27 Eylül 2017 Çarşamba

IŞİD'le mücadele konusunda Rusya'dan ABD'ye eleştiri geldi. | Akademi Dergisi

akademi dergisi, rusya, ABD Amerika Birleşik Devletleri, ışid, suriye, terörist, dış işleri bakanları,

Rusya: ABD, IŞİD'le mücadelede gerekeni yapmıyor.

IŞİD'le mücadele konusunda Rusya'dan ABD'ye eleştiri geldi.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, ABD'nin daha önce yaptığı IŞİD'le mücadele taahhütlerine rağmen, buna tamamen aykırı davranışlarda bulunduğuna işaret etti.

7 Temmuz 2017 Cuma

Servet Avcı: Suriyeli sayısını İçişleri Bakanlığı bilmiyorsa! | Akademi Dergisi

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, servet avcı, suriye sorunu, suriyeliler, beşar esad, ışid, ensar, muhacir, göçmenler, zulüm, fitne, akp'nin gerçek yüzü, içişleri bakanlığı

Son zamanlarda Suriyeli göçmenlerin karıştıkları olaylar ve çıkan gerginliklerle ilgili İçişleri Bakanlığı'nın açıklamasına bakar mısınız: 

➥ "Sivil, asker demeden insanların katledildiği bir savaştan kaçarak ülkemize sığınmış, milletimizin yüce gönlüne kendisini emanet etmiş, ailesi ve çocuklarıyla birlikte vatanımızı evi bilmiş 3 milyonun üzerinde Suriyeliyi misafir etmekteyiz..."

"3 milyonun üzerinde"!.. Tam sayı kaç? Böyle resmî açıklama mı olur? İçişleri Bakanlığı tam sayıyı bilmiyorsa kim bilecek? Aslında bu ifade bile yöneticilerin Suriye ve Suriyeliler konusunda ne kadar 'bilgili' olduğunu tahmin etmeye yetiyor değil mi?

Bakanlığa göre, son günlerde Suriyelilerle kendi vatandaşlarımız arasında zaman zaman yaşanan gerginlikler, toplum içinde infial oluşsun diye abartılarak veriliyor ve bu konu, bir fitne, bir nifak ve iç siyaset malzemesi hâline getirilmeye çalışılıyor...

Doğrusu kimse Suriyeliler meselesini değerlendirirken, orada yaşanan vahşeti, insanlık dramını, bir yandan IŞİD diğer yandan Esad zulmünü inkâr edemez, edememeli... Dolayısıyla çoluk, çocuk, masum, mazlum insanların Türkiye'ye sığınması ve tarihî bu tür göçlerle mazluma kucak açmakla geçmiş Anadolu'nun kapılarını açık tutması da kaçılamayacak bir sorumluluktu...

Esas problem sonra başlıyor... Neden bu göçmenlerin tamamını kamplarda tutmak yerine, ülkenin her bir yanına yayılmalarına ve şehirlerde bir nevi gettolar oluşturmalarına göz yumuldu? Bunun doğurabileceği sosyal problemler nasıl hesaplanamadı? Bunu öngöremeyen devlet modern anlamda ne kadar devlet gibi davranmıştır?

Gerginliğe kaynaklık eden ikinci problem de bu Suriyelilerin cinsiyet ve yaş durumları... Kadın, yaşlı ve çocukların, savaşamayacak durumda olanların Türkiye'ye gelmeleri ve şartlar düzelinceye kadar kalmaları anlaşılabilir bir durum... Ya erkekler? Eli silah tutacak yaştaki milyonlarca erkeğin, bir başka ülkede nargile tüttürüyor, toprakları işgal altındayken, bir başka ülkenin sahillerini sere serpe işgal ediyorsa, bunun da o 'ensar ülkesi'nde rahatsızlığa yol açması son derece normal!.. Hele o ülke şehit haberleriyle her gün yanan bir ülkeyse...

Kendi toprakları için savaşsalar onlara saygı duyacak, çoluğuna çocuğuna, geride kalanlarına yardım edecek bir millettin bu yaygın ve topyekûn kaçışa uzun süreli tahammülü elbette kolay değil... Ayrıca bu kaçışa aracılık ederek, Türkiye topraklarını neredeyse 'yeni yurt' olarak tayin edenler, bilerek veya bilmeyerek fark etmez, Suriye topraklarının daha farklı ülke, örgüt ve topluluklar için mümbit bir alan açtıklarını anladıklarında çok ama çok kalmış olunacak...

Ne zaman bu konu tartışılsa dillere yapışan bir 'ensar edebiyatı' gündeme geliyor... İçişleri Bakanlığı da söz konusu açıklamasında 'ensar ruhu'na vurgu yapmış...

'Ensar' klişesi, dince çok mukaddes ve saygın olan bu kavramı da yaralıyor... Orantısız bir güce karşılık, İslâm'ın emekleme yıllarında ayetle gerçekleşen olgu ile bugün Suriye'de yaşananları karşılaştırıp, hüküm çıkarmak ne kadar doğru?

Suriye'de sonuçlanmış, taraflardan biri mağlup olmuş bir savaş yok... Devam eden bir savaş var... Bu devam eden savaşta ülkeleri için savaşacak bedenî gücü olmasına rağmen topraklarını terk etmiş ve savaşmaya niyetli gözükmeyen milyonlarca 'erkek' var; üstelik mâliyetleri 'ensarlık' adına milletin omuzlarında!..

Evet, Allah rasulü, müminleri bir bedenin uzuvlarına benzetmiş, onlardan herhangi biri hastalandığı zaman diğerlerinin de ızdırap duyacağını buyurmuştur... Şüphe yok ki bu, bütün Müslümanlar için kapsayıcı bir durumdur...

Suriyelilerin bu insanlık dramına elbette seyirci kalamayız... Ama bu demek değil ki, savaşacak potansiyele sahip insanları 'savaş alanı' dışında tutmak ve onları tatil ettirircesine ağırlamak bir zarurettir!..

Kamplarda insanca şartlarda, yaşlıyı, kadını ve çocuğu ağırlamak bize bu coğrafyanın biçtiği kaderdir... Onların dışındakilerin ülkeleri için gayrete sevk edilmeleri gerekiyor... Yoksa Türkiye topraklarındaki rahatlıkları, kendilerini güçlü hissettikleri yerlerde otorite gibi davranmaya kalkışmaları, hayatları bağımsızlık ve onur gibi kavramları koruma savaşlarıyla geçmiş Türk milletinde reaksiyona yol açıyor... Üstelik artarak...

Devleti yönetenler, bugünü göremediler, bari bundan sonrasını görebilseler!..



Dikkat! Gerçek sahibinin CIA olduğu ispat edilmiş olan Facebook ve benzeri Amerikan menşeli sosyal ağlar bizi uzun yıllardır sansürlüyor. Bu yayını paylaşıp, söz konusu sosyal ağlar üzerinde yaymayı, duyurmayı başaramayacaksınız. Ayrıca bu sosyal ağlardaki sayfalarımıza takipçi olduğunuzda, paylaştıklarımızın çoğunu göremeyeceksiniz. Bu, son sekiz senedir bu şekilde. Bu nedenle bizi, Akademi Dergisi'ni ve Mehmet Fahri Sertkaya'yı, farklı konudaki yüzlerce sitelerimizin bütün yayınlarını Telegram kanalımızdan takip etmenizi tavsiye ederiz: www.t.me/AkademiDergisi

(Takipçiler birbirinin isim ve telefon numaralarını bile göremez. Çok güvenli ve huzurlu bir ortamdır.)

2 Temmuz 2017 Pazar

CIA bağlantılı Yusuf el Karadavi, CIA bağlantılı Tayyip Erdoğan'ı paklamak için ayetin manasını tahrif ederken... | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, mehmet fahri sertkaya, mahmud efendi, mahmud ustaosmanoğlu, sahte mürşidler, müceddid, Recep Tayyip Erdoğan, yusuf el karadavi, mehmet şevket eygi, siyonizm, cia, mossad, BOP projesi,

Bir zamanlar sözde mürşid Mahmud efendi, çoktan CIA'nın kucağına düşmüş Tayyip Erdoğan ile şen şakrak iken... Az arkada da Mehmet Şevket Eygi görülüyor...


CIA bağlantılı Yusuf el Karadavi, CIA bağlantılı Tayyip Erdoğan'ı paklamak için ayetin manasını tahrif ederken...

Derviş dervişi tekkede,
Hacı hacıyı Mekke'de
BOP'çu BOP'çuyu her yerde bulur
Her zor zamanında yardımına koşar...

NATO şeyhi olarak bilinen ve IŞİD'in gerçek kurucularından İngiliz istihbaratının emrinde olan, aslen Vehhabi Katarlı olan ve çeşitli Ortadoğu ülkelerine gidemeyen, gidince halkların ayaklanıp da "Def edin şu Siyonist uşağı BOP'çuyu ülkemizden" tarzında protestolar yapmasına sebep olan Yusuf el Karadavi, CIA+MOSSAD güdümlü BOP'çu Erdoğan'ı paklamaya çalışırken...



Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Dikkat!
 Gerçek sahibinin CIA olduğu ispat edilmiş olan Facebook ve benzeri Amerikan menşeli sosyal ağlar bizi uzun yıllardır sansürlüyor. Bu yayını paylaşıp, söz konusu sosyal ağlar üzerinde yaymayı, duyurmayı başaramayacaksınız. Ayrıca bu sosyal ağlardaki sayfalarımıza takipçi olduğunuzda, paylaştıklarımızın çoğunu göremeyeceksiniz. Bu, son sekiz senedir bu şekilde. Bu nedenle bizi, Akademi Dergisi'ni ve Mehmet Fahri Sertkaya'yı, farklı konudaki yüzlerce sitelerimizin bütün yayınlarını Telegram kanalımızdan takip etmenizi tavsiye ederiz: www.t.me/AkademiDergisi

(Takipçiler birbirinin isim ve telefon numaralarını bile göremez. Çok güvenli ve huzurlu bir ortamdır.)

Trump ''IŞİD'i Clinton kurdu'' dedi, canlı yayını kesitiler | Akademi Dergisi

akademi dergisi, abd, donald trump, ışid, hillary clinton, gizlenen gerçekler,  suriye, suriye sorunu,

ABD Başkanı Donald Trump: IŞİD'i Hillary Clinton kurdu!


Akademi Dergisi

Dikkat!
 Gerçek sahibinin CIA olduğu ispat edilmiş olan Facebook ve benzeri Amerikan menşeli sosyal ağlar bizi uzun yıllardır sansürlüyor. Bu yayını paylaşıp, söz konusu sosyal ağlar üzerinde yaymayı, duyurmayı başaramayacaksınız. Ayrıca bu sosyal ağlardaki sayfalarımıza takipçi olduğunuzda, paylaştıklarımızın çoğunu göremeyeceksiniz. Bu, son sekiz senedir bu şekilde. Bu nedenle bizi, Akademi Dergisi'ni ve Mehmet Fahri Sertkaya'yı, farklı konudaki yüzlerce sitelerimizin bütün yayınlarını Telegram kanalımızdan takip etmenizi tavsiye ederiz: www.t.me/AkademiDergisi

(Takipçiler birbirinin isim ve telefon numaralarını bile göremez. Çok güvenli ve huzurlu bir ortamdır.)

19 Haziran 2017 Pazartesi

20 maddede, milletimizden gizlenen Suriye gerçekleri | Akademi Dergisi

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, bop projesi, suriye sorunu, beşar esad, ışid, mossad, cia, akp'nin gerçek yüzü, pkk, siyonistler, türkiye, nato, abd, atom bombası üsleri

Onlar harp kaçkını ve onursuz sözde mülteci Suriyeliler değil, onlar işlerini, ailelerini, sevdiklerini, hayallerini terk ederek vatan savunması yapan, BOP yani Büyük İsrail Devleti projesi karşısında devleşen Suriye ordusu askerleri...

Suriye ile ilgili bilinmesi gerekenler:

1. Suriye, Amerikan/İsrail sömürücülüğüne, örtülü işgallere, örtülü haçlı seferlerine karşıdır.

2. Suriye, İsrail ile savaştadır ve ateşkes durumundadır. Suriye Yermük mülteci kampında yarım milyon Filistinli'ye sahip çıkıp bakıyordu.

3. Suriye ile İsrail arasında hiç bir diplomatik ilişki yoktur.

4. Suriye'de Şam'da İsrail elçiliği yoktur.

5. Suriye'nin herhangi bir şehrinde İsrail konsolosluğu yoktur.

6. Suriye bir aile devleti değil bir millet cumhuriyetidir.

7. Suriye'de mezhepçilik yasaktır.

8. Suriye halkının en az % 80'i Sünnidir.

9. Suriye halkı, Şii ve Sünnileri, hatta müslim ve gayr-i müslimleri birlik içinde, kavgasız yaşarlar.

10. Suriye Ordusunun en az %80'i Sünnidir.

11. Suriye'de parlamentonun ve bakanların yaklaşık % 80'i Sünnidir.

12. Suriye halkı vatan ve devletinin yanındadır ve Suriye
devleti ve halkı Türkiye'nin dostudur. (Amerikan İsrail uşakları hariç.)

13- Suriye genel müftüsü (Bizdeki karşılığı ile Diyanet işleri başkanı) Sünnidir.

14- Suriye'de askerlerin, polislerin bile sakallı olmaları, namaz kılmaları, eşlerinin tesettürlü olması serbesttir. Her zaman da serbestti. Beşar Esad da bunları yasaklamadı. Özgürlük yok denilen Suriye'de İslami özgürlükler her zaman bizden fazlaydı, şu anda da öyle. Nikah, miras gibi hususlarda İslam hukukuna göre kararlar alınır.

15- Beşar Esad Suriye'de hiç kimseye dininden, mezhebinden ve ırkından dolayı zulüm etmedi.

16- Esad devletin başına geçtikten sonra iç ve dış borçları nerede ise sıfırlamak üzereydi. Çok sayıda Kur'an kursları açtı, on binlerce hafız yetişti. Teknolojik atılımlar yapıldı. Suriye'nin yerli otomobili üretildi, bolca satıldı, kullanıldı. İki teknoloji şehri kurulması planlanıyordu. İnternet büyük bir hızla yaygınlaştırıldı. Fikir ve vicdan hürriyeti hızla artırıldı.

17- Suriye'deki Sünni alimler gönül rızası ile Esad'dan yana saf tuttular ve bunların önde gelenlerini, "IŞİD terör örgütüdür. Muhalifler denilenler İslam hukukuna göre de terör örgütüdür' dedikleri ve ittifakla bunu belirten bir imzalı yazı yayınladıkları, sonra da durmayıp her fırsatta Suriye halkını bu sözde İslami, özde Siyonist pususu terör örgütlerinden uzak tutmak istedikleri için muhalifler katletti. Aslen Cizreli olan Suriyeli Sünni alim Said Ramazan el Buti'yi de bu nedenle, camide sohbet verirken, bombalı saldırı ile katlettiler ki bu saldırı sırasında henüz çocuk yaşlarda olan torunu ve oradaki siviller de şehit düştüler.

18- Türkiye'de sözde Türk, özde gizli Yahudi ve gizli Ermeni basın ve medya Suriye'yi yangın yeri gibi göstermeye başladığında, Suriye'de mantar tabancaları bile patlamıyordu. Suriye iç savaşı denilen şey başlamadan önce bizim sınır illerimizde konteyner kentler kurulmaya başlanmıştı ve bunları iki Amerikalı Siyonist senatör yerinde incelemişti. Bu senatörlerle, IŞİD'in MOSSAD casusu lideri Ebu Bekir el Bağdadi (Gerçek adı ile Simon Elliot)'nin, bölgede bir arada iken görüldüğü çok sayıda fotoğraf da mevcut.

19- CNN international ve Sünnileri kafir sayan Vehhabi Katar'ın, terör destekçisi ve CIA güdümlü el Cezire kanalının çalışanları, bir an geldiğinde topluca istifa ettiler ve "Yeter. Suriye'de bir şey yok. Bütün dünyayı kandırıyoruz" dediler. CNN'in yalan haberleri onlarca defa ispat edildi. El Cezire'nin 'Esed sivilleri katletti', 'Esed yine kimyasal kullandı' şeklindeki haberlerinin de yalan olduğu defalarca ispat edildi. Hatta ilerleyen yıllarda bölgeye gidip inceleme yapan Birleşmiş Milletler yetkilileri "Burada Esad değil, muhalifler kimyasal silah kullanıyorlar' dediği resmi bir rapor yayınladı.

20. Her şeye rağmen Suriye kazandı. BOP yani Büyük İsrail projesi çöktü. Suriye'nin büyük bölümü CIA+MOSSAD+AKPKK güdümlü teröristlerden temizlendi ve AKPKK sözde mülteci, özde harp kaçkını onursuz Suriyelileri, hala bir ümitle BOP bitmesin diye ülkemizde tutuyor. Bu kadar emek ve masrafın heba olmamasını istiyorlar. Zorlansalar da Suriye topraklarının Büyük İsrail'e katılmasını istiyorlar. Sonraki hedef ise İran ile Türkiye olacak.. Türkiye'nin de bu çerçevede bölünmesi için eyalet sistemine geçilecek, çoktan bitmiş ve devlet gücü ile yeniden canlandırılmış PKK bahanesi ile bir dizi ihanet sergilenecek. Meclise PKK'lilerin vekil diye doldurulmasından tutun da, daha onlarca önemli gelişmenin/değişmenin/kararın arkasında hep aynı proje var: Büyük İsrail Devleti Projesi...

Suriye gerçeklerini yıllardır şurada anlatıyoruz: www.GercekSuriyeSorunu.blogspot.com

***


Onlar harp kaçkını ve onursuz sözde mülteci Suriyeliler değil, onlar işlerini, ailelerini, sevdiklerini, hayallerini terk ederek vatan savunması yapan, BOP yani Büyük İsrail Devleti projesi karşısında devleşen Suriye ordusu askerleri...

Altı yılı aşkın süredir devam eden yorucu ve yıkıcı savaşın gölgesinde, geçen hafta Irak sınırına ulaşan Suriye ordusundan askerler ile bir röportaj gerçekleştirildi.

almasdarnews. com'un haberine göre Sham FM tarafından gerçekleştirilen röportajda, ülkenin savunmasındaki askerlerin hayalleri ve ne işle meşgul olmak istedikleri soruldu.


Suriyeli askerler hayallerini anlatıyor. Bu insanlar onursuz harp kaçkınları değil. Bunlar sözde mülteciler değil. Bunlar BOP'a yani Büyük İsrail Devleti Projesi'ne karşı devleşen Suriyeli müslüman kardeşlerimiz... 

Gerçek sahibi CIA olan Facebook ve benzeri sosyal ağlar bizi sansürlüyor. Bizi Telegram kanalımızdan takip edin: www.t.me/AkademiDergisi (Takipçiler birbirinin isim ve telefon numaralarını bile göremez. Çok güvenli ve huzurlu bir ortamdır.)

Bu ay öne çıkanlar