29 Eylül 2013 Pazar

-video- Suriye'deki Muhalif Vehhabi teröristler, her şeyi katlettikleri yetmezmiş gibi, Allah dostlarının türbelerini de yıkıyorlar.

suriyedeki muhalifler
suriyedeki muhalifler





El Nusra (el Kaide) Teröristleri Suriye'de al Bab Türbesini Yıkıyor (Halep)



Terörist diyoruz inanmıyorsunuz...

El Nusra ya da el Kaide Sünni de Şii de değildir. Vehhabilerdir. Kendilerini kamufle etmek için Sünnilerin ve Şiilerin arasında "Biz selefiyiz" derler...

Bunlara göre ne Şiiler ne de biz Sünniler Müslüman falan değiliz. Bunlara göre hepimiz Allah'a ortak koşan müşrikleriz. Bunlara göre biz mürşiklerin kanı, canı, malı ve namusu kendilerine helal...

Bunlara göre mezar yapmak haram ve şirk. Bunlara göre kabir ziyareti şirk. Bunlara göre türbeler şirk. Bunlar, içinde binlerce sahabenin kabirleri bulunan cennetül mualla'yı bile dümdüz ettiler. Sahabelerin mezar taşlarını bile kırıp geçtiler.

Bunların tabi olduğu bu sapık mezhebin, Vehhabiliğin kurucusu olan Muhammed bin Abdülvehhab'a göre haşa Kabe bile şirkti. Bir ara yıkmaya niyetlenmişlerdi de hem Osmanlı Müslümanları hem de Hindistan Müslümanları ayağa kalkınca bunlar neye uğradıklarını şaşırmışlardı. Daha sonra Osmanlı o güçsüz zamanında bunları iyice yayılıp dünyanın başına bela olmadan temizlemek istemişti ama... Amma İngiliz askerleri bunlara arka çıkınca hepsini temizleyememişti... Şimdi bir örümcek ağı gibi dünyanın her yerini sardılar. Dünyanın her köşesinde sözde İslam adına hareket ettiklerini iddia ederek katliamlar yapıyorlar. Bunların bu gün de arkasında batılı İstihbarat örgütleri var. CIA, MI6, Mossad var... Yahudi de eksik değil...

22 Eylül 2013 Pazar

el Kaide CIA'nın kurduğu-yönettiği bir örgüt. el Kaide bahanesi ile İslam'a savaş açtılar.

el kaide cıa nin kurduğu bir örgüt
el kaide cıa nin kurduğu bir örgüt

El Kaide Büyük İsrail Projesi için Bir ABD-İsrail Maşasıdır


Press TV İdaho’dan yazar ve gazeteci Mark Glenn ile 11 Eylül saldırılarına ve bu hadisenin Amerikan hükümeti tarafından sunulan resmi anlatısına ışık tutmak amacıyla bir röportaj gerçekleştirdi.

El Kaide Büyük İsrail Projesi için Bir ABD-İsrail Maşasıdır

Press TV

Press TV İdaho'dan yazar ve gazeteci Mark Glenn ile 11 Eylül saldırılarına ve bu hadisenin Amerikan hükümeti tarafından sunulan resmi anlatısına ışık tutmak amacıyla bir röportaj gerçekleştirdi.

Press TV: Mark Glenn siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Siz hangi kamptasınız? Hükümetin 11 Eylül hakkında anlattıklarından şüphe duyuyor musunuz?

Glenn: Şüphesiz bize 19 Müslümanın bu uçakları 11 Eylül günü binalara çarptığını söyleyen aynı hükümet, Saddam Hüseyin'in Amerika'ya karşı kullanılabilecek kitle imha silahları ürettiğini de söylemişti. Ve bugün 11 yılından ardından Irak'ta tek bir kitle imha silahı bile bulunamadı.

Bu nedenle Amerikan hükümeti güvenilmezliğini pekçok defa ispatladı, özellikle de İsrail ile ilgili meselelerde her zaman yalan söyleyecektir. İsrail'i korumak için ne gerekiyorsa yapacaktır. İsrail'in Orta Doğu'daki barbarca eylemleri karşısında BM'de yapılan kınamaları veto edecek, Amerikan halkı aleyhine casusluk ve sabotajda bulunmasına göz yumacaktır.

Press TV: Sayın Mark Glenn, diğer misafirimiz Lee Kaplan'ın bahsettiği şu Yedi Numaralı Bina meselesi, 11 Eylül'deki en tartışmalı konulardan biri. Pek çok mimar ve analist buradaki çöküşün uzaktan kontrollü bir yıkım olduğu sonucuna vardılar. Bu durum bu mimarlar tarafından ispatlandı ve gösterdikleri görüntülerden de belli oluyor. Sizin de bu görüntüleri gördüğünüze eminim, ya da elinizdeki diğer bilgiler... Dolayısıyla en azından bu Yedi Numaralı Bina nedeniyle şüphe etmek için bir neden bulunmuyor mu?

Glenn: Şüphesiz, resmi hikayenin sorgulanmasında uzmanların bilimsel metodu kullanmalarının yasaklandığı sadece iki konu var. Bunlardan biri bakmamıza izin verilmeyen Holocaust. Siyonistlerin konu hakkında dediği herşeyi kabul etmek zorundayız, diğeri de tabii ki 11 Eylül hadisesi.

Hem de burada olayın bize anlatıldığı gibi gerçekleşmediğini gösteren pek çok somut, kelime oyunu olmayan tuhaflıklar bulunmasına rağmen.

Diplomamı inşaat mühendisliğinden almadım fakat fizikten biraz anlarım, serbest düşüş nedir biraz bilirim ve serbest düşüşle çöken binaların nasıl olduğunu bilirim.

Kasti müdahale ve tahrip olmadan o binaların o süre içersinde ve o şekilde çökmelerine imkan yok... daha Yedinci Binadan söz etmedik bile.

Resmi hikayede bize İkiz Kulelere çarpan iki yolcu uçağının bu binaların çöküşüne neden olduğu söyleniyor. Yedinci Binanın çökmesine neden olan şey kendisine çakılan uçak mıydı? Bu cevaplanması gereken çok büyük bir soru ve bence 11 Eylül için yapılacak olan dürüst ve şeffaf bir araştırmada saklayacak çok şeyleri olacak kişilerce de cevaplanması mümkün değil.

Press TV: Mark Glenn, El Kaide terörist örgütünün bunun arkasında yer almasının sebeplerini ilginç buluyorum. Gerçekten de bu Amerika'nın İsrail'e verdiği desteğe karşı yapılmış bir misilleme mi idi? Çünkü Mossad'ı ABD karşıtı en saldırgan üçüncü istihbarat servisi olarak tanımlayan değerlendirmeler mevcut.

Glenn: Evet bu yüzde yüz doğru. ABD hükümeti İsrail'i kendisine karşı yürüttüğü casusluk faaliyetlerinden dolayı (sadece askeri ve politik alanda değil, sanayii alanında da) en saldırgan ve tehlikeli ülkeler arasında sayıyor.

İsrail bizim teknolojimizi alıp düşmanlarımıza satıyor. Bırakın biraz casusluk ve 11 Eylül hakkında konuşayım. Şu resmi bir gerçek ki 11 Eylül sabahı gerçekleştirilen tek tutuklama, hadisesi Liberty State Park'ta (New Jersey) sevinç çığlıkları atarak kulelerin yıkılışını kameraya alırken halk tarafından görülen 5 İsrailli istihbaratçının tutuklanmasıydı. Bu kişiler tutuklandıktan sonra sessizce İsrail'e gönderildiler. Michael Chertoff İsrail televizyonunda bunların Mossad ajanı olduklarını ve “hadiseyi kaydetmekle görevlendirildiklerini” itiraf etti.

Amerikalılar 11 Eylül'ü yapanın da, Suriye'deki kimyasal silah oyununu kuranın da İsrail olduğunu biliyorlar

11 eylül  suriye
11 eylül  suriye


11 Eylül'ün yıldönümünde, yanıltma harekâtı anlatıları hızla yayılıyor

Dr. Kevin Barrett
Press TV

11 Eylül'ün 12. Yıldönümünde, herkes yanıltma harekâtlarından bahsediyor. 

Önde gelen bir Amerikalı muhafazakâr olan Pat Buchanan, Suriye'deki kimyasal silah olayından “yanıltma harekâtı kokusu geldiğini” söylüyor. Buchanan, Suriye Devlet Başkanı Esad'ın, ABD'yi ülkesini bombalamaya davet etmek dışında hiçbir askeri amacı olmayacak şekilde bir kimyasal saldırı emri verecek kadar aptal olduğuna inanamayacağını söylüyor.
Esad karşıtları ise böyle bir saldırı gerçekleştirmek ve Esad'ı suçlamak için yeterince nedene sahiptir.
Ron Paul da, “ben bunun bir yanıltma harekâtı olduğunu düşünüyorum” diyerek aynı fikri ifade ediyor. Oğlu Rand Paul ekliyor: “Bunun Suriye ordusu değil, isyancılar tarafından gerçekleştirilmesi için büyük bir teşvik var.”
Rush Limbaugh, Obama'nın da suç ortaklığının olduğu bir yanıltma harekâtından şüphe ediyor. Limbaugh, Yossef Bodansky'den alıntı yapıyor: “İsyancılar, Beşar'ı yerinden edecek bir kanıt meydana getirmek için kendi kendilerine karşı gaz kullandılar ve bu ABD'yi, El Kaide'nin tarafına koydu.”
Colin Powell'ın özel kalemi Lawrence Wilkerson, bir adım daha ileriye gitti. İstihbarat topluluğu içindeki kaynaklardan alıntı yapan Wilkerson, kimyasal silah saldırısını İsrail'in gerçekleştirdiği bir yanıltma harekâtı olduğunu söyledi. Wilkerson, “İsrail şu anda çok, çok tehlikeli bir durumda. Netanyahu bunun farkında değil. Umarım Başkan Obama ona jeostratejik gerçekler hakkında bir ders vermiştir” ifadelerini kullandı. 

Wilkerson'un İsrail'in “çok, çok tehlikeli durumda” olduğu şeklindeki ifadeleri ilk bakışta, Ortadoğu'daki karmaşaya işaret ediyor gibi görünüyor. Fakat Wilkerson, başka bir mesaj da iletiyor olabilir:  Netanyahu, Obama'yı 11 Eylül'ün yıldönümünde veya yakınlarında Suriye'ye saldırmaya zorlamak için tasarlanmış, zorlukla gizlenebilen bir kimyasal silahlı yanıltma harekâtı düzenleyerek, çok önemli bir gerçeğin “farkında olmadığını” göstermiştir: Wilkerson da dâhil olmak üzere, ABD ordu ve istihbarat yapılarının içinde bulunan ve sayıları giderek artan pek çok kişi, İsrail'in 11 Eylül yanıltma harekatını organize ettiğini de biliyor. Ve geri püskürtmeye hazırlar.  

ABD'deki bu önde gelen karar alıcılar, İsrail'in ABD'yi kendi düşmanlarına karşı sonu gelmeyen savaşlara sürüklemek için 11 Eylül'de yaklaşık 3 bin kişinin öldürülmesini organize etmiş olmasından rahatsızlar. İsrail'in, ana akım medya üzerindeki hâkimiyeti aracılığıyla Amerikan kamuoyunu aldatmaya devam etmesine öfkeliler. İsrail lobisinin şantaj ve tehditler yoluyla Kongre'yi etkilemesi karşısında kızgınlar. İsrail'in 11 Eylül yanıltma harekâtını gerçekleştirme biçiminin hem Anayasa hem de ulusal hazinenin içini boşaltmasından, Amerika'yı uluslararası bankerlere borç batağına sürüklemesinden ve ülkenin ekonomik geleceğini yıkmasından iğreniyorlar. 

Eski CIA Ajanından 11 Eylül İtirafı: "Aylar öncesinden haberimiz vardı"

11 eylül itirafı
11 eylül itirafı

Eski CIA Ajanından 11 Eylül İtirafı: Bu Bir Sahte Bayrak Operasyonu


"Çünkü saldırıdan Nisan 2001 tarihinde haberdar olmuştum. Gerçekleşmesinden aylarca önce CIA’den öğrenmiştim bunu. Bu bir sahte bayrak operasyonuydu (yanıltma harekatı), daha aylar önceden bilinmekteydi. Bizim dilimizle bu bir aldatma operasyonuydu, bir psikolojik operasyondu. Bütün gözler Dünya Ticaret Merkezine doğru uçan uçaklardaydı fakat gerçek eylem kontrollü yıkım idi."

Eski CIA Ajanından 11 Eylül İtirafı: Bu Bir Sahte Bayrak Operasyonu

Press TV eski bir CIA ajanı olan Susan Lindauer ile Amerikan hükümetinin resmi 11 Eylül saldırıları anlatısı üzerine bir röportaj gerçekleştirdi.


Press TV: Öyle gözüküyor ki insanlar bu son yıllarda 11 Eylül'ün resmi anlatımını protesto için farklı yollar arıyorlar ve siz de bu duruma aşinasınız.

Lindauer: Evet, ben hedeftim, 11 Eylül'ün gizlenmesi sürecinde hedef gösterildim çünkü saldırıdan Nisan 2001 tarihinde haberdar olmuştum.  Gerçekleşmesinden aylarca önce CIA'den öğrenmiştim bunu -o sıralarda BM'de Irak ve Libya'ya bakıyordum- ve Irak misyonundaki diplomatik bağlantılarımdan bir tehdidin varlığını bildirmelerini istenmişti. Onlara, eğer uçakların kaçırılıp Dünya Ticaret Merkezine çarptırılmalarıyla -tam olarak böyle- ilgili herhangi bir komplo keşfetmeleri halinde arka kanalımızdan bize bunun istihbaratını vermemeleri halinde kendilerini bununla sorumlu tutacağımızı, onları taş devrine döndürene dek bombalayacağımızı söyledik.

Bunlar olurken ambargolara çok karşıydım ve Irak halkınının durumunu iyileştirmek için çalışıyordum. Irak büyükelçiliğinin ve Irak hükümetinin en tepesi kadar ne yaptığını tam olarak bilen gizli bir arka kanalım vardı, onlar da benim kim olduğumu ve ne yaptığımı iyi biliyorlardı.

Diplomasi ve diyaloğun çatışmaları çözmek için en iyi yol olduğuna inanıyorum. En azından buna çaba gösterdim. Irak halkı adına da çok üzgünüm, ama elimden geleni ardıma koymadım, maalesef başarısız oldum.

Press TV: Dolayısıyla kısaca 11 Eylül hakkında, bunun Irak'a savaş ilan etmek için bir bahane olduğunu söylüyorsunuz, fakat bununla ilgili elinizde başka kanıtlar da var, öyle değil mi?

Lindauer: Bu bir sahte bayrak operasyonuydu (yanıltma harekatı), daha aylar önceden bilinmekteydi. Bizim dilimizle bu bir aldatma operasyonuydu, bir psikolojik operasyondu. Bütün gözler Dünya Ticaret Merkezine doğru uçan uçaklardaydı fakat gerçek eylem kontrollü yıkım idi.

Yani bu şu anlama geliyor ki istihbarat düzeyindeki birileri koordinasyon içindeydiler, pilotları eğitiyorlar ve bunun olmasına müsade ediyorlardı. Ve aynı zamanda da Dünya Ticaret Merkezini, Amerikan hava sahasını koruyacak bütün koruma unsurlarını da -uçakları hemen düşürebilecek jet sistemi olan NORAD gibi- uzaklaştırıyorlardı. Yapılabilecek çok basit şeyler vardı ve bunların hepsi bloke edildi.

“El Nusra’cılar, kadınları kocalarından zorla alıyor”

el nusracılar
el nusracılar

‘Kadınlara Allah adına el koyuyorlar’CHP Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ, bölgedeki kampları gezdi. Mültecilerden Suriye’deki kabusu dinledi ve SÖZCÜ’ye anlattı:

TÜR­Kİ­YE sı­nı­rın­da­ki El Nus­ra gru­bu, in­san­la­rın ka­fa­sı­nı üç de­fa “Al­lah-ü ek­be­r” de­dik­ten son­ra ke­si­yor. Bu gru­bun üye­le­ri, göz­le­ri­ne kes­tir­dik­le­ri ka­dın­la­rı da, yan­la­rın­da ko­ca­sı ya da bir ya­kı­nı olup ol­ma­dı­ğı­na al­dır­ma­dan so­kak­ta dur­du­ru­yor. Bir eli­ni ka­dı­nın om­zu­na ko­yu­yor, ar­dın­dan üç de­fa tek­bir ge­ti­ri­yor ve “Ar­tık bu be­nim ka­rı­m” di­ye­rek alıp gö­tü­rü­yor. Bu­na kar­şı çı­kan­la­rı da, he­men ora­da ya vu­ru­yor, ya da ka­fa­sı­nı ke­si­yor. Bu grup­la­ra, bu uy­gu­la­ma­la­rı yü­zün­den bü­yük tep­ki var.

Yar­dı­ma el ko­yu­yor­lar

Tür­ki­ye, Su­ri­ye­’ye önem­li öl­çü­de yar­dım mal­ze­me­si gön­de­ri­yor. Ora­da zor du­rum­da bu­lu­nan­la­ra da­ğı­tıl­mak için gön­de­ri­len yar­dım­la­ra, si­lah­lı mu­ha­lif grup­lar el ko­yu­yor. Bu yar­dım­lar, da­ha son­ra ka­çak yol­lar­dan Tür­ki­ye­’ye so­ku­lup, ucuz fi­yat­la sa­tı­lı­yor.

Böl­ge ca­sus kay­nı­yor…

Ga­zi­an­tep, Ha­tay, Şan­lı­ur­fa ve Ki­lis baş­ta ol­mak üze­re sı­nır il­le­rin­de, pek çok ül­ke­ye ait yar­dım amaç­lı si­vil top­lum ku­ru­lu­şu fa­ali­yet gös­te­ri­yor. Bun­la­rın, in­sa­ni yar­dım­dan çok ca­sus­luk fa­ali­yet­le­ri yü­rüt­tü­ğü be­lir­ti­li­yor. Böl­ge­nin ajan kay­na­dı­ğı­nı bü­tün yet­ki­li­ler bi­li­yor.

Ga­zi­an­tep üs­le­ri ol­du

Be­nim Gaziantep’teki kamp­la­rı gez­di­ğim dö­nem­de, Su­ri­ye­li mu­ha­lif­le­rin üst dü­zey yö­ne­ti­ci­le­ri hem ken­di ara­la­rın­da, hem dev­let yet­ki­li­le­riy­le Ga­zi­an­te­p’­te gö­rü­şü­yor­du. Esad kar­şıt­la­rı, Ga­zi­an­te­p’­i ade­ta bir üs gi­bi kul­la­nı­yor. Bu­luş­ma, top­lan­tı yap­ma ve ka­rar al­ma ye­ri ola­rak Ga­zi­an­te­p’­in se­çil­me­si, cid­di bir gü­ven­lik so­ru­nu da ya­ra­tı­yor.

Gü­ven­lik ris­ki yük­sek…

Kamp dı­şın­da bu­lu­nan Su­ri­ye­li­le­r’­in ne­re­de ol­duk­la­rı, kaç ki­şi ol­duk­la­rı bi­lin­mi­yor. Bu du­rum, gü­ven­lik yö­nün­den de bü­yük bir risk oluş­tu­ru­yor. Sı­nır il­çe­miz Kar­ka­mı­ş’­ta bir par­ka git­tim. Bir tek Türk va­tan­da­şı yok­tu. Her ta­raf Su­ri­ye­li do­luy­du. Mül­te­ci­ler, iş­yer­le­rin­de ucuz iş­gü­cü ola­rak gay­ri in­sa­ni şart­lar­da ça­lış­tı­rı­lı­yor­lar. Fu­huş al­mış ba­şı­nı yü­rü­müş.
Su­ri­ye­li­ler ara­sın­da, PKK’­nın bu ül­ke­de­ki ko­lu olan PYD’­ye des­tek yüz­de 10-15’ler ci­va­rın­day­dı. Ancak des­tek yüz­de 50’le­re ka­dar çık­mış du­rum­da.

Er­do­ğa­n’­a bed­du­a edi­yor­lar

Ül­ke­miz­de çok zor ko­şul­lar al­tın­da bu­lu­nan Su­ri­ye­li­ler, olay­la­rın bu ha­le gel­me­sin­de Baş­ba­kan Tay­yip Er­do­ğa­n’­ın ro­lü ol­du­ğu­na ina­nı­yor­lar. Tür­ki­ye­’nin, Su­ri­ye­’yi terk et­me­le­ri için ken­di­le­ri­ni teş­vik et­ti­ği­ni an­la­tı­yor­lar. Bu­gün içi­ne dü­şü­rül­dük­le­ri du­rum­dan da Er­do­ğa­n’­ı so­rum­lu tu­tu­yor ve ona bed­du­a edi­yor­lar.




****

MUHALİFLERİN "CİHAD NİKAHI" DEDİĞİ MUT'A NİKAHI HALKA HALKA YAYILIYOR.

Kadınlarla saatlik ya da günlük nikah yapıyorlar.

Tunus İçişleri Bakanı'ndan 'cihad el nikah' açıklaması

Bu ay öne çıkanlar