19 Haziran 2017 Pazartesi

20 maddede, milletimizden gizlenen Suriye gerçekleri | Akademi Dergisi

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, bop projesi, suriye sorunu, beşar esad, ışid, mossad, cia, akp'nin gerçek yüzü, pkk, siyonistler, türkiye, nato, abd, atom bombası üsleri

Onlar harp kaçkını ve onursuz sözde mülteci Suriyeliler değil, onlar işlerini, ailelerini, sevdiklerini, hayallerini terk ederek vatan savunması yapan, BOP yani Büyük İsrail Devleti projesi karşısında devleşen Suriye ordusu askerleri...

Suriye ile ilgili bilinmesi gerekenler:

1. Suriye, Amerikan/İsrail sömürücülüğüne, örtülü işgallere, örtülü haçlı seferlerine karşıdır.

2. Suriye, İsrail ile savaştadır ve ateşkes durumundadır. Suriye Yermük mülteci kampında yarım milyon Filistinli'ye sahip çıkıp bakıyordu.

3. Suriye ile İsrail arasında hiç bir diplomatik ilişki yoktur.

4. Suriye'de Şam'da İsrail elçiliği yoktur.

5. Suriye'nin herhangi bir şehrinde İsrail konsolosluğu yoktur.

6. Suriye bir aile devleti değil bir millet cumhuriyetidir.

7. Suriye'de mezhepçilik yasaktır.

8. Suriye halkının en az % 80'i Sünnidir.

9. Suriye halkı, Şii ve Sünnileri, hatta müslim ve gayr-i müslimleri birlik içinde, kavgasız yaşarlar.

10. Suriye Ordusunun en az %80'i Sünnidir.

11. Suriye'de parlamentonun ve bakanların yaklaşık % 80'i Sünnidir.

12. Suriye halkı vatan ve devletinin yanındadır ve Suriye
devleti ve halkı Türkiye'nin dostudur. (Amerikan İsrail uşakları hariç.)

13- Suriye genel müftüsü (Bizdeki karşılığı ile Diyanet işleri başkanı) Sünnidir.

14- Suriye'de askerlerin, polislerin bile sakallı olmaları, namaz kılmaları, eşlerinin tesettürlü olması serbesttir. Her zaman da serbestti. Beşar Esad da bunları yasaklamadı. Özgürlük yok denilen Suriye'de İslami özgürlükler her zaman bizden fazlaydı, şu anda da öyle. Nikah, miras gibi hususlarda İslam hukukuna göre kararlar alınır.

15- Beşar Esad Suriye'de hiç kimseye dininden, mezhebinden ve ırkından dolayı zulüm etmedi.

16- Esad devletin başına geçtikten sonra iç ve dış borçları nerede ise sıfırlamak üzereydi. Çok sayıda Kur'an kursları açtı, on binlerce hafız yetişti. Teknolojik atılımlar yapıldı. Suriye'nin yerli otomobili üretildi, bolca satıldı, kullanıldı. İki teknoloji şehri kurulması planlanıyordu. İnternet büyük bir hızla yaygınlaştırıldı. Fikir ve vicdan hürriyeti hızla artırıldı.

17- Suriye'deki Sünni alimler gönül rızası ile Esad'dan yana saf tuttular ve bunların önde gelenlerini, "IŞİD terör örgütüdür. Muhalifler denilenler İslam hukukuna göre de terör örgütüdür' dedikleri ve ittifakla bunu belirten bir imzalı yazı yayınladıkları, sonra da durmayıp her fırsatta Suriye halkını bu sözde İslami, özde Siyonist pususu terör örgütlerinden uzak tutmak istedikleri için muhalifler katletti. Aslen Cizreli olan Suriyeli Sünni alim Said Ramazan el Buti'yi de bu nedenle, camide sohbet verirken, bombalı saldırı ile katlettiler ki bu saldırı sırasında henüz çocuk yaşlarda olan torunu ve oradaki siviller de şehit düştüler.

18- Türkiye'de sözde Türk, özde gizli Yahudi ve gizli Ermeni basın ve medya Suriye'yi yangın yeri gibi göstermeye başladığında, Suriye'de mantar tabancaları bile patlamıyordu. Suriye iç savaşı denilen şey başlamadan önce bizim sınır illerimizde konteyner kentler kurulmaya başlanmıştı ve bunları iki Amerikalı Siyonist senatör yerinde incelemişti. Bu senatörlerle, IŞİD'in MOSSAD casusu lideri Ebu Bekir el Bağdadi (Gerçek adı ile Simon Elliot)'nin, bölgede bir arada iken görüldüğü çok sayıda fotoğraf da mevcut.

19- CNN international ve Sünnileri kafir sayan Vehhabi Katar'ın, terör destekçisi ve CIA güdümlü el Cezire kanalının çalışanları, bir an geldiğinde topluca istifa ettiler ve "Yeter. Suriye'de bir şey yok. Bütün dünyayı kandırıyoruz" dediler. CNN'in yalan haberleri onlarca defa ispat edildi. El Cezire'nin 'Esed sivilleri katletti', 'Esed yine kimyasal kullandı' şeklindeki haberlerinin de yalan olduğu defalarca ispat edildi. Hatta ilerleyen yıllarda bölgeye gidip inceleme yapan Birleşmiş Milletler yetkilileri "Burada Esad değil, muhalifler kimyasal silah kullanıyorlar' dediği resmi bir rapor yayınladı.

20. Her şeye rağmen Suriye kazandı. BOP yani Büyük İsrail projesi çöktü. Suriye'nin büyük bölümü CIA+MOSSAD+AKPKK güdümlü teröristlerden temizlendi ve AKPKK sözde mülteci, özde harp kaçkını onursuz Suriyelileri, hala bir ümitle BOP bitmesin diye ülkemizde tutuyor. Bu kadar emek ve masrafın heba olmamasını istiyorlar. Zorlansalar da Suriye topraklarının Büyük İsrail'e katılmasını istiyorlar. Sonraki hedef ise İran ile Türkiye olacak.. Türkiye'nin de bu çerçevede bölünmesi için eyalet sistemine geçilecek, çoktan bitmiş ve devlet gücü ile yeniden canlandırılmış PKK bahanesi ile bir dizi ihanet sergilenecek. Meclise PKK'lilerin vekil diye doldurulmasından tutun da, daha onlarca önemli gelişmenin/değişmenin/kararın arkasında hep aynı proje var: Büyük İsrail Devleti Projesi...

Suriye gerçeklerini yıllardır şurada anlatıyoruz: www.GercekSuriyeSorunu.blogspot.com

***


Onlar harp kaçkını ve onursuz sözde mülteci Suriyeliler değil, onlar işlerini, ailelerini, sevdiklerini, hayallerini terk ederek vatan savunması yapan, BOP yani Büyük İsrail Devleti projesi karşısında devleşen Suriye ordusu askerleri...

Altı yılı aşkın süredir devam eden yorucu ve yıkıcı savaşın gölgesinde, geçen hafta Irak sınırına ulaşan Suriye ordusundan askerler ile bir röportaj gerçekleştirildi.

almasdarnews. com'un haberine göre Sham FM tarafından gerçekleştirilen röportajda, ülkenin savunmasındaki askerlerin hayalleri ve ne işle meşgul olmak istedikleri soruldu.



Gerçek sahibi CIA olan Facebook ve benzeri sosyal ağlar bizi sansürlüyor. Bizi Telegram kanalımızdan takip edin: www.t.me/AkademiDergisi (Takipçiler birbirinin isim ve telefon numaralarını bile göremez. Çok güvenli ve huzurlu bir ortamdır.)

16 Haziran 2017 Cuma

Türkiye, Suriyeli sözde mültecilere sırf Büyük İsrail Projesi için bakıyor | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, vladimir putin, suriye sorunu, iç savaş, mossad, akp'nin gerçek yüzü, kilis, Suriye, cia, bop projesi, büyük israil, katar,


Memleketin geldiği hale bakın!


Nüfusunun büyük çoğunluğu Suriyeli harp kaçkını onursuzlardan oluşan Kilis'te, artık belediye anonsları bile Arapça yapılıyor.

Üstelik her bayram olduğu gibi bu bayram da Suriyeliler akrabalarını görmek için Suriye'ye geçecekler ve bayram sonrası geri dönecekler.

Orada harp varsa ya da işgal varsa ya da iç savaş varsa, bunların çoğu savaşabilecek durumda kişiler ise, burada bunca yıldır işleri ne? Hangi tarafı haklı görüyorlarsa o tarafa katılsınlar. İki tarafı da haksız görüyorlarsa üçüncü tarafı oluştursunlar. Var mı böyle vatan terk edip kendi menfaatine bakmak?

Bunların akrabaları orada durabiliyorsa, bunların burada işleri ne?

Bunlar oraya gidip kalıp sonra sağ salim dönebiliyorlarsa, bir daha neden geri kabul ediyoruz?

Haydi her şeye tamam diyelim, illa kendi milletimiz açken bunlara bakacaksak, kendi ülkelerine gönderelim, maaşları da orada dağıtalım, yardımları oraya gönderip dağıtalım, yeniden toparlanmalarına, orada hayata tutunmalarına zemin hazırlayalım. Hatta yıkılan şehirlerini, binalarını yeniden yapmalarına yardımcı olalım. Öncelikli olarak hastahaneler, okullar kuralım, onlar da gereğince gayret etsinler. Zaten Suriye'nin çok büyük bölümü CIA ve MOSSAD ve AKPKK güdümündeki sözde mücahid, özde katil sürülerinden temizlendi. Geçenlerde Putin bile "Suriye'de iç savaş bitti" dedi. Dünyaya ilan etti. Bizi Katar krizi ile yatırdılar, Katar krizi ile kaldırdılar.

Yahu birisi mantıklı bir açıklama yapsın; bunları BOP yani Büyük İsrail projesi tamamen son bulmasın diye bunca masrafa ve bütün bir milletimizin tepkisine rağmen beslemiyorlar mı? Bu yaptıkları, vatana, millete, ümmete ve insanlığa ihanet değil mi?



Gerçek sahibi CIA olan Facebook ve benzeri sosyal ağlar bizi sansürlüyor. Bizi Telegram kanalımızdan takip edin: www.t.me/AkademiDergisi (Takipçiler birbirinin isim ve telefon numaralarını bile göremez. Çok güvenli ve huzurlu bir ortamdır.)

24 Mayıs 2017 Çarşamba

ABD, kendisinin kurup kullandığı sözde İslami terör örgütü IŞİD'le mücadele bahanesi ile, yine kendisinin kurup kullandığı terör örgütü PYD/PKK’ye Suriye'de iki büyük askeri sevkiyat daha yaptı.| Akademi Dergisi

akademi dergisi, donald trump, haseke, ırak, Mehmet Fahri Sertkaya, pkk, pyd, rakka, simelka kapısı, Suriye, Terör Örgütü,

ABD, kendisinin kurup kullandığı sözde İslami terör örgütü IŞİD'le mücadele bahanesi ile, yine kendisinin kurup kullandığı terör örgütü PYD/PKK’ye Suriye'de iki büyük askeri sevkiyat daha yaptı.

Her şey bölgede varlığını bir bahane ile devam ettirmek, askeri gücünü tutmak, iyice zora düşmüş olsa da BOP çerçevesinde Esad'ı ve Suriye'yi de devirmek için...

Sevkiyatlar, ABD'nin terör örgütü PYD/PKK’yı silahlandırma politikasını Başkan Donald Trump'ın resmi kararnamesi haline getirmesinden 6 gün sonra başladı.

15 ve 20 Mayıs tarihlerinde, Irak - Suriye sınırındaki Simelka kapısından iki ayrı sevkiyatta 100 civarında tır PYD/ PKK bölgesine girdi.

Haseke'ye, ardından Rakka'nın kuzey kırsalına yönelen ve içinde çok sayıda akaryakıt tankeri de olan konvoylarda askeri zırhlı araç, iş makinası ve konteynırlara yüklü mühimmat taşındığı görüldü.

PYD/PKK'nın cephe hatlarından çekerek sosyal medya hesaplarında paylaştığı görselleri incelenmesiyle son askeri sevkiyatlara kadar örgütün elinde, ABD yapımı çoklu roket atar rampaları, 80 ve 120 milimetre havan, MK19 bomba atar, M4 Cabrine ve M16 piyade tüfekleri ile Humwee tipi askeri araçlar ve Cougar tipi zırhlı personel taşıyıcıların yanı sıra Türkiye'nin taleplerine rağmen satmaya yanaşmadığı FGM-148 Javelin tank savar füzeleri bulunduğunu tespit etmişti.

23 Mayıs 2017 Salı

ÖSO komutanı, Türkiye’nin YPG’ye karşı 10 bin kişilik bir ordu kurmakta olduğunu iddia etti. | Akademi Dergisi

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, özgür suriye ordusu, ypg, idlib, cerablus, türkiye, pkk, sputnik, suriye sorunu, menbiç, afrin, tel abyad

Türkiye’nin YPG’ye karşı “Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) mensubu 10 bin kişilik bir orduyu kurmakta olduğu” iddia edildi. Bu iddiayı yansıtan Rus haber ajansı Sputnik’e konuşan bir ÖSO komutanı ise;

➥ "Türkiye YPG'ye karşı harekat yapmak ve Cerablus'tan İdlib'e kadar olan güvenli bölgede görev almaları amacıyla Suriyelilerden oluşan bir ÖSO ordusu kuruyor. Bu çalışma 3 aydır devam ediyor” dedi.

Sputnik;

➥ “Türkiye, YPG'ye karşı ÖSO mensuplarından oluşan 10 bin kişilik bir ordu kuruyor” iddiasını yansıttığı haberinde “ÖSO kaynaklarından edinilen bilgilere göre Türkiye, PKK'nın Suriye kolu olarak gördüğü ve kendisine tehdit olarak algıladığı YPG'ye karşı bir ÖSO ordusu kuruyor” ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin aynı zamanda “Cerablus'tan İdlib'e kadar olan bölgede güvenli bölge kurmak istediği ve bu güvenli bölgede görev almaları için bu ÖSO ordusunu oluşturduğu” savlarının aktarıldığı habere göre Sputnik'e konuşan ve eğitimde yer aldığı belirtilen bir ÖSO komutanı şunları söyledi:

➥ "Türkiye, YPG'ye karşı harekat yapmak ve Cerablus'tan İdlib'e kadar olan güvenli bölgede görev almaları amacıyla Suriyelilerden oluşan bir ÖSO ordusu kuruyor. Bu çalışma 3 aydır devam ediyor. Gaziantep ve Kilis'te Özel Kuvvetler'e bağlı Türk askerleri eğitim veriyorlar. Eğitimler 45 günlük oluyor. Suriye'nin İdlib, Halep, Şam, Hama kentlerinden Suriyeliler eğitime katılıyorlar. Gönüllü olarak bu orduda yer alıyorlar. Eğitime katılanların çoğu Türkmen ve Araplardan oluşuyor. Kürtler de var ama sayıca azlar."

Aynı komutan, "eğitimin kısa bir süre sonra sona ereceğini, kurulan ÖSO ordusunun hedefinde ilk etapta Menbiç, Afrin ve Tel Abyad olacağını" söyledi.

14 Mayıs 2017 Pazar

Suriye'deki son kimyasal saldırı tiyatrosunda bir Türkiye televizyonu şüpheli | Kimyasalları taşıyan örgüt üyesi konuştu | Akademi Dergisi

akademi dergisi, beyaz miğferliler, gerçek yüzü, gizlenen gerçekler, ılımlı muhalifler, kimyasal silahlar, Mehmet Fahri Sertkaya, suriye sorunu, türkiye, velid hindi,

Suriye Devlet Televizyonu, hazırladıkları kurgu videolarla bilinen "Beyaz Miğferliler" ile ilgili olarak, örgütün eski üyeleri olduğu iddia edilen kişiler tarafından yapılan itirafları yayımladı. Suriye Resmi Arap Haber Ajansı'nda (SANA) yer alan haberde, bir Türk televizyonunun da işin içerisinde olduğu iddia edildi.

Suriye televizyonunun dün akşam yayınladığı itiraflarda, örgütün eski üyeleri Halep’in muhtelif bölgelerinde çekimi yapılan film ve fotoğrafların hazırlanış şekline ilişkin aktarımlarda bulundu. Yapılan itiraflarda Velid Hindi isimli bir şahıs, "Beyaz Miğferliler Dostları" isimli yapıda 3 yıldan fazla bir süre faaliyet gösterdiğini belirtti. Velid bu süre boyunca "Yerel Meclis" adıyla bilinen ve "ılımlı muhalifler" adı verilen oluşumdan para aldığını ifade ederken, bu paraların Arap Körfez devletleri tarafından finanse edildiğini söyledi.

Hindi ayrıca, kendilerine kimyasal silah saldırısı yapılacağı haberinin ve kimyasal maddelerden korunmaları için özel kıyafetler verildiğini belirtti. Ardından Türkiye'ye ait bir televizyon kanalının sinema filmi çeker gibi görüntüler çektiğini söyleyen Hindi, bu görüntülerin Suriye ordusunu suçlama amacıyla kullanıldıklarını ifade etti. Görüntülerin İbrahim Hac ve Muhammed el Seyid adlarıyla bilinen kişiler tarafından çekildiğini söyleyen Hindi,; bu gibi görüntülerin hazırlanması çalışmalarında birçok kez yer aldığını da iddia etti.

"KİMYASAL MADDELERİ BEN TAŞIDIM"

İtiraflarda bulunan bir diğer isim olan İmad Abdüccevad ise, Halep’te bulunan muhaliflerin ellerinde kimyasal maddelerin bulunduğundan emin olduğunu, bu maddeleri bizzat kendisinin taşıdığını söyledi.

Abdüccevad, muhaliflerin saflarında faaliyet gösterdiği sırada bu maddeleri kamufle ettiklerini ve kendisinden bunların temizlik maddeleri olduğunu söyleyip Sükkeri Semtinden Amiriye Semtine aktarmasını talep ettiklerini ifade etti.

Bir defasında bu maddelerle yüklü 2 aracı boşaltıp üçüncüsünü boşaltırlarken kokunun kendilerini etkilediğini belirten Abdüccevat; bunun üzerine gerçekte ne olduğunu öğrenmeye çalıştıklarını söyledi. Abdüccevat, 3 araba dolusu kimyasal maddeyi bir binanın girişine bırakmalarının ardından, o maddelerin kimyasal gaz maskeleri ve özel kıyafetler giyen başka şahıslarca binanın içine taşınıp yer altında bulunan depolara saklandığını gördüklerini belirtti. 

Bu maddelerin saldırılarda kullanılan ve "cehennem topu" adı verilen mutfak tüplerine doldurulduklarını da gözleriyle gördüklerini ifade eden Abdüccevat, daha sonra bunu görenlerin tümünden silahların alındığını sözlerine ekledi.


Bu ay öne çıkanlar