10 Eylül 2013 Salı

Bu filim Amerikan İstihbaratının yapımı; Suriye'de Guta kimyasal saldırısı



Voltairenet.org'dan Thieerry Meyssan bu analizinde Suriye'deki kimyasal saldırı hakkındaki resmi anlatıyı sorguluyor...


Batı Rasyonalitesi

Voltairenet.org

Thierry Meyssan

Sizler Tonkin Körfezi hadisesini ve Vietnam Savaşını, Kuveyt kuluçka makinelerini ve Birinci Körfez Savaşını, Racak katliamını ve Kosova Savaşını, Irak'ın kitle imha silahlarını ve İkinci Körfez Savaşını, Bingazi'ye yapılan tehditleri ve Libya savaşını sevdiniz mi? Öyleyse Guta'da sivillerin gazla öldürülmesine ve Suriye'nin bombalanmasına bayılacaksınız...

Beyaz Saray tarafından yayınlanan bir bildiride, ABD Ulusal İstihbarat Direktörü James Clapper, 21 Ağustos 2013 tarihinde Şam'ın banliyölerinde bir düzine yere düzenlenen büyük bir kimyasal silah saldırıda 1429 kişinin öldüğünü söyledi.

Fransız istihbarat servisleri, istihbarat koordinatörü Alain Zebulun'ın gizli notlarına göre, olay mahallinde araştırma yapıp kurban sayısını teşhis imkânı bulamadılar. Bununla birlikte videolarda yaklaşık 281 kurban gördüler, Fransız “sivil toplum” organizasyonu Sınır Tanımayan Doktorlar ise hastanelerde 355 kişi saymışlar.

Müttefik servislerin tümü videolara atıf yapıyor. Amerikalılar YouTube'da 100 video toplamışken Fransızların elinde sadece 47 tane var. Washington ve Paris bu videoların hepsini gerçek kabul ediyor. Bununla birlikte, bunların bir kısmı Şam saatiyle sabah saat 7'de yayınlanmış (bu durum videoların, merkezi Kaliforniya'da olan YouTube'da niçin 20 Ağustos şeklinde tarihlendirildiklerini gösteriyor), fakat neredeyse gün ortası güneşi, görüntülerin çok önceden kameraya alındığını gösteriyor.

Bütün gözlemciler kurbanlar arasındaki çocukların sayısının yüksekliğine dikkat çektiler. ABD 426 çocuk saymış, yani kurbanların üçte birinden fazlası. Fakat ne Amerikalı ne de Fransız meslektaşlarından olan başka gözlemciler, kurbanların neredeyse tamamının aynı yaşta olduğunu ve başlarında kendilerine ağlayan ailelerinden kimsenin olmayışını keşfederek oyunbozanlık yapmış oldular. Ve garip olan şey gazın çocuklarla birlikte yetişkinleri de öldürmesi gerekirken, kadınların hepsinin kurtulmuş olması.

Uydu kanallarının kurbanların resimlerini yaygın bir şekilde göstermesi Lazkiye yakınlarındaki Alevi ailelerin iki hafta önce “isyancılar” tarafından kaçıırlmış çocuklarını tanımalarına imkân sağlamış. Bunların tanınması çok uzun sürdü zira ABD, Birleşik Krallık ve Fransa'nın müttefiklerince devlete sadık köylerde (toplu mezarlarında binden fazla sivil cesedin bulunduğu) gerçekleştirilen bu katliamdan kurtulanların sayısı çok azmış.

Amerikalılar, İngilizler ve Fransızlar kurbanların sarin ya da sarin içeren bir gazla öldürüldüklerinde ittifak ediyorlar. Bulgularını, kendi servislerince toplanan örnekleri inceleyen labaratuvarlarındaki analizlere dayandırıyorlar. Bununla birlikte, kendi delillerini toplamak için olay mahalline gelen BM müfettişleri yaklaşık on gün içinde sonuçlarını açıklayacaklar. Gerçekte Amerikalı, İngiliz ve Fransızlar tarafından yapılan analizler dünyanın bilimsel toplumu için tanıdık değil, zira bunlar doku örneklerinin incelenmesi için çok daha uzun bir süreye ihtiyaç duyuyorlar.

Çocukların kimyasal zehirlenme sonucu öldürüldüğü açıksa da hepsinin gaza maruz kalıp kalmadığı kesin değil. Videolardaki ölümler esnasında beyaz bir köpük gözüküyor, fakat sarinin sarı kusmuğa neden olduğu biliniyor.

Üç Batılı güç de bu olaydaki sorumluluğu değişik oranlarda Suriye Arap Ordusuna nispet etmede uzlaştı. ABD Ulusal İstihbarat Direktörü, servislerinin Suriye ordusunun son dört gün içinde kimyasallarla uğraştıklarını gözlediklerini söylüyor. Birleşik Krallık İstihbarat Komitesi Başkanı Jon Dray de bunun Suriye ordusunun ilk girişimi olmadığını söylüyor ve 2012'den itibaren 14 kez gaz kullandığı teminatını veriyor.

ABD, İngiltere ve Fransız istihbarat servislerinin bu bulguları, dinlemeye takılmış bir telefon konuşmasıyla destekleniyor. Bu anlatıya göre, üst düzey bir Suriye savunma yetkilisi katliam hakkında konuşmak için kimyasal silah biriminin başını panik halinde aramış. Fakat bu dinleme operasyonunu Amerikalılar, İngilizler ya da Fransızlar değil de Mossad'ın Birim 8200 isimli departmanı yapmış.

Özetle, ABD, İngiltere ve Fransız servisleri Suriye Arap Ordusunun sayısı belirsiz sivili gazla zehirlediğine %100 eminler.

1.Fakat bunun için kadınları etkilemeyen özel bir çeşit sarin kullanmış olmaları gerekiyor.
2.ABD, dört gün boyunca cinayet için hazırlık yaptıklarını görmüş ama müdahale etmemiş.

Hacker fena yakaladı: Amerikan askeri istihbaratı Suriye'deki kimyasal saldırının tarafı


Guta Hadisesi Tamamıyla Kurgu mu? Amerikalılar Olayda Nasıl Yer Aldılar?


Bir hacker, ABD istihbarat yazışmalarına erişim sağladı ve ABD Ordu İstihbaratı Personel Müdür Yardımcısı ve Operasyon ve Plan Ofisi Başkanı Albay Anthony J. Macdonald’ın kişisel e-postalarını yayınladı: Ben de gördüm ve çok korktum. Fakat Tony beni rahatlattı. Çocukların incinmediğini, bunun kameralar için yapıldığını söyledi. O yüzden endişelenme canım.
ABD askeri istihbaratı, Suriye'deki kimyasal saldırıya dâhil oldu

Voltaire Network

Suriye'deki durum halen dünya medyasının odak noktasında. ABD liderliğinde yeni bir “insani müdahale” yakında başlatılabilir. Pentagon, sivillere karşı varsayılan kimyasal silah kullanımı nedeniyle Beşar Esad'ı ve Suriye ordusunu cezalandırmak için Suriye'ye saldırmaya hazır olduğunu açıkladı.
Bu sırada, 21 Ağustos 2013'te Şam yakınlarında gerçekleşen kimyasal saldırıya ABD istihbaratının dâhil olduğuna dair yeni kanıtlar ortaya çıktı veinternete sızdırıldı.

Bir hacker, ABD istihbarat yazışmalarına erişim sağladı ve ABD Ordu İstihbaratı Personel Müdür Yardımcısı ve Operasyon ve Plan Ofisi Başkanı Albay Anthony J. Macdonald'ın kişisel e-postalarını yayınladı.

22 Ağustos 2013 tarihli bir yazışmada ABD Ordusu sivil analisti Eugene P. Furst,  Albay'ı başarılı operasyon nedeniyle tebrik ediyor ve Suriye'deki kimyasal saldırıyla ilgili olarak Washington Post gazetesinde çıkan bir yazıdan söz ediyor.

E.FURST: Bu arada, son başarınızı gördüm, tebrik ederim. İyi iş.

"Savaşımız İslam'la" - Demokrasi ve insan hakları söylemleri birer bahane; ABD Haçlı seferine çıkarken her şeyi itiraf etmişti.

Savaşımız İslam'la
Savaşımız İslam'la

Suriye meselesini sadece Esad meselesi gibi gösterebilen medyamızın neye ve kime hizmet ettiği yargı gücümüz ile müdahale gerektiren bir sorunumuz. ABD'nin en yetkili ağızları bile sıra sıra çıkıp bütün İslam alemini ve bütün Müslümanları hedef aldıklarını, bütün Müslümanları terörist gördüklerini ve katledeceklerini açıklamışken, itiraf etmişken, şu memleketimizde bizim kültürümüzden olduğunu iddia edebilen medyamız nasıl böyle bir hareket ve haber tarzı sergileyebilir?

Bakınız aşağıdaki haber on yıl öncesine ait. ABD kendi tezgahladığı 11 Eylül saldırılarının ardından en yetkili ağızlardan İslam'a savaş açtığını, Ortadoğu'daki 22 ülkenin ya rejimlerini ya da haritalarını değiştireceğini ilan etmişti. Irak işgalindeki acziyetinden sonra bunu askeri müdahaleler ile yapamayacağını anlamış ve halk hareketleri, medya manipülasyonları ile yapmaya başlamıştı. Adını da "Arap Baharı" koymuştu. Şimdi bu oyunlarda sıra Suriye'ye geldi. Dünyanın en büyük terörist ülkesi olan ABD şimdi de Suriye'ye demokrasi götürme iddiasında.. Pekiyi de bizim medyamız nerede? Bizim hükümetimiz nerede ve kiminle?


| mfs

***

ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney, Başkan Bush’un, Haçlı Seferi sözünü doğrulayarak Afganistan ve Irak işgallerinin gerçek nedenini açıkladı: Irakı işgal etmeseydik, Müslümanlar, İslâm Birliğini kurup, İsraili haritadan silerlerdi.

Hedef İslâm dünyası!

9 Eylül 2013 Pazartesi

-Video- Günümüzde Ortadoğuyu özgürleştiren(!) ABD, bakın daha önce nereleri nasıl özgürleştirdi(!) - ABD'nin tarihi katliam dolu

 ABD'nin tarihi
 ABD'nin tarihi


Esad konuştu: "Türkiye bir avuç para ile ayarlandı"

esad konuştu
esad konuştu

Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad, Rus İzvestiya Gazetesine mülakatta bulundu. Esad'ın konuşmasından satır başları şöyle;

- Amerika, topraklarımıza savaş açması sonucunda Vietnam'dan bu yana karşılaştığı sonuçla karşılaşacaktır; başarısızlık... Suriye’nin Batının kuklası olacağını sananlar yanılıyor ve bu asla gerçekleşmeyecek bir hayalden ibarettir. Dünyaya mesajımız budur.

- Türkiye gibi açık ve uygar bir topluma sahip büyük bir devletin kapalı bir mantığa sahip bir körfez ülkesi tarafından bir kaç dolarla yönetilmesi oldukça esef vericidir. Şüphesiz ve tabii ki tüm bunun sorumlusu Türkiye halkı değil de, Türkiye Hükümeti Başkanıdır. Türkiye halkı bizimle bir çok geni, örf, adet ve ortak paydaları paylaşıyor

- Mücadele ettiğimiz grupların büyük çoğunluğunu el Kaide fikrini taşıyan Tekfirci Gruplardır. küçük bir bölümü ise kanun kaçaklarından oluşmaktadır. Onlara mesajımız
TERÖRÜN VURDUĞU HER YERDE TERÖRÜ VURACAĞIZ"


- Dünyanın hiçbir ordusu, devletin bütün toprakları üzerinde tam teçhizatlı olarak bulunamaz. Teröristler bu durumdan yararlanarak ordunun bulunmadığı her bölgeye giriyorlar. Farklı yönlerde hareket ediyorlar ve biz de onları her yerde kovuşturuyoruz ve girdiğimiz her bölgede tamamıyla temizliyoruz. Dolayısıyla sorun teröristlerin bulunduğu bölgeler değil dışarıdan büyük sayıda terörist gelmesidir.

İsrail teröristlerle işbirliği yaptığını bizzat söyledi. Defalarca hastanelerinde onlarca teröristi tedavi etti, sınırda teröristlere darbe İndirdiğimiz zaman İsrail baskıyı hafifletmek amacıyla güçlerimizle çarpıştı, onları kuşattığımız zaman İsrail bariyerleri kaldırıp diğer tarafa geçmelerine ve karşı taraftan saldırmalarına İzin verdi.

Bu ay öne çıkanlar