri gereği pek çok ülkede milletleri sansürledikleri, somut deliller ile binlerce kere ispat edilmiştir. 

Bu kaçıncı yalan, kaçıncı aldatma? Türkiye'de basın ve medya neden Büyük İsrail Devleti Projesi'ne hizmet ediyor? | Suriye'de kimyasal silah kullanıldığı yalanı | Akademi Dergisi

suriye sorunu, kimyasal saldırı, kimyasal silahlar, zehirli kimyasallar, hardal gazı, büyük israil projesi, akademi dergisi, akp'nin gerçek yüzü, siyonist basın, medya manipülasyonu,

Rusya Savunma Bakanlığı sözcüsü, Suriye Hava Kuvvetlerinin, İdlib eyaletinde, kimyasal silahların üretildiği ve Irak'a gönderilmek için stoklandığı bir depoyu, yok ettiğini söyledi.

Rusya Savunma Bakanlığı sözcüsü Binbaşı General İgor Konaşenkov'un yaptığı açıklamada, Salı günü öğleden sonra yapılan askeri saldırıda, Han Sheikhoun'un doğusundaki önemli bir isyancı (sözde muhalif, özde teröristlerin) mühimmat deposunun hedef alındığını söyledi.

Konaşenkov, deponun hem zehirli gaz içeren top mermileri üretmek hem de bu zehirli gazları depolamak için kullanıldığını söyledi. Konaşenkov, top mermilerinin Irak'a teslim edildiği ve defalarca Irak'ta kullanıldığına ve ayrıca hem Irak'ın hem de uluslararası örgütlerin bu tür silahların aslında militanlar tarafından kullanıldığını doğruladığına işaret etti.


Suriye'de CIA+MOSSAD+AKPKK ortak üretimi Vehhabi/Selefi teröristler daha önce de pek çok defa kimyasal silah kullanmışlar ve bir de suçu rejimin, ordunun ve Esed'in üzerine atmışlardı. Bir seferinde Birlemiş Milletler uzmanları da, kimyasal silahı aslında kullanan tarafın, muhalifler denilen kiralık katil sürüsü olduğunu, dünyaya ilan etmek zorunda kalmıştı. Suriye sorununun gerçek yüzünü öğrenmek için buraya tıklayın!

Birleşmiş Milletler açıkladı: Kimyasal silahı Esed değil, muhalifler kullandı (2013 yılına ait videoyu izleyin!)



Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

 DİKKAT! Bu yayını paylaşacaksınız  ama büyük ihtimalle o paylaşımı sizden başka hiç kimse görmeyecek. Bu yayınımızı, Facebook, Instagram, WhatsApp ve benzeri Amerikan/Siyonist menşeli ortamlarda paylaşırsanız, arkadaşlarınıza/takipçilerinize gerçekten gösterildiğinden ve taktik surette sansürlenmediğinizden emin olunuz. Biliniz ki bu sosyal ağların gerçek sahibinin CIA ve MOSSAD olduğu ve Amerikan/Siyonist menfaatleri gereği pek çok ülkede milletleri sansürledikleri, somut deliller ile binlerce kere ispat edilmiştir. 

1 Nisan 2014 Salı

Almanya'da IŞİD'e operasyon

Almanya'da IŞİD'e operasyon
Almanya'da IŞİD'e operasyon

Almanya'da, Suriye'de faaliyet gösteren Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütüyle bağlantılı olduklarından şüphe edilen kişilere karşı ülke genelinde geniş çaplı bir operasyon düzenlendi.

29 Mart 2014 Cumartesi

Kesep: Türkiye ve Suriye için Dönemeç mi? Kesep neden bu kadar önemli?




Kesep çatışmaları Ortadoğu’daki Türkiye algısını etkileyen dönüm noktalarından biri mi? Türkiye – Suriye arasında bir savaş ihtimali artık daha mı belirgin? Gazeteci Hediye Levent, sınırın öte yakasından izlenimlerini RS FM için yazdı.

Türkiye-Suriye sınırındaki Kesep’te başlayan çatışmalar, çatışan taraflar ve Türk Hava Kuvvetleri tarafından düşürülen Suriye uçağı günlerdir Türkiye gündeminin üst sıralarında. Türkiye’de “savaşa mı giriyoruz?” gerginliği devam ededursun gelişmelerden aylar önce konuşulmaya başlanan varsayımlara ve senaryolara yenileri eklendi. Görünen o ki, Kesep çatışmaları Suriye’yi, Türkiye’yi ve Suriye dahil Ortadoğu’daki Türkiye algısını etkileyen dönüm noktalarından biri...

Minicik bir kasaba bunca etkiyi tek başına nasıl yapar? “Kesep nerede?” sorusuyla başlayabiliriz.

Öncelikle belirtmekte fayda var; Kesep kasabası ve çevresindeki çatışmalar 2 yıldan fazladır devam ediyor. Kesep sınır kapısının bulunduğu dağlık arazide sık sık çatışma ve bombardıman olsa da kapı, 1 yıl öncesine kadar Türkiye-Suriye arasında açık olan tek sınır kapısıydı. Türkiye tarafından "güvenlik gerekçesiyle" ve tek taraflı olarak kapatılmadan kısa bir süre önce yani geçtiğimiz yıl Nisan ayında o kapıyı kullanarak Türkiye'ye geçiş yapmıştım. Suriye tarafından sınır kapısına ulaşan 2 yoldan biri olan dağyolu kapatılmış, sahil yolundaki askeri kontrol noktaları ise dikkat çekici sayıda artmıştı. Sınır kapısına çok yakın bir mesafede bulunan Kesep kasabasında tedirginlik vardı ancak hayat normal akışındaydı. Kapının kapatılmasının ardından çatışmalara paralel olarak kasaba halkının ayrılmaya başladığı haberleri gelse de Kesep ve çevresi Suriye gündeminin ilk sırasında değildi.

KALAMUN SAVAŞI VE KESEP

Muhalif teröristler, Ammar bin Yasir ve Veysel Karani hazretlerinin türbelerini de bombaladılar.

Muhalif teröristler, Ammar bin Yasir ve Veysel Karani hazretlerinin türbelerini de bombaladılar.


ŞAM – Vakıflar Bakanlığı silahlı terör gruplarının Rakka kentinde sahabe Ammar Bin Yasir ile tabiilerin seyidi Veysel Karani makamına yönelik düzenlediği yıkım eylemlerinin, gerçek İslam’ın portresini karalamak amacıyla destekçileri tarafından finanse edilen kiralık grupların izlediği tekfiri ve karanlık yolun devamı olduğunu belirtti.

Teslim olan yüzlerce muhalif, Suriye Genel Müftüsünün huzurunda serbest bırakıldı

Resimde BEşar Esad'ın solundaki kişi Suriye genel müftüsü ve sünni Ahmet Bedrettin Hassun
Resimde BEşar Esad'ın solundaki kişi Suriye genel müftüsü ve sünni Ahmet Bedrettin Hassun

Müftünün Huzurunda Yüzlerce Kişi Serbest Bırakıldı

DERA – Dera kırsalının kuzeyi Sanamayn Kentinde silahlarıyla teslim olan yüzlerce vatandaş bugün Cumhuriyet Baş Müftüsü Ahmet Bedrettin Hassun’un huzurunda serbest bırakıldılar.

“Türk tankları, Suriye’nin kuzeybatısında teröristlerin taarruzuna destek veriyor”

“Türk tankları, Suriye’nin kuzeybatısında teröristlerin taarruzuna destek veriyor”

ITAR-TASS’ın sorularını yanıtlayan Suriye’nin BM Daimi Temsilcisi Beşar Cafari yaptığı açıklamada ‘Debat el Nusra’ ve ‘Ahrar aş-Şam’ radikal gruplarının taarruzuna Türk tankları ile topçu birliklerinin ateş desteği sağladıklarını söyledi.

27 Mart 2014 Perşembe

Muhalif el Kaide teröristleri Türkiye'ye teşekkür ediyorlar. Peki neden?

Muhalif el Kaide teröristleri Türkiye'ye teşekkür ediyorlar. Peki neden?
Muhalif el Kaide teröristleri Türkiye'ye teşekkür ediyorlar. Peki neden?
Lazkiye kuzey kırsalında 21.03.2014 tarihinde, Türkiye toprakları üzerinden yapılan el Kaide terörist saldırısına katılan terörist sayısı 5000.

Hareketi Ahrar Şam, Nusra Cephesi, Cebel Türkmeni gibi belli başlı terörist örgütlerine İdlib bölgesinden de takviye teröristler katıldı ve yaklaşık 13 terörist tugayı ve 35 terörist taburu saldırdı.

TSK, tanklarla ve füzelerle Suriye'deki muhalif teröristlere destek verdi ve Suriye ordusuna saldırdı.

TSK, tanklarla ve füzelerle Suriye'deki muhalif teröristlere destek verdi ve Suriye ordusuna saldırdı.


ŞAM – Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı dün Birleşmiş milletler genel sekreteri, Uluslararası Güvenlik Konseyi ve komitelerine gönderdiği eş mektuplarda Liva İskenderun Bölgesinden girerek Keseb Bölgesine saldıran terör gruplarına Türkiye desteğinin kınanması, bu desteğin kesilmesi ve Türkiye'nin düşmancı davranışlarına son vermesine zorlanması için acil ve etkin adımlar atmasını talep etti.

Bakanlık mektubunda Suriye'nin geçen üç yıl boyunca Türkiye hükümetinin Suriye'nin güvenlik, istikrarı ve egemenliğine karşı bulunduğu ihlaller ve eylemler konusunda BM genel sekreteri ve Güvenlik Konseyi başkanını belgelerle kanıtlanmış olarak sürekli ayrıntılı bilgi verdiğine dikkat çekti. Türkiye hükümetinin tüm bu süre içinde dünyanın her yerinden gelen on binlerce radikal ve tekfirci teröristlere silah, para, barınak ve her türlü destek temin ettiğine dikkat çeken Bakanlık, Suriye ve halkına karşı saldırılarında da Türkiye toprakları üzerinde geri üs ve karargahlar temin ettiğini tüm bunların da belgelerle kanıtlanmış olduğunun altını çizdi.

Bakanlık Türkiye'de rejimin Suriye'yi devlet ve halk olarak yıkma çabalarında başarısız olması ardından Türk ordusunun Türkiye başbakanının talimatlarıyla Suriye'ye çirkef bir saldırıda bulunduğuna dikkat çekti.

Türk ordusuna tabi tank ve topların Suriye'nin kuzeyinde Lazkiye kırsalının Keseb Bölgesine saldıran teröristlerin eylemlerine direk katıldığını belirten bakanlık, Suriye'nin bölge güvenliği açısından Türk ordusunun bu direk saldırısının tehlikesi idrak etmesiyle 21 – 03- 2014 tarihli mektubuyla BM genel sekreteri ve Güvenlik Konseyi başkanına ayrıntılı bilgi takdim ettiğini ifade etti.

25 Mart 2014 Salı

AKP, Suriye uçağını gündemi değiştirmek ve seçim yatırımı yapmak için mi düşürdü?

AKP, Suriye uçağını gündemi değiştirmek ve seçim yatırımı yapmak için mi düşürdü?
AKP, Suriye uçağını gündemi değiştirmek ve seçim yatırımı yapmak için mi düşürdü?


Türk Silahlı Kuvvetleri’nin dün Suriye sınırında hava sahasını ihlal ettiği gerekçesi ile vurduğu Suriye Hava Kuvvetleri’ne ait jet, ülkede ve uluslararası kamuoyunda tartışma yarattı. Söz konusu müdahalenin nasıl gerçekleştiği ve izleyen süreçte neler olabileceğini gazeteci Fehim Taştekin RS FM mikrofonlarında değerlendirdi.



Türkiye’nin angajman kurallarını uygulayarak düşürdüğünü açıkladığı Suriye Hava Kuvvetleri’ne ait jet uçağı, Türkiye ile Suriye savaşa girecek mi sorularını gündeme getirdi.

“Ali Topuz’la Dünya Hali”ne konuk olan Radikal Gazetesi dış haberler müdür Fehim Taştekin, Türkiye ile Suriye arasındaki son gelişmeleri ve izleyen süreçte neler olabileceğini değerlendirdi.

“ESAD KOMŞULARIYLA YENİ BİR CEPHE AÇMAK İSTEMİYOR”

'Jandarmayı öldürerek sevap işledim'

'Jandarmayı öldürerek sevap işledim'

Niğde'de bir astsubay ile bir polisi şehit eden el Kaide mensubu teröristin  mahkemede "Jandarmayı öldürerek sevap işledim" dediği öğrenildi.
Geçtiğimiz hafta Niğde’nin Ulukışla İlçesi'nde bir polis ile bir astsubayın şehit olması, bir vatandaşımızın da ölümü ile sonuçlanan terör saldırısını gerçekleştiren El Kaide bağlantılı IŞİD üyesi oldukları iddia edilen üç zanlı tutuklandı.

Hain saldırının faillerinden Çendrim Ramadani’nin mahkemede ifade vermeyi reddettiği ve "Ben yalnızca Allah'a hesap veririm. İfade vermem, hepiniz müşriksiniz. Jandarmayı öldürerek sevap işledim" dediği öğrenildi.

6 Kasım 2013 Çarşamba

Suriye'deki muhalif bir Türkmen'in anlatımıyla El Nusra ve Özgür Suriye Ordusu gerçeği

Suriye'deki muhalif bir Türkmen'in anlatımıyla El Nusra ve Özgür Suriye Ordusu gerçeği
Suriye'deki muhalif bir Türkmen'in anlatımıyla El Nusra ve Özgür Suriye Ordusu gerçeği


“Özgür Suriye çalmaya çırpmaya başladı. Tecavüz ettiler kadınlara. Benim evimi bile soydular. Bu adamlar abdestli, namazlı. Ölmeye gelmişler Suriye’ye.”

“Suriye’nin fabrikalarındaki bütün makinaları Türkiye’ye geçirdiler. Bunları kim getirdi, kim aldı, kim sattı. Bunu sorun.”

“Bu makineleri Özgür Suriye Ordusu eliyle geçirdiler.”

****

“El Nusra diye bir şey yoktu. Bunlar tek tek gelmeye başladılar. Gelirlerdi, ‘Cephe yolu neresi?” diye sorarlardı.

Adamlar bizim dilimizi bile konuşmuyorlardı. Kuran Arapçası konuşuyorlardı. Cephe yolu dediği, ‘zındıkların yolu neresi?’ demek.”

Bu sözlerin sahibi 8 ay boyunca Suriye’de El Nusra Cephesi ile birlikte savaşmış Suriyeli bir Türkmen.
7 yaşından beri Halep’te yaşıyor. Adının yazılmasını, fotoğrafının çekilmesini istemiyor.
Halep’in Eşrefiye bölgesinde önce kendi küçük birliklerini kurarak bölgeyi korumaya başlamışlar.
Başta ellerine silah almamışlar.
Fakat sonra çatışmak için ailesi üyeleriyle Halep içindeki El-Sikkeri ve Selahaddin bölgelerine gitmiş.
“İlk başta kimsenin derdi Esad’ı indirmek değildi” diyor.

'Kimse onlar gibi olamaz'

Hikayesini anlatmaya başlamadan önce Suriye’de iki yıl önce iç savaşın başladığı Dera’dan bahsediyor.
“Dera’da çocuklar duvarlara yazmışlar, ‘Hürriyet istiyoruz’ diye. Bunları aldılar, tırnaklarını çektiler, gözlerini oydular. O zaman bu çocukları bıraksalardı, biterdi bu mesele.”
Halep’in farklı bölgelerinde Suriye lideri Beşar Esad’ın askerleriyle çatışırken, bundan bir yılı aşkın süre önce, örgüt henüz kurulduğunu açıklamadan evvel El Nusra ile tanışmış.
“Onlarla birlikte savaştım. Ama onlardan biri olmadım. Keşke olsaydım. Onlar gibi kimse olamaz,” diyor.
Neden onlarla yan yana olduğunu ve onları desteklediğini açıklıyor: “Özgür Suriye çalmaya çırpmaya başladı. Tecavüz ettiler kadınlara. Benim evimi bile soydular. Bu adamlar abdestli, namazlı. Ölmeye gelmişler Suriye’ye.”
Nereden geldiklerini soruyorum. “Cezayirliler, Tunuslular, Afganlar vardı. Ellerinde dolar dolu çantalarla Türkiye sınırından girdiler. Kurulmazdan evvel 8 ay bunlarla çalıştım. Bunların ne yönleri belliydi, ne de başları vardı.”
Dolar dolu çantaları soruyorum ama yanıtlamayı reddediyor. “Oraları ben bilmem” diyor.
Farklı ülkelerden gelen bu kişilerin en başta bir örgüt olmadıklarını daha sonra bu kişileri “birilerinin birleştirdiğini” söylüyor.
Kimin “birleştirdiğini” soruyorum. “Suudi Arabistan olabilir, Amerika olabilir” diyor.

'Siz silah meselesini çok abartıyorsunuz'

El Nusra’nın Türkiye’den destek aldığı yönündeki iddiaların doğru olmadığını söylüyor. Kim silah veriyor diye sorduğumda yine, “Suudi Arabistan” diyor.
El Nusra Cephesi bu yılın başında kuruluşunu açıklamış ve ardından yaptığı açıklamada El Kaide’ye bağlılığını duyurmuştu.
Konuştuğum kişi “En başta El Kaide yoktu” diyor.
Yaptıkları bu açıklamayı ise şöyle yorumluyor: “Belki bunları bir araya getiren, bunlara para veren bu yolu seçti. Zaten iş başkanlıkta.”
Hemen ardından bütün sohbetimiz boyunca yaptığı gibi Özgür Suriye Ordusu’nu ve Türkmen muhalif örgütleri eleştiriyor.
“Ali Beşir diye biri burada artık istihbaratla, Erdoğan ile mi görüşmüş bilmiyorum. Türkmenler için yardım alıyor. Silah alıyor. Şimdi Antep’te oturuyor. Adam zengin. Onun askerleri boş sokaklarda dolaşıyor. Çatışmıyorlar ki. Boş sokaklarda kurşun sıkıyorlar.”
Kast ettiği Halep Türkmenleri Askeri Devrim Meclisi Başkanı Ali Beşir.

3 Kasım 2013 Pazar

Bu sözleri bir Amerikan senatörü söylüyor: "CIA her ay 100 terörist eğitiyor."

CIA her ay 100 terörist eğitiyor.
CIA her ay 100 terörist eğitiyor.
CIA her ay 100 terörist eğitiyor

ABD’nin Tennessee eyaletinin senatörü Bob Corker, Amerikan Merkezi Haber Alma Teşkilatı CIA’in bugüne kadar yaklaşık bin Suriyeli savaşçıyı eğittiğini ileri sürdü. Senatör, bu istihbarat teşkilatının her ay Suriye muhalefeti için 50 ile 100 arasında militan eğittiğini söyledi.

11 Ekim 2013 Cuma

Yılmaz Özdil'e tokat gibi bir cevap... Esad ve Suriye gerçekleri

yılmaz özdil esad suriye
yılmaz özdil esad suriye

Genç bir gazetecinin Yılmaz Özdil'e cevabi yazısıdır.

Çünkü...

Bir İngiliz siyasi analist, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad için “iğne ile kuyu kazabilecek bir sabra sahip” değerlendirmesinde bulunmuştu. Halk TV’ye verdiği röportajı izlediyseniz, Esad’ın gerçekten de ülkesinin maruz kaldığı tüm komplolara, ihanetlere, yağmaya, kıyıma, yalana, talana rağmen ne kadar soğukkanlı, sakin ve seviyeli konuşup hâlâ inatla barıştan, kardeşlikten söz ettiğini görmüşsünüzdür.

Suriye halkının Esad’a yakıştırdığı sıfatlardan biri “muallim” yani öğretmendir. Halka nedenini sorduğunuzda Esad’ın kendilerine düşmanı, düşmana karşı nasıl dik durulması gerektiğini, birlik ve beraberliği öğretip kendi davranışlarıyla da göstererek örnek olduğunu söylerler. Esad her konuda eleştirilebilir ama üslubu, seviyesi, konuşurken seçtiği kelimeler ile ilgili eleştirilecek bir tarafı olmamakla birlikte bu özelliğinin düşmanlarında bile hayranlık uyandırdığından hiç kuşkum yok. Esad’ın vatandaşlarından birine “ananı da al git” dediğini tasavvur edemiyorum mesela… İmkansız…


Yılmaz Özdil’in de “Başbakan’a eleştiri yapılmasına izin vermem” dediği televizyon programı süresince başka bir ülkenin devlet başkanı olan Esad’a “Ortadoğu Hacivatı, kasap, cellat” gibi hakaretlerde bulunduğunu izlemişsinizdir. Sahip çıkıp eleştirilmesini kabul etmediği başbakan ise iki buçuk yıldır her yerde, her fırsatta Esad’a yönelik hakaretler yağdırdı, tehditler savurdu…

Başbakan her ağzını açıp Suriye ile ilgili konuştuğunda, utandım ben.

Utandım; çünkü emperyalizmin bölgemize girmek için seçtiği kapıyı İslami kılığa bürünmüş emperyalist uşakları aracılığıyla zorlayan bir Başbakanımız var.

Utandım; çünkü ülkeyi kan gölüne çeviren “muhalefet” dedikleri haydutların güzel İstanbul’da ağırlandıklarını, o “muhalif”lerin TV kanallarında arkalarına boğaz manzarasını alarak kin ve nefretlerini nasıl kustuklarını seyrettim.

Çünkü Filistinli, Iraklı mülteciler Suriye’ye geldiklerinde onları kendi evlerinde ağırlayan Suriyelilerin Hatay’da kar altındaki çadırlarda, İstanbul, İzmir, Ankara sokaklarında nasıl yaşadıklarını, kız çocuklarının tecavüze uğradıklarını, satıldıklarını izledim.

Çünkü korkunç bir patlamadan sonra yerden aldığı insan etini olay yerine gelen kameralara gösterip “bu mu senin demokrasin ey Erdoğan!” diye çığlık atan bir babayı işittim…

5 Ekim 2013 Cumartesi

Reyhanlı saldırısını El Kaide üstlendi

elkaide
elkaide


Suriye'deki sözde muhalif, özde teröristlerin, el Kaide bağlantılı ve en önemli örgütü Irak ve Levant İslam Devleti (ISIL), Reyhanlı saldırısını üstlenirken AKP hükümetini, Bab'ul Hava ve Bab'ul Selam sınır kapılarını açmaması halinde intihar saldırıları düzenlemekle tehdit etti. Söz konusu örgütün 3 yıldır AKP hükümeti tarafından desteklendiği biliniyor.

Breakingnews'in yayınladığı bildiride "Aslanlarımız İslam toprakları üzerindeki Türk devletine iyilik mesajını iletmek ve burayı kafirlerden temizlemek için hazırlar" ifadeleri yer alırken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a da sınır kapılarını açması için gelecek pazartesiye kadar süre veriliyor. Son olarak açıklamada Reyhanlı ile Bab el-Hava bombalamaları da ISIL tarafından üstlenildi ve AKP hükümetinin çıkarlarını hedefleyen intihar saldırılarının Ankara ve İstanbul'u da vuracağı uyarısı yapıldı.

11 Mayıs 2013'de Reyhanlı / Hatay'da düzenlenen iki ayrı bombalı terör saldırısında 52 kişi ölmüş, 146 kişi yaralanmıştı. AKP hükümeti gizlediği gerçek ölü sayısının meydana çıkmaması için ölü sayısı vermiş ama ölülerin isimlerini bir türlü açıklayamamıştı. Görgü şahitlerinin ve sağlık görevlilerinin sosyal medya üzerinden paylaştığı ilk bilgilere göre en az 200 kişi ölmüştü ve yaralılar sayılamayacak kadar çoktu. Tam bir tiyatro çevrilmiş, gerçekler milletten gizlenmiş, devlet milletine yalan söylemiş ve hedef saptırılmıştı. Bakanlar tarafından bile gerçek dışı beyanlarda bulunulmuş, basın sansürlenmiş, gazeteciler korkutulup susturulmuş ve yandaş basın da olanca gücü ile AKP'nin menfaatleri doğrultusunda haberler yapmışlardı. O kadar ki, o bölgedeki onlarca kameranın hepsinin de bozuk olduğu iddia edilebilmişti. Sürekli oralarda olan ve Suriye'den mülteci oldukları iddiası bölgeye getirilen seyyar satıcıların o gün o bölgede olmayışı bile araştırılmamıştı. El Kaide bağlantılı ve saldırıları üstlenen örgütün bu itirafı, olay anından beri bilinen ama hükümet tarafından gizlenen gerçekleri gözler önüne serdi. Bir kez daha iyice meydana çıktı ki, logosunda bile Yahudilerin kutsal sembolü yedi kollu şamdan (menora) bulunan Ak Parti, tamamen, Büyük İsrail Projesine giden yolda, Türkiye'nin ve bölgenin Batı ve İsrail menfaatine yeniden düzenlenmesi maksadı ile içimizdeki kripto Yahudiler ve Sabetayistler tarafından CIA ve MOSSAD kontrolünde kuruldu.

İşte o bildiri:

29 Eylül 2013 Pazar

-video- Suriye'deki Muhalif Vehhabi teröristler, her şeyi katlettikleri yetmezmiş gibi, Allah dostlarının türbelerini de yıkıyorlar.

suriyedeki muhalifler
suriyedeki muhalifler





El Nusra (el Kaide) Teröristleri Suriye'de al Bab Türbesini Yıkıyor (Halep)



Terörist diyoruz inanmıyorsunuz...

El Nusra ya da el Kaide Sünni de Şii de değildir. Vehhabilerdir. Kendilerini kamufle etmek için Sünnilerin ve Şiilerin arasında "Biz selefiyiz" derler...

Bunlara göre ne Şiiler ne de biz Sünniler Müslüman falan değiliz. Bunlara göre hepimiz Allah'a ortak koşan müşrikleriz. Bunlara göre biz mürşiklerin kanı, canı, malı ve namusu kendilerine helal...

Bunlara göre mezar yapmak haram ve şirk. Bunlara göre kabir ziyareti şirk. Bunlara göre türbeler şirk. Bunlar, içinde binlerce sahabenin kabirleri bulunan cennetül mualla'yı bile dümdüz ettiler. Sahabelerin mezar taşlarını bile kırıp geçtiler.

Bunların tabi olduğu bu sapık mezhebin, Vehhabiliğin kurucusu olan Muhammed bin Abdülvehhab'a göre haşa Kabe bile şirkti. Bir ara yıkmaya niyetlenmişlerdi de hem Osmanlı Müslümanları hem de Hindistan Müslümanları ayağa kalkınca bunlar neye uğradıklarını şaşırmışlardı. Daha sonra Osmanlı o güçsüz zamanında bunları iyice yayılıp dünyanın başına bela olmadan temizlemek istemişti ama... Amma İngiliz askerleri bunlara arka çıkınca hepsini temizleyememişti... Şimdi bir örümcek ağı gibi dünyanın her yerini sardılar. Dünyanın her köşesinde sözde İslam adına hareket ettiklerini iddia ederek katliamlar yapıyorlar. Bunların bu gün de arkasında batılı İstihbarat örgütleri var. CIA, MI6, Mossad var... Yahudi de eksik değil...

22 Eylül 2013 Pazar

el Kaide CIA'nın kurduğu-yönettiği bir örgüt. el Kaide bahanesi ile İslam'a savaş açtılar.

el kaide cıa nin kurduğu bir örgüt
el kaide cıa nin kurduğu bir örgüt

El Kaide Büyük İsrail Projesi için Bir ABD-İsrail Maşasıdır


Press TV İdaho’dan yazar ve gazeteci Mark Glenn ile 11 Eylül saldırılarına ve bu hadisenin Amerikan hükümeti tarafından sunulan resmi anlatısına ışık tutmak amacıyla bir röportaj gerçekleştirdi.

El Kaide Büyük İsrail Projesi için Bir ABD-İsrail Maşasıdır

Press TV

Press TV İdaho'dan yazar ve gazeteci Mark Glenn ile 11 Eylül saldırılarına ve bu hadisenin Amerikan hükümeti tarafından sunulan resmi anlatısına ışık tutmak amacıyla bir röportaj gerçekleştirdi.

Press TV: Mark Glenn siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Siz hangi kamptasınız? Hükümetin 11 Eylül hakkında anlattıklarından şüphe duyuyor musunuz?

Glenn: Şüphesiz bize 19 Müslümanın bu uçakları 11 Eylül günü binalara çarptığını söyleyen aynı hükümet, Saddam Hüseyin'in Amerika'ya karşı kullanılabilecek kitle imha silahları ürettiğini de söylemişti. Ve bugün 11 yılından ardından Irak'ta tek bir kitle imha silahı bile bulunamadı.

Bu nedenle Amerikan hükümeti güvenilmezliğini pekçok defa ispatladı, özellikle de İsrail ile ilgili meselelerde her zaman yalan söyleyecektir. İsrail'i korumak için ne gerekiyorsa yapacaktır. İsrail'in Orta Doğu'daki barbarca eylemleri karşısında BM'de yapılan kınamaları veto edecek, Amerikan halkı aleyhine casusluk ve sabotajda bulunmasına göz yumacaktır.

Press TV: Sayın Mark Glenn, diğer misafirimiz Lee Kaplan'ın bahsettiği şu Yedi Numaralı Bina meselesi, 11 Eylül'deki en tartışmalı konulardan biri. Pek çok mimar ve analist buradaki çöküşün uzaktan kontrollü bir yıkım olduğu sonucuna vardılar. Bu durum bu mimarlar tarafından ispatlandı ve gösterdikleri görüntülerden de belli oluyor. Sizin de bu görüntüleri gördüğünüze eminim, ya da elinizdeki diğer bilgiler... Dolayısıyla en azından bu Yedi Numaralı Bina nedeniyle şüphe etmek için bir neden bulunmuyor mu?

Glenn: Şüphesiz, resmi hikayenin sorgulanmasında uzmanların bilimsel metodu kullanmalarının yasaklandığı sadece iki konu var. Bunlardan biri bakmamıza izin verilmeyen Holocaust. Siyonistlerin konu hakkında dediği herşeyi kabul etmek zorundayız, diğeri de tabii ki 11 Eylül hadisesi.

Hem de burada olayın bize anlatıldığı gibi gerçekleşmediğini gösteren pek çok somut, kelime oyunu olmayan tuhaflıklar bulunmasına rağmen.

Diplomamı inşaat mühendisliğinden almadım fakat fizikten biraz anlarım, serbest düşüş nedir biraz bilirim ve serbest düşüşle çöken binaların nasıl olduğunu bilirim.

Kasti müdahale ve tahrip olmadan o binaların o süre içersinde ve o şekilde çökmelerine imkan yok... daha Yedinci Binadan söz etmedik bile.

Resmi hikayede bize İkiz Kulelere çarpan iki yolcu uçağının bu binaların çöküşüne neden olduğu söyleniyor. Yedinci Binanın çökmesine neden olan şey kendisine çakılan uçak mıydı? Bu cevaplanması gereken çok büyük bir soru ve bence 11 Eylül için yapılacak olan dürüst ve şeffaf bir araştırmada saklayacak çok şeyleri olacak kişilerce de cevaplanması mümkün değil.

Press TV: Mark Glenn, El Kaide terörist örgütünün bunun arkasında yer almasının sebeplerini ilginç buluyorum. Gerçekten de bu Amerika'nın İsrail'e verdiği desteğe karşı yapılmış bir misilleme mi idi? Çünkü Mossad'ı ABD karşıtı en saldırgan üçüncü istihbarat servisi olarak tanımlayan değerlendirmeler mevcut.

Glenn: Evet bu yüzde yüz doğru. ABD hükümeti İsrail'i kendisine karşı yürüttüğü casusluk faaliyetlerinden dolayı (sadece askeri ve politik alanda değil, sanayii alanında da) en saldırgan ve tehlikeli ülkeler arasında sayıyor.

İsrail bizim teknolojimizi alıp düşmanlarımıza satıyor. Bırakın biraz casusluk ve 11 Eylül hakkında konuşayım. Şu resmi bir gerçek ki 11 Eylül sabahı gerçekleştirilen tek tutuklama, hadisesi Liberty State Park'ta (New Jersey) sevinç çığlıkları atarak kulelerin yıkılışını kameraya alırken halk tarafından görülen 5 İsrailli istihbaratçının tutuklanmasıydı. Bu kişiler tutuklandıktan sonra sessizce İsrail'e gönderildiler. Michael Chertoff İsrail televizyonunda bunların Mossad ajanı olduklarını ve “hadiseyi kaydetmekle görevlendirildiklerini” itiraf etti.

“El Nusra’cılar, kadınları kocalarından zorla alıyor”

el nusracılar
el nusracılar

‘Kadınlara Allah adına el koyuyorlar’CHP Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ, bölgedeki kampları gezdi. Mültecilerden Suriye’deki kabusu dinledi ve SÖZCÜ’ye anlattı:

TÜR­Kİ­YE sı­nı­rın­da­ki El Nus­ra gru­bu, in­san­la­rın ka­fa­sı­nı üç de­fa “Al­lah-ü ek­be­r” de­dik­ten son­ra ke­si­yor. Bu gru­bun üye­le­ri, göz­le­ri­ne kes­tir­dik­le­ri ka­dın­la­rı da, yan­la­rın­da ko­ca­sı ya da bir ya­kı­nı olup ol­ma­dı­ğı­na al­dır­ma­dan so­kak­ta dur­du­ru­yor. Bir eli­ni ka­dı­nın om­zu­na ko­yu­yor, ar­dın­dan üç de­fa tek­bir ge­ti­ri­yor ve “Ar­tık bu be­nim ka­rı­m” di­ye­rek alıp gö­tü­rü­yor. Bu­na kar­şı çı­kan­la­rı da, he­men ora­da ya vu­ru­yor, ya da ka­fa­sı­nı ke­si­yor. Bu grup­la­ra, bu uy­gu­la­ma­la­rı yü­zün­den bü­yük tep­ki var.

Yar­dı­ma el ko­yu­yor­lar

Tür­ki­ye, Su­ri­ye­’ye önem­li öl­çü­de yar­dım mal­ze­me­si gön­de­ri­yor. Ora­da zor du­rum­da bu­lu­nan­la­ra da­ğı­tıl­mak için gön­de­ri­len yar­dım­la­ra, si­lah­lı mu­ha­lif grup­lar el ko­yu­yor. Bu yar­dım­lar, da­ha son­ra ka­çak yol­lar­dan Tür­ki­ye­’ye so­ku­lup, ucuz fi­yat­la sa­tı­lı­yor.

Böl­ge ca­sus kay­nı­yor…

Ga­zi­an­tep, Ha­tay, Şan­lı­ur­fa ve Ki­lis baş­ta ol­mak üze­re sı­nır il­le­rin­de, pek çok ül­ke­ye ait yar­dım amaç­lı si­vil top­lum ku­ru­lu­şu fa­ali­yet gös­te­ri­yor. Bun­la­rın, in­sa­ni yar­dım­dan çok ca­sus­luk fa­ali­yet­le­ri yü­rüt­tü­ğü be­lir­ti­li­yor. Böl­ge­nin ajan kay­na­dı­ğı­nı bü­tün yet­ki­li­ler bi­li­yor.

Ga­zi­an­tep üs­le­ri ol­du

Be­nim Gaziantep’teki kamp­la­rı gez­di­ğim dö­nem­de, Su­ri­ye­li mu­ha­lif­le­rin üst dü­zey yö­ne­ti­ci­le­ri hem ken­di ara­la­rın­da, hem dev­let yet­ki­li­le­riy­le Ga­zi­an­te­p’­te gö­rü­şü­yor­du. Esad kar­şıt­la­rı, Ga­zi­an­te­p’­i ade­ta bir üs gi­bi kul­la­nı­yor. Bu­luş­ma, top­lan­tı yap­ma ve ka­rar al­ma ye­ri ola­rak Ga­zi­an­te­p’­in se­çil­me­si, cid­di bir gü­ven­lik so­ru­nu da ya­ra­tı­yor.

Gü­ven­lik ris­ki yük­sek…

Kamp dı­şın­da bu­lu­nan Su­ri­ye­li­le­r’­in ne­re­de ol­duk­la­rı, kaç ki­şi ol­duk­la­rı bi­lin­mi­yor. Bu du­rum, gü­ven­lik yö­nün­den de bü­yük bir risk oluş­tu­ru­yor. Sı­nır il­çe­miz Kar­ka­mı­ş’­ta bir par­ka git­tim. Bir tek Türk va­tan­da­şı yok­tu. Her ta­raf Su­ri­ye­li do­luy­du. Mül­te­ci­ler, iş­yer­le­rin­de ucuz iş­gü­cü ola­rak gay­ri in­sa­ni şart­lar­da ça­lış­tı­rı­lı­yor­lar. Fu­huş al­mış ba­şı­nı yü­rü­müş.
Su­ri­ye­li­ler ara­sın­da, PKK’­nın bu ül­ke­de­ki ko­lu olan PYD’­ye des­tek yüz­de 10-15’ler ci­va­rın­day­dı. Ancak des­tek yüz­de 50’le­re ka­dar çık­mış du­rum­da.

Er­do­ğa­n’­a bed­du­a edi­yor­lar

Ül­ke­miz­de çok zor ko­şul­lar al­tın­da bu­lu­nan Su­ri­ye­li­ler, olay­la­rın bu ha­le gel­me­sin­de Baş­ba­kan Tay­yip Er­do­ğa­n’­ın ro­lü ol­du­ğu­na ina­nı­yor­lar. Tür­ki­ye­’nin, Su­ri­ye­’yi terk et­me­le­ri için ken­di­le­ri­ni teş­vik et­ti­ği­ni an­la­tı­yor­lar. Bu­gün içi­ne dü­şü­rül­dük­le­ri du­rum­dan da Er­do­ğa­n’­ı so­rum­lu tu­tu­yor ve ona bed­du­a edi­yor­lar.




****

MUHALİFLERİN "CİHAD NİKAHI" DEDİĞİ MUT'A NİKAHI HALKA HALKA YAYILIYOR.

Kadınlarla saatlik ya da günlük nikah yapıyorlar.

Tunus İçişleri Bakanı'ndan 'cihad el nikah' açıklaması

10 Eylül 2013 Salı

Bu filim Amerikan İstihbaratının yapımı; Suriye'de Guta kimyasal saldırısı



Voltairenet.org'dan Thieerry Meyssan bu analizinde Suriye'deki kimyasal saldırı hakkındaki resmi anlatıyı sorguluyor...


Batı Rasyonalitesi

Voltairenet.org

Thierry Meyssan

Sizler Tonkin Körfezi hadisesini ve Vietnam Savaşını, Kuveyt kuluçka makinelerini ve Birinci Körfez Savaşını, Racak katliamını ve Kosova Savaşını, Irak'ın kitle imha silahlarını ve İkinci Körfez Savaşını, Bingazi'ye yapılan tehditleri ve Libya savaşını sevdiniz mi? Öyleyse Guta'da sivillerin gazla öldürülmesine ve Suriye'nin bombalanmasına bayılacaksınız...

Beyaz Saray tarafından yayınlanan bir bildiride, ABD Ulusal İstihbarat Direktörü James Clapper, 21 Ağustos 2013 tarihinde Şam'ın banliyölerinde bir düzine yere düzenlenen büyük bir kimyasal silah saldırıda 1429 kişinin öldüğünü söyledi.

Fransız istihbarat servisleri, istihbarat koordinatörü Alain Zebulun'ın gizli notlarına göre, olay mahallinde araştırma yapıp kurban sayısını teşhis imkânı bulamadılar. Bununla birlikte videolarda yaklaşık 281 kurban gördüler, Fransız “sivil toplum” organizasyonu Sınır Tanımayan Doktorlar ise hastanelerde 355 kişi saymışlar.

Müttefik servislerin tümü videolara atıf yapıyor. Amerikalılar YouTube'da 100 video toplamışken Fransızların elinde sadece 47 tane var. Washington ve Paris bu videoların hepsini gerçek kabul ediyor. Bununla birlikte, bunların bir kısmı Şam saatiyle sabah saat 7'de yayınlanmış (bu durum videoların, merkezi Kaliforniya'da olan YouTube'da niçin 20 Ağustos şeklinde tarihlendirildiklerini gösteriyor), fakat neredeyse gün ortası güneşi, görüntülerin çok önceden kameraya alındığını gösteriyor.

Bütün gözlemciler kurbanlar arasındaki çocukların sayısının yüksekliğine dikkat çektiler. ABD 426 çocuk saymış, yani kurbanların üçte birinden fazlası. Fakat ne Amerikalı ne de Fransız meslektaşlarından olan başka gözlemciler, kurbanların neredeyse tamamının aynı yaşta olduğunu ve başlarında kendilerine ağlayan ailelerinden kimsenin olmayışını keşfederek oyunbozanlık yapmış oldular. Ve garip olan şey gazın çocuklarla birlikte yetişkinleri de öldürmesi gerekirken, kadınların hepsinin kurtulmuş olması.

Uydu kanallarının kurbanların resimlerini yaygın bir şekilde göstermesi Lazkiye yakınlarındaki Alevi ailelerin iki hafta önce “isyancılar” tarafından kaçıırlmış çocuklarını tanımalarına imkân sağlamış. Bunların tanınması çok uzun sürdü zira ABD, Birleşik Krallık ve Fransa'nın müttefiklerince devlete sadık köylerde (toplu mezarlarında binden fazla sivil cesedin bulunduğu) gerçekleştirilen bu katliamdan kurtulanların sayısı çok azmış.

Amerikalılar, İngilizler ve Fransızlar kurbanların sarin ya da sarin içeren bir gazla öldürüldüklerinde ittifak ediyorlar. Bulgularını, kendi servislerince toplanan örnekleri inceleyen labaratuvarlarındaki analizlere dayandırıyorlar. Bununla birlikte, kendi delillerini toplamak için olay mahalline gelen BM müfettişleri yaklaşık on gün içinde sonuçlarını açıklayacaklar. Gerçekte Amerikalı, İngiliz ve Fransızlar tarafından yapılan analizler dünyanın bilimsel toplumu için tanıdık değil, zira bunlar doku örneklerinin incelenmesi için çok daha uzun bir süreye ihtiyaç duyuyorlar.

Çocukların kimyasal zehirlenme sonucu öldürüldüğü açıksa da hepsinin gaza maruz kalıp kalmadığı kesin değil. Videolardaki ölümler esnasında beyaz bir köpük gözüküyor, fakat sarinin sarı kusmuğa neden olduğu biliniyor.

Üç Batılı güç de bu olaydaki sorumluluğu değişik oranlarda Suriye Arap Ordusuna nispet etmede uzlaştı. ABD Ulusal İstihbarat Direktörü, servislerinin Suriye ordusunun son dört gün içinde kimyasallarla uğraştıklarını gözlediklerini söylüyor. Birleşik Krallık İstihbarat Komitesi Başkanı Jon Dray de bunun Suriye ordusunun ilk girişimi olmadığını söylüyor ve 2012'den itibaren 14 kez gaz kullandığı teminatını veriyor.

ABD, İngiltere ve Fransız istihbarat servislerinin bu bulguları, dinlemeye takılmış bir telefon konuşmasıyla destekleniyor. Bu anlatıya göre, üst düzey bir Suriye savunma yetkilisi katliam hakkında konuşmak için kimyasal silah biriminin başını panik halinde aramış. Fakat bu dinleme operasyonunu Amerikalılar, İngilizler ya da Fransızlar değil de Mossad'ın Birim 8200 isimli departmanı yapmış.

Özetle, ABD, İngiltere ve Fransız servisleri Suriye Arap Ordusunun sayısı belirsiz sivili gazla zehirlediğine %100 eminler.

1.Fakat bunun için kadınları etkilemeyen özel bir çeşit sarin kullanmış olmaları gerekiyor.
2.ABD, dört gün boyunca cinayet için hazırlık yaptıklarını görmüş ama müdahale etmemiş.

Bu ay öne çıkanlar